Aşı Takvimi

40 yaş ve üzeri hamileliklerde ilk 12 haftaya dikkat!

40 yaş ve üzerindeki her 3 kadından 1’i ilk 12 haftada düşük tehdidi altında! İyi haber ise; bu süreyi atlatan, genetik testlerini yaptıran ve düzenli kontrollerini ihmal etmeyen kadınların yüzde 85-90’ı sağlıklı bir bebek dünyaya getirebiliyor.

Ülkemizde de son yıllarda ‘önce kariyer, sonra çocuk’ diyen annelerin sayısı azımsanmayacak kadar artıyor. Sevindiren haber şu ki, 35-40 yaş ve üzerindeki hamileler çoğunlukla sağlıklı bebekler dünyaya getiriyor. Yapılan çalışmalarda ileri anne yaşının kromozomal bozukluklar hariç tutulduğunda bebekte doğumsal anormallik riskini artırdığı saptanmamış. Diğer yandan, 35-40 yaş arası ve 40’lı yaşlardaki kadınların hamileliklerinde ise anneye ait bazı risklerin arttığına işaret eden çeşitli çalışmalar var. Peki ilerleyen yaş anne ve bebeğin sağlığını ne kadar etkiliyor? Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı ve Perinatolog Doç. Dr. İbrahim Bildirici, çocuk sahibi olmak isteyen 40 yaş ve üzeri kadınların en çok merak ettikleri bu soruyu yanıtladı:  

İlerleyen yaşla birlikte risk neden artıyor?
İlerleyen yaşla birlikte anne adayında yüksek tansiyon, diyabet, böbrek ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına daha fazla rastlanıyor. Ayrıca bu yaşlarda hamilelikte yüksek tansiyon, hamilelik diyabeti ve embriyolarda kromozom bozukluklarının görülme sıklığında da artış oluyor. Tüm bunlar da düşük, erken doğum, büyüme geriliği ve Down Sendromlu bebek doğurma risklerini artırıyor.

En sık 'düşük' sorunu yaşanıyor!
40 yaş ve üzerindeki anne adaylarında en sık ‘düşük’ sorunu yaşanıyor. Yapılan çalışmalara göre; 20’li yaşlardaki kadınlarda düşük riski yüzde 10-15 iken bu risk 40-44 yaş arasındaki kadınlarda yüzde 35’e, 45 yaş ve sonrasında ise yüzde 50’ye kadar yükseliyor. Yaşla birlikte düşük olasılığındaki bu artış kısmen embriyolarda daha fazla kromozom bozuklukları oluşmasından kaynaklanıyor. İleri yaştaki anne adaylarında özellikle ilk 2.5 ayda düşük riski daha yüksek. Bu erken kayıpların önemli bir kısmını önlemek pek mümkün değil. Ancak kayıpların yüzde 60-70’inde embriyo/fetus’ta ciddi genetik veya yapısal sorunlar olabildiği düşünüldüğünde aslında belki de bu erken kayıplar bir yönü ile faydalı. Yani, bir nevi doğal seleksiyon oluyor.  Ancak hemen kaygılanmaya gerek yok, çünkü günümüzde hemen her soruna karşı bir çözüm var. Önemli olan anne adaylarının düzenli takiplerini ve gereken testleri zamanında yaptırmaları.

Testler yaptırılırsa Down Sendromu'ndan kaygılanmaya gerek yok!
Yaşla birlikte hamilelikte Down Sendromu gibi kromozom anomalisi oluşma riski artıyor. Ancak 40 yaşında bu risk 70’de 1 (tüm kromozom anomalileri hesaba katılırsa 35’de 1), 45 yaşında bile risk 20’de 1 (tüm kromozom anormallikleri hesaba alınırsa 10’da 1) oluyor. Bu da şu anlama geliyor, 40 yaş üstü tüm hamilelere 11.-14. haftalar arasında koryon villüs örneklemesi (fetusun eşinden örnek alınması) ya da 15-20. hafta arası amniyosentez yapıldığında sonuç yüzde 90 ve üzeri olasılıkla normal çıkacak ve sonrasında hamileliğe güvenle devam edilebilecek. Üstelik testler tecrübeli ellerde yapıldıkları takdirde risk ancak 200’de 1 ile 1000’de 1 arasında seyrediyor.

İleri yaş hamileliğinde önemli riskler var!
Doç. Dr. İbrahim Bildirici, ileri yaşta gelişebilecek riskleri şöyle sıralıyor:


Hamilelik diyabeti: 35 yaş üzeri kadınlarda hamilelik diyabeti riskinin kabaca 2 kat arttığı kabul ediliyor. Hamilelik diyabeti olgularında iri bebek doğurma sıklığı artıyor. Ayrıca diyabetik anne bebeklerinde yenidoğan döneminde solunum sıkıntısı, kan şekeri düşmesi (hipoglisemi), bilirubin yükselmesi (yenidogan sarılığı) gibi sorunlar da daha fazla görülüyor. Kan şekerlerinin diyet, egzersiz, ilaç ya da insülin tedavisi ile sıkı kontrol altına alınmasıyla ve hamilenin yakın takibiyle normal hamilelerden farksız derecede iyi sonuçlar alınıyor.

Erken doğum: Çalışmalarda; 40 yaş ve üzeri hamilelerin 20-30’lu yaşlardaki hemcinslerine göre daha sık erken doğum (37 haftayı tamamlamadan doğum) yaptıkları saptandı. Erken doğum tehdidi tespit edildiğinde gerekli önlemlerin alınması, örneğin anneye bebek için akciğer geliştirici steroidlerin uygulanması yenidoğanların yaşam şansını artırıyor.

Düşük ağırlıklı bebek: Bazı çalışmalar 40 yaş üstü hamilelerin düşük ağırlıklı, yani 2500 gram ve altı bebek doğurma risklerinin de daha fazla olduğunu bildiriyor. Sigaranın bırakılması, kafeinli içeceklerin azaltılması gibi bazı davranış değişiklikleri önemli faydalar sağlayabiliyor.

Büyüme geriliği: Doç Dr. İbrahim Bildirici, Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi Perinatoloji bölümündeki meslektaşlarının yayınladıkları çalışmada, 40 yaş üzerindeki hamilelerde anne karnında büyüme geriliğinin 3 kat daha fazla görüldüğünü saptadıklarını belirtti. Doç. Dr. Bildirici, böyle bir durum varlığında perinatolog olarak bu bebeklerin yakın takibi ve doğumun zamanlamasında meslektaşlarına gerekli desteği sağladıklarını ifade ediyor.

Ölü doğum: Yapılan birkaç çalışma 40 yaş üzerindeki kadınların 20’li yaşlardaki kadınlara göre ölü doğum yapma risklerinin de 2-3 kat arttığını gösterdi. Halen 40 yaş üzeri kadınlardaki ölü doğumlardaki artışın sebepleri tam olarak bilinmiyor. Doç. Dr. İbrahim Bildirici özellikle 32 hafta üzerindeki hamilelerin bebek hareket takibi konusunda bilgilenmelerinin ve şüphelendikleri durumda zaman kaybetmeden doktorlarına başvurmalarının önemine işaret ediyor.

Plasenta sorunları: Plasentanın aşağıya rahim ağzı üzerine yerleştiği durum genç hamilelere göre 30’lu yaşların sonunda 2, 40’lı yaşlarda ise 3 kat daha fazla görülebiliyor. Bu durum bazen ciddi kanamalara yol açabiliyor, bu da anne ve bebek için risk oluşturabiliyor. Mümkün olursa, zamanı geldiğinde kan hazırlığı ve planlı sezaryen ile bu olgularda doğum gerçekleştiriliyor.



SERVİS
Tüm Yazarlar