Ufacık bir kurabiye, nelere yol açtı!

Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışan Birgül Heinz, oğlu Stefan Oğuzhan’ın alerji hastalığı nedeniyle yaşadığı sıkıntıyı kimsenin yaşamaması için insanları bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yapıyor.

Ufacık bir kurabiye, nelere yol açtı!

Bu, Stefan Oğuzhan’ın ufacık k bir kurabiyeyle tetiklenen alerji hastalığıyla zorlu mücadelesinin hikayesi. Uzun araştırmalar sonucu Stefan Oğuzhan’ın hastalığı teşhis edilir ve sonrasında koruyucu tedavi uygulanır… Birgül Hanım’ın ağzından bu hastalığın ortaya nasıl çıktığını ve hastalıkla baş etme öyküsünü dinliyoruz.

Annelik iç güdüsü
1972 İstanbul doğumluyum. Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışıyorum. Eşim Denis de ben de işletme mezunuyuz. 7 yıllık evliyim. Oğlumuz Stefan Oğuzhan 3 yaşında. 2007 doğumlu. Stefan Oğuzhan tek çocuk, ona kardeş düşünüyoruz ama öncelikle biraz daha büyümesini istiyoruz.

Oğluma kurabiye, simit, yumurta, kek gibi ürünleri 1,5 yaşına kadar vermemiştim. Sanki bir annelik içgüdüsüymüş gibi, alerji belirtileri yaşadığını hissediyordum. Emzirdikten sonra istemiyor, ağzıyla itiyordu. Biz bunun için birkaç doktora gittik reflülü diye teşhis konuldu ama ben bir şeylerin ters gittiğine emindim. Alışveriş merkezinde ilk defa Acıbadem kurabiyesi vermiştim, bir deneyelim diye. Küçücük bir ısırıktan sonra bir on dakika içinde Stefan Oğuzhan şiddetli bir şekilde bağırmaya başladı. O an şaşkınlık içinde ne olduğunu anlayamadım.

Kızarmaya ve şişmeye başladı
Nasıl bir ağlamaydı… Bizim de ne kadar şaşkınlık içinde olduğumuzu anlatamam. Ben abimin eşi ve çocukları vardık. Biz hızlı bir şekilde dışarı çıktık neden ağladığını anlayamamıştık. Bir baktım çenesinde arı sokmuş gibi kızarıklıklar başlamış. Neden olduğunu da hala çözememiştim.

Taksiye atlayıp polikliniğe gittik. Bizim çocuk doktorumuzun da olduğu poliklinik. Bir şeyler ters gidiyordu ama ne bilmiyordum. Taksi gelene kadar kızarıklık ve şişlikler yüzüne yayılmıştı. Vücudunda oluşmadı ama yüzünde çok vardı.

Hastaneye vardığımızda bizim çocuk doktorumuz yoktu. Başka bir çocuk doktoruna yönlendirdiler. Stefan Oğuzhan doğduğundan itibaren bu hastaneye geldiğimiz için bütün çalışanlar bizi tanırdı.

Ben panik bir şekilde doktora, kurabiye yedikten sonra başladığı dediğimde dediğim bize ilk tepkisi, çocuğunuzu susturun ben öyle bakayım oldu! Bu yüzden on dakika orada zaman beş dakika kaybettik. Stefan Oğuzhan bir gibi balon gibi şişti!

Eşim geldi, işyeri yakındı. Hemen arabayla başka bir hastaneye gitmeye karar verdik. O gün yolun boş olması büyük bir şanstı. Solunum çok zor almaya  başladı, başla göğüs kapakları kapandı. Kulaklar şişti, yüz tanınmayacak hale geldi ve benim beni çocuğum değildi kucağımdaki sanki! Kıpkırmızı şişmişti. İlk götürdüğüm hastanede çocuğuma hiçbir şey  yapmadılar ve ben öğrendim ki bize bakan doktor besin konusunda uzmanmış. O kadar ilgisizdi ki çocuğumun ölümüne sebebiyet veriyordu. Başka bir hastaneye gittiğimizde çocuğumun solunumu hissedilmiyordu!

Yanık izleri gibiydi
Hastaneye girdiğimizde vücudunu gören herkes yandı mı diye sordu. Oysa ki sadece bir kurabiyeden böyle olmuştu. Küçücük çocuk, kocaman bir şişkinlik halindeydi. Güvenlik aceleyle kucağına alıp muayeneye götürdü. Onun ellerimden kayıp gittiğini hissediyorum. Yukarı gittiğimizde doktorların sordukları ilk şey arı sokması olup olmadığıydı. Ben de kurabiye yedi deyince hızlı bir şekilde müdahale başladı.

Her yerine iğneler yapılıyordu, solunum cihazına bağlandı. Doktor müdahalesini yaparken bana “Çocuğunuzu kaybediyoruz.” dedi! O anda yaşamalı mıyım, nasıl bir hayatım olmalı, bu çocukla beraber ben de gitmeli miyim diye düşündüm! Birden taş kesilip çocuğuma sarılmıştım. Bırakmak istemiyordum, şoka girmiştim. “Son dört dakika kaybediyoruz.” dediler.

Hemşire kulağına çocuk şarkıları söyledi
Oradaki hemşire solunum cihazındaki ucunu bir anda koparıp çocuğumun ağzına soktu ve kulağına çocuk şarkıları söylemeye başladı. Dakikalarla savaşıyorlardı. Adrenalin iğnesi damar yolu açılıp yapıldıktan sonra çocukta bir düzelme başladı. Fakat şişlikler ertesi gün devam etti. Çok olmasa da bir süre kaldı. Ondan sonra bizim savaşımız başladı.

Oğlumun tansiyonu sıfıra düştüğü için bir virüs bağırsaklarına yerleşmiş ve on gün boyunca, ateşli ishal olmuştu. Oğlumuz kalem gibi kalmıştı ve dediler ki gıda alerjisi geçirmiş. Bizim sizinle bu konuda konuşmamız gerekiyor dediler. Stefan’ı son dakikada kurtardıklarını söylediler. Hastanede bir on gün yattı çünkü nedeni bulunamıyordu. Doktoralar da şaşırdı, çünkü böyle durumlarda, hasta müdahaleden sonra düzelirmiş. Ondan sonra müdahaleler devam eder ve diyete sokulurmuş. Bir süre sonra da normale dönermiş. Ama benim oğlum günden güne zayıflıyordu, poposunda da yanıklar oluştu.

Zor günler atlattık
Çok zor bir dönem geçirdik. Gece eve döndüğümüzde yeniden kırk derece bir ateş. En sonunda bir doktor bulduk. Daha önce de söylediğim gibi tansiyon sıfıra düşmüştü. O anda kanda çıkmayan bir virüs, ateşle birlikte çıkıyormuş. Hatta beyaz kan hücreleri çok yüksek, kanser araştırmasına giriyoruz dediler. İkinci bir şok yaşadım. Ondan sonra her şey ortaya çıktı. Durumu biraz daha düzelmeye başladı. İkinci bir kriz daha gelebilirmiş, öyle söylediler. İkinci atak hastanede geldi. Gece yarısı geldi. Oğlumuz düzelmeye başladı ama bu sefer de ben çöktüm. Hızlı bir şekilde kilo vermeye başladım.

Tedavisi için adrenalin ted iğnesi dediler ama Türkiye’de ted iğnesi yoktu, yurt dışından getiriliyomuş. Geçici olarak kendi çocuk doktorum yardımcı oldu. Bu hastalığın içeriğini gıda alerjisi olarak söylediler. Sonuçlar çıktı, süt ürünleri fındık, fıstık tüm kuruyemişler ve havadaki nem, Stefan Oğuzhan’ı çok etkiliyor. O Tedavisi bir yıla yakın sürdü. Alerjisi o kadar etkili ki bir gün bir alışveriş merkezine a gittiğimizde fındık poşetine dokundu ve on dakika sonra doku sol tarafı şişti. Stefan’ın bir de muz alerjisi var. Test yaptığımızda anladık. Neyse ki inek sütü yerine keçi sütü alternatifimiz çıktı. Çocuğumuza bu besin maddelerini tüketemediği için alternatifler aramaya başladık.

Ailem çok destek çıktı
Ben çok rahat bir anneyim. Çocuk her şeyi yaşamalı, mikropla yaşamayı öğrenmeli diyen bir anneyim. En iyi moral insanın kendisidir. Başka insanların ne söylediğini duymuyorsunuz. Böyle bir durum yaşandığında anneler kesinlikle panik havasından uzaklaşmalılar.

Çocuğunuzla hastalığıyla ilgili birebir konuşmanız gerekiyor. Ona hastasın demek yerine, bu herkesin başına gelebilecek bir durum diye konuşuyoruz. Ama dikkat etmediğiniz sürece ölümle karşılaşabilirsiniz. Kasım ayında beşinci derecede bir atak yaşadık ve Stefan Oğuzhan biliyordu neler yaşadığını. O yüzden artık kendi de dikkat ediyor. Ben çalışıyorum, baba çalışıyor. Anneanne biz işteyken oğlumuza bakıyor. Akşamları mutlaka iki saatimizi Stefan Oğuzhan’a ayırıyoruz. Çünkü aile yaşamınızda duygusal bir şey kaçırdığınızda bir daha geri gelmiyor.

Yaşadıklarımızı paylaştım
Bir gün bir internet sitesi kurmak aklıma geldi. Oğlumun günlüğünü tuttum. İnsanlar iğnelerin nereden temin edileceğini bilmiyor. Doktorlar sizi yönlendiremeyebiliyor. Bu siteye her şeyi yazdım. Neyi nereden temin edebileceklerini. Bu site üç buçuk ayda beklemediğim kadar çok ziyaret edilmişti. Sonra siteyi ziyaret edenler yavaş yavaş yazmaya başladılar. Sorular gelmeye başladı. Bu durumla baş etmesini bilmiyorsanız işiniz çok zor.

Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0

  • Doğum nedir?
    Doğum nedir?

    Süresi : 05:31 İzlenme : 24234

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1930

  • Pet şişelerin altındaki numaralar ne demek?
    Pet şişelerin altındaki numaralar ne demek?

    Süresi : İzlenme : 1690

  • Kamasutra pozisyonları
    Kamasutra pozisyonları

    Süresi : 00:42 İzlenme : 9755

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 978

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön