Üç minik adamın büyük öyküsü

Bir değil, iki değil, üç! Hem de aynı anda… Zorlu bir hamilelik ve doğumun ardından dünyaya gelmişler. Şimdilerdeyse sıcacık evlerinde mutlu mesut yaşayan üçüzlerin hikayesini anneleri Selin Taner anlatıyor.

Üç minik adamın büyük öyküsü

Dağhan, Yaman ve Yağız birbirlerine tıpa tıp benzemeseler de üçüzler. Çok zorlu bir hamileliğin ardından dünyaya gelmişler. Anneleri Selin Hanım, hamilelik zehirlenmesi, erken doğum tehlikesi, serklaj dikişi gibi ciddi sorunlar yaşamış. Üstüne bir de tam doğum yapacakken doktorsuz ve hastanesiz kalmış. Hayretler içerisinde dinlediğimiz üçüzlerin anne karnındaki ve sonrasındaki öykülerine siz de tanık olun istedik.



Eşim de ben de çocukları çok sevdiğimizden evlendikten hemen sonra anne-baba olmaya karar verdik. Yalnız normal bir hamilelik değildi istediğimiz. Yaşımdan dolayı tek doğumda iki çocuğumuzun olmasını diledik. Eşimin ailesinde değil ama benimkinde çoğul gebelik vardı. Fakat işimizi şansa bırakmadık. İkiz bebek olasılığını artırdığı için tüp bebek tedavisinde de kullanılan enjeksiyon gibi yöntemlere başvurduk. Sonunda kendimizi ikiz için hazırlamışken üçüzümüzün olacağını öğrenmek sürpriz oldu.



Böylelikle oldukça zor, maceralarla dolu ve riskli hamileliğim başladı. Doktorlar ilk olarak redüksiyonu yani diğerlerinin yaşam şansını yükseltmek için bir bebeğimin hayatına son vermeyi önerdiler. Doktorlar endişeleniyorlardı. Çünkü 4-5 aylık erken bir doğumda, bebeklerin hepsini kaybetme, akciğerlerinin gelişmemesi ya da kör doğmaları gibi bir sürü risk vardı. Onlar redüksiyona diğer iki çocuğu kurtarmak olarak bakıyorlardı. Fakat biz risk alarak üç bebeği birden yaşatmaya karar verdik.



Karnımdan çıkmaya çalıştı


Aldığımın riskler sonucunda hamilelik zehirlenmesi, serklaj (rahim ağzına dikiş atılması), erken doğum tehlikesi gibi sorunlar yaşadım. 4 buçuk aylıkken gittiğim rutin kontrolde doktor bebeklerin ölçümlerini yaptı. Sonrasında ise jinekolojik muayene istedi. O sırada Yaman’ın çıkmaya çalıştığını fark etmiş.



Yaman elini çıkartmış sanki doktora el sallıyormuş. Hemen acile yattım. Serklaj dikişi atıldı ve ben o günden sonra 24 saat hiç kalkmadan yattım.



Yine de çocuğumun hayatını sonlandırmaktan daha güzel geldi tüm bu sıkıntılar. Şimdi düşünüyorum da iyi ki bu riski almışız. Yoksa Yaman şu anda hayatta olamayacaktı. Çünkü en altta taşıdığım bebek oydu ve hamilelik süresince beni zora sokacağından doktorlar onun hayatını sonlandıracaklardı. Gerçekten de Yaman beni zorladı ama onların hayatı her şeye değer.


Eşim bu dönemde hem manevi hem de fiziksel olarak en büyük destekçim oldu. Uykusundan çok fedakarlık etti benim için. iç Hamilelik zehirlenmesinden sonra bana bir şey olacak diye özellikle çok korkmuştu. Bir de doğum sırasında ben 3, eşim 9 doğurdu dışarıda! Annem, ailemizin diğer fertleri, yardımcım herkes sürekli yanımdaydı. Tüm ailem bana ve çocuklara güç verdi, herkes sonucun çok iyi olacağını düşündü. Böyle bir pozitif enerji vardı ve bu doğuma kadar sürdü.



Doğum için doktor yok! Hastane yok!


Doğumdan üç gün önce, cuma günü fenalaştım. Doktorumu aradım, telefonu kapalıydı. Yurtdışındaymış! Son zamanlarda görüştüğüm öteki doktoru aradım. Beni hemen hastaneye çağırdı ve hastaneye yattım.



Pazar akşamı hamilelik zehirlenmesi geçirdim. Vücudum aniden inanılmaz şekilde şişti. Tehlikeli bir durum olduğu için beni hemen ertesi sabah doğuma alacaklarını söylediler. Sabahleyin koluma damar yolu takıp ameliyat önlüğü giydirerek beni doğuma hazırladılar. Fakat doktorum geldi ve yoğun bakım dolu olduğu için burada doğum yapamayacağımı söyledi. Yaşadıklarım şaka gibiydi. Asıl doktorum yurtdışında, buradaki hastanede yer yok! Nihayet asıl doktorumuzla irtibata geçmeyi başardık. Hastaneye dönmüş. Bizi acilen oraya çağırdı. Kiralık bir arabayla, kolumda damar yolu, üzerimde başka bir hastanenin ameliyat önlüğüyle doğum yapmaya gittim ve nihayet doğum gerçekleşti.


“Çocuklarımı ilk kez, doğumdan 2 gün sonra yoğun bakımda kucağıma aldım. Zor bir hamilelik geçirdim ama şimdi kollarımdalar.”



Rahme yapışan plasenta


Çocuklarım hayata gelebilmek için inanılmaz bir mücadele verdiler. Hayata sıkı sıkı tutundular. Hatta en alttaki bebeğim Yaman, hayata öyle bir tutunmuş ki plasentası rahmime yapışmış. Doğum sırasında onun plasentasını rahmimden çok ciddi bir operasyonla resmen kazıdılar. Doğumum iki saatten fazla sürmüş bu nedenle.



Üçüz bebekler normal doğum zamanından ortalama 8 hafta önce doğuyorlar. Oğullarım da 7 aylık doğdular. Doğduklarında 1,5 kilo civarındaydılar. Yutkunma refleksleri olmadığı için sütümü sağıp vermek zorunda kaldım. Zaten ancak iki ay emebildiler. Doğumdan sonra yaklaşık 1 ay yoğun bakımda kaldılar. Günde 3-4 kez hastaneye gidiyorduk. Bu yüzden hiç lohusalık yaşayamadım. Bu nedenle de çocuklarımı ilk kez, doğumdan iki gün sonra kucağıma aldım. Ağır bir doğum geçirdiğimden iki günde ancak ayağa kalkacak gücü buldum.

 

İsim hikayeleri


Oğullarımın isimlerine hamileyken karar verdik. Bunda anılarımız ve bebeklerin karakterleri etkili oldu. Üçünün de karakteri birbirinden farklı. Yaman, erken çıkmaya çalıştığı için ve beni uykumdan uyandıracak derecede tekmeler attığı için Yaman.



Dağhan, karnımın sol üst köşesindeydi. Diğerlerini hissediyordum ama o çok sessiz ve kıpırtısızdı. Endişeleniyordum. Fakat bir gün bana öyle sert ve kuvvetli bir tekme attı ki… O günden sonra onu dağ gibi sessiz ama güçlü olduğu için Dağhan diye çağırmaya başladık.



Yağız henüz karnımdayken babasına benzeyecekmiş gibi bir his vardı içimde. Babası gibi esmer, karakaşlı, kara gözlü, yakışıklı olacaktı. Gerçekten de öyle olduğu için ismi Yağız oldu.



Çok şanslıyım


Şimdi yaşadığımız tüm bu sıkıntıları, kötü maceraları geride bıraktık. Oğullarım hiç yaramazlık yapmıyor, beni üzmüyorlar. Bu aralar yalnızca yeme konusunda biraz sıkıntımız var. Kaşığa alışma dönemindeler. Biberonla sırayla, çok da hızlı içiyorlardı. Fakat şimdi yemek yedirmek ciddi zaman alıyor.


Oğullarımla çok mutluyuz. Evimize büyük bir pozitif enerji, bir mutluluk hakim. Kendimi çok şanslı buluyorum. Tek seferde üç erkek çocuğa sahip olduğum için çok şanslıyım. Evde dört erkek var şimdi. İleride birleşip erkek dayanışması yaparlar mı bilemiyorum ama bence bana çok değer verirler. Tek olduğum için beni el üstünde tutarlar sanırım. 

 

 

 

Selin Taner

Dağhan, Yaman ve Yağız'ın annesi

Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
Yorumlar
  •  
    02 Ocak 2016 Cumartesi 20:02

    Mrb selin hanım allah size bağışlasin üçüzleri inşallah sevgilerimle üçüzlerin ablası Pinar

    Cevapla
  •  
    02 Ocak 2016 Cumartesi 20:02

    Mrb selin hanım allah size bağışlasin üçüzleri inşallah sevgilerimle üçüzlerin ablası Pinar

    Cevapla

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 4874

  • Öksürüğe ne iyi gelir?
    Öksürüğe ne iyi gelir?

    Süresi : 01:21 İzlenme : 1914

  • Rahim ağrısına yoga pozları
    Rahim ağrısına yoga pozları

    Süresi : 07:00 İzlenme : 676

  • "Boşaltılamayan her duygu bedende birikir..."
    "Boşaltılamayan her duygu bedende birikir..."

    Süresi : 07:13 İzlenme : 3024

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1670

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön