Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi tarafından yürütülen çalışma, okul çağındaki çocuklarda kilo fazlalığı oranının % 30’ların üzerine çıktığını ve hızla arttığını gösterdi.


Çocuklar egzersiz yapmayı sevmiyor

Araştırma sonuçları, oyun çağı olarak nitelendirilen 6-8 yaş grubu kız çocukların % 71’inin, erkek çocukların % 61’inin egzersiz ve spor yapmadığını bildiriyor. 9-11 yaş grubunda spor yapmayan kızların oranı % 66, erkeklerin ise % 41. Anketin yapıldığı tarihte, “Son 7 gün içinde 30 dakika veya daha fazla süreyle spor yaptınız mı?” sorusuna 12 yaş üstü erkeklerin % 68’i, kızların % 76.5’i hayır cevabı verdi. Türkiye genelinde toplamda insanların % 72’sinin spor yapmadığı ortaya çıktı. Çalışmada 6-11 yaş arası çocukların yarısının günde 2-4 saat televizyon, bilgisayar ya da tablet karşısında oturduğu bildirildi. Çocukların diğer beşte biri günde 4 ile 6 saatini ekran başında geçiriyor. Daha da önemlisi, 2-5 yaş arası çocukların günde ortalama 3.5 saat tablet ya da bilgisayar karşısında oturduğu saptandı. 12 yaş üstü gençlerin % 46.6’sı, kızların % 41.7’si 2-4 saatini televizyon ya da bilgisayar kar- şısında geçiriyor. Bu gruptaki bireylerin % 15’i televizyon ve bilgisayar karşısında 4 saatten daha fazla kalıyor. Özetle, sporu sevmeyen, ileri teknoloji bağımlısı, en hareketli olması gereken bir dönemde saatlerini ekran başında geçiren yeni bir kuşak geliyor.


Daha kötü beslenmeye başladık

Türk halkının gıda, yiyecek alışverişi yaparken en çok hangi yiyeceklerin tercih edildiğini gösteren araştırma sonuçları da çok ilginç. Alışverişte % 72.5 oranında birinci sırada çikolata, gofret, cips gibi atıştırmalıkları, ikinci sırada % 69.5 oranında içecekleri, üçüncü sırada % 57.5 oranında gazlı içecekleri, dördüncü sırada da % 56 oranında tatlı, hazır pudingi tercih ediyor. Alışverişte süt ve süt ürünlerinin tercihi % 49 ile beşinci sırada.


Çocuklar en çok hangi besinleri tercih ediyor?

Yapılan çalışmalar, çocuk ve gençlerin ev dışında en çok tercih ettikleri gıdaların fast-food yiyecekler olduğunu ortaya koydu. Ülkemizdeki fast-food tarzı beslenme kültürü “Amerikan tipi fast-food” ve Güneydoğu Anadolu mutfağının fast-food’a dönüştürülmüş şekli, yani “milli fast-food” olarak iki ayrı mutfağa bölünmüş durumda. Okul çağındaki çocuklar ve gençlerin, Amerikan tipi fast-food’da en çok hamburger, kızarmış patates, cips, kızarmış tavuk parçaları, içecek olarak da kolalı içecekleri tercih ettikleri görülmekte. Bir hamburger, kızarmış patates ve kola mönüsünün 750-950 kalori olduğu ve bu kaloriyi harcamak için 2-3 saatlik bir yürü- yüş gerektiği düşünülürse durumun önemi daha çok ortaya çıkar. Milli fast-food yiyecek grubunda en çok lahmacun, dürüm döner, içecek olarak da ayran tercih edilmekte. Dürüm döner ve ayranda 400 civarında kalori, döner porsiyonda 800-1000 kalori var. Okul kantinleri çocuklarda beslenme kültüründe önemli rol oynuyor. Çocuk okula başladığı andan itibaren çoğunlukta yüksek kalorili, yağlı yahut beyaz ekmek ve hamur ağırlıklı glisemik indeksi hızlı besinlerden oluşan yiyecek modeliyle tanışıyor ve devlet bir anlamda bu işe aracılık yapıyor. Sonuç olarak, 21. yüzyılın yeni yaşam modeli, özellikle çocuklar ve gençler için çok büyük tehlikeleri beraberinde getiriyor. Daha az spor yapan, daha çok televizyon, bilgisayar, akıllı telefonlar önünde oturan, kötü beslenen ve hızla kilo alan bir kuşak geliyor.


Türkiye ekmek tüketimiyle rekor kırdı

Yaş aralıklarına göre çocuklarda ekmek tüketiminin giderek arttığı, süt içiminin azaldığını gösteren çalışmada başka ilginç bir sonuç daha var. Çalışma, okul çağındaki çocuk ve gençlerin Avrupa ve Kuzey Amerikalı çocuklara göre % 50 oranında daha az süt, iki kat ise fazla ekmek tükettiğini göstermektedir. Türkiye 2006 yılında dünyada kişi başı yıllık 199.6 kilogram ekmek tüketimiyle Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Bu inanılmaz bir oran. Ama sevindirici nokta, 2008 ve 2012 yıllarında yapılan araştırmalar Türkiye’de ekmek tüketiminin azalıyor olduğunu gösteriyor.


Ne yapmalı?

Türkiye, diyabet ve obezite artış hızında Avrupa ülkeleri içinde birinci sırada. Dünya ortalamasının 1.5 katı. Ülkemizde diyabet ve obeziteyle mücadeleye önce çocuklar ve gençlerden başlamak gerekiyor. Onların daha doğru ve sağlıklı beslenmesi için okul programında beslenme dersleri sayısının artırılması, SUGAV gibi sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü beslenme eğitimlerinin daha fazla desteklenmesi ve yaygınlaştırılması için önlemler alınması şart. “Yemekte Denge” bu çalışmalara güzel bir örnek. Son olarak okul kantinleri yönetmenliğinin yeniden planlanması, sıcak yemek, sebze ve meyve gibi sağlıklı seçenekler oluşturan yiyecek sunmaları için yeni düzenlemelerin yapılması gerekir.



Prof. Dr. Temel Yılmaz

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.