Çocukları mutlu etmek hiç de zor değil!

Her çocuğun bir hikâyesi vardır… Mutlu çocukların hikâyeleri canlı renklerle doludur ve çocuk kendi hikâyesinde ön plandadır. Önemsenir, sevilir…

Çocukları mutlu etmek hiç de zor değil!

Çocuklar için bir organizasyon yaparken önceliğim onların rengârenk hayal dünyalarını destekleyecek, hikâyesi olan tasarımlar yapmak oluyor. Ama yıllar içinde artık çok iyi bildiğim bir şey var, dünyanın en güzel ortamında, en güzel sofrasında ve mükemmel yemeklerin arasında bile çocukları olayın içine sokmazsanız, onları kazanamıyorsanız. Bir çocuğun her hangi bir organizasyondan zevk alması için, onu interaktif yapmalısınız.

 

Mesela çocuklar isimlerini bulmaya bayılırlar. Hazine aramayı inanın artık kocaman oldu diye düşündüğümüz çocuklar bile reddedemiyor. Onları güldürecek, şaşırtacak, bilgisini paylaşacağı fırsatlar verecek minik oyunlarla keyifleniyorlar.

 

Onlar için sofra kurmaya gelince de bunları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bir tek tabakla bile çocukları hiç unutamayacakları şekilde ağırlayabilirsiniz. Önemli olan detaylar…

 

Çocuklar sofrada onların ismine hazırlanmış tabakları görünce, kolaylıkla kendilerini oraya ait görüyorlar. Minicikler bile artık ‘’yuvalı’’ oldukları için, dikkat ediyorum neredeyse 2 yaşında artık hepsi isimlerini tanıyabiliyor.

 

Her türlü tasarımda yaş önemli bir faktör. Birinci sınıf çocuğuna okul fişi şeklinde hazırlayacağınız fıstık ezmeli sandviçler onu gülümsetirken, daha büyükleri onların özel ilgi alanlarına giren minik mesajlarla etkileyebilirsiniz. Notalar, futbol meraklılarına toplar minik bir beceriyle, ya da şimdi artık pasta malzemeleri satan dükkânlarda kolayca bulunabilecek kesicilerle zahmetsizce yapılabilir.

 

Hayvanların çocukların dünyasındaki yeri her zaman ayrıdır. Kemiğini arayan köpek, havucun peşinde koşan tavşan, çocuklara arkadaşlarıyla sosyalleşebilecekleri bir ortamı hazırlarken aslında onlara önemli bir öğretiyi aşılıyor: Sofralar sadece karın doyurulacak yerler değildir; keyifle vakit geçirilen, arkadaşlarla güzelleşen, hayatın paylaşıldığı çok önemli buluşmalardır.

 

Mevsim de önemli tabii minikler için hazırlanan bir sofrada. Sonbaharda okul sonrası kestane kebabına bayılıyor benim çocuklarım. Yazın ev yapımı dondurmalar hepsine en büyük ödül.

 

Sağlıklı beslenme de küçük yaşlarda önemsetilmeli bence. Taze sebze ve meyveleri cazip hale getirmenin yollarını bulmalıyız. Havuçtan çiçek, karnabahardan bulut sunmak çocuklara çok eğlenceli geliyor.

 

Bu tip sunumlarda aslında en çok çocukların bitmek tükenmek bitmeyen yaratıcılığından faydalanmalıyız. Ben bu konuda kızım ve oğlumdan o kadar çok şey öğreniyorum ki. Onlar da beraberce yapılan bir yemeği, tasarlanan bir sunumu daha istekle yiyorlar tabii.

 

Bazen bir bisküvili pastadan şekerlerle araba süsletiyorum onlara, bazen bırakıyorum tamamen kendi tariflerini uyguluyorlar mutfakta. Ve eminim mutfakta geçirdikleri zamandan çok şey öğreniyorlar.

 

Ara ara mönüye de karışmıyorum, ne isterlerse onu yapıyorum. Sosis ve pizzaya çok rabet oluyor bu durumda. Keyifle yesinler istiyorum, onları da süslüyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Selin Kutucular'ın kurduğu bu harika sofraları
fotoğraf sanatçısı Caroline Erel ölümsüzleştiriyor...

 

Tat ve lezzet şüphesiz çocukların hayatında da çok önemli. Bizler için nasıl güzel bir sofrada yemek yemek müthiş bir keyifse onlar için de her anlamda özenli sofralar bir ihtiyaç. Küçük yaşta geliştirilmiş bir damak tadı ve sofra adabı ileriye dönük çok önemli bir yatırım.

 

Hoş geçen gün oğlum soframa bakıp ‘’Anne sen daha güzel sofra kurardın, ne oldu bugün pek güzel olmamış’’ deyince, beklentileri konusunda biraz tedirgin oldum ama 10 yaşında böyle bir estetik göze sahip olmasından da gururlanmadım desem yalan olur. Belli ki onun hikayesi ince zevklerle dolu…

 

Umarım sizlerin de hikâyelerini merak ettiğiniz çocuklar vardır etrafınızda ve bu yazdıklarımdan keyif almışsınızdır. Belki onlar için kuracağınız sofralara bir ışık olur.

 

Düşünüyorum da, keşke hepimiz çocukluk hikâyelerimizi devam ettirebilsek. Biz büyüdükçe, hikâyelerimiz derinleşse ama canlılığını, renkliliğini yitirmese. Çocuklar gibi şen masalarda, ‘’art niyetsiz’’ yense, içilse… Ve en önemlisi bizi beklerken heyecanla mutfağa girebilecekler hiç eksilmese…

 

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • "Boşaltılamayan her duygu bedende birikir..."
    "Boşaltılamayan her duygu bedende birikir..."

    Süresi : 07:13 İzlenme : 2964

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1641

  • Yüz şekline uygun saç modeli nasıl belirlenir?
    Yüz şekline uygun saç modeli nasıl...

    Süresi : 02:25 İzlenme : 2360

  • Hipnozla doğum nedir?
    Hipnozla doğum nedir?

    Süresi : 02:58 İzlenme : 905

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 2619

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön