Aynayla barışmanın zamanı geldi

Kadınların aynayla ilişkisi hiçbir zaman masallardaki gibi olmadı. Aynada gördüğü yansımasını beğenen, seven, büyük bir özgüvenle; ‘Var mı benden daha güzeli?’ sorusunu soranlar, şüphesiz çağımız kadınları değildi.

Aynayla barışmanın zamanı geldi

Her aynaya baktığınızda gözünüz bir kusurunuza takılıyorsa endişelenmeyin. Yalnız değilsiniz! Yeni bir araştırmaya göre kadınların yüzde 97’si gün içinde en az bir kez bedenlerinden nefret ediyor. Güzelliğin, genç ve zayıf olmak olarak algılandığı çağımızda kadınlar tehlikeli sularda yüzüyor. 

 

Kadınların aynayla ilişkisi hiçbir zaman masallardaki gibi olmadı. Aynada gördüğü yansımasını beğenen, seven, büyük bir özgüvenle; ‘Var mı benden daha güzeli?’ sorusunu soranlar, şüphesiz çağımız kadınları değildi. Aslında çağlar boyunca, kendini beğenmek ya da bize sunulma şekliyle ‘kendini beğenmişlik’, masallarda sadece kötü kalpli cadılara atfedilen bir özellikti. Masum prensesler, yüzyıllık uykulara dalan güzeller, güzelliklerinden bihaber, yüreği sevgi dolu, iyi niyetli meleklerdi. Masalların alt metni, kadınlara kendini beğenmeyi yasaklıyordu sanki. Yakışıklı, zengin, genç prensler tarafından beğenilip beğenilmemek önemliydi ne de olsa.

 

Histeriden beden dismorfik bozukluğuna:
Kadın olmak kolay değil; hiçbir zaman olmadı, hiçbir zaman da olmayacak. Bugün tarihin sayfalarında karşımıza çıkan ilk ‘kadınlara özgü’ hastalık olan histerinin, şimdi boyut değiştirerek yeniden hayatımızda belirmesi de bu yüzden. Bu kez söz konusu olan histeri değil; hiç kimse, doktorlar dahi artık bu tanıyı koymuyor. Oysa on dokuzuncu yüzyıl sonlarında sık sık baygınlık geçiren, sürekli depresyonda olan, duygularını kontrol edemeyen kadınlar, histeri tanısı altında tedavi ediliyor, hatta elektroşok terapi görüyorlardı. O günlerde, Yunancada ‘rahim’ anlamına gelen kelimeden türeyen bu hastalık, kadınların sinirleriyle ilgili bir soruna işaret ediyordu. Şimdi ise tarihçiler, histeriye neden olanın kadınların ne sinir sistemi ne de rahimleriyle ilgisi olmadığını dile getiriyorlar. Histeriyi, toplumsal değerler değişirken yaşanan tüm hızlı gelişime rağmen yerinde sayan, ciddiye alınmayan, rolleri kısıtlanan kadınların sessiz çığlıkları olarak görmek şimdi daha doğru. 

 

Bugün histeri yerini beden dismorfik bozukluğu olarak anılan bir başka rahatsızlığa bırakıyor. ‘Çağın hastalığı’ deyişi ne kadar demode olsa da; medyanın, toplumun, en çok da kendi kendimizin üzerimizde uyguladığı acımasız baskıları sonucu yeni bir şey değil beden dismorfik bozukluğu. 

 

Kişinin kendini, bedenini sevmemesi, görünümünde radikal değişiklikler yapmak istemesi ve asla değişikliklerden tatmin olmaması, artık yabancısı olmadığımız bir hikâye. Aşırı egzersiz, açlık sınırında dolaşan diyetler, sayısız estetik operasyonlar... Bedeninden kaçıp kurtulmak, onu sonsuza kadar değiştirmek isteyenlerin oranı o kadar yüksek ki, en basit araştırmalar dahi bunu gözler önüne seriyor. 

 

Son günlerde İngiltere’de gerçekleştirilen bir araştırma, kadınların yüzde 97’sinin gün içinde en az bir kez bedeninden ‘nefret’ ettiğini ortaya koyuyor.

 

Güzellik eşittir zayıflık
1987 yılında resmen akıl hastalığı olarak tanımlanan beden dismorfik bozukluğu, çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Anoreksi, blumia gibi yeme bozukluklarının yanı sıra aşırı estetik ameliyat da bu tanının altında yer alan bir başlık. Güzellik tanımının değiştiği çağımızda, yeterince güzel olmamanın yarattığı paranoyanın hastalığa uzanan macerası da kabullenmemiz gereken bir durum şimdi. Başarı ve mutluluk, artık sadece güzel olmakla eşdeğer tutulan bir kavram. Güzellik ise, zayıf ve genç olmaktan geçen bir kavram günümüzde. Toplumun, medyanın sunduğu bu güzellik anlayışına uymayanlar için hayat kaygılarla, endişelerle, korkularla dolu mutsuz bir dünya. Oysa uzmanlara göre güzelliğin, sağlıkla eşit olması gerekiyor. Sağlıklı beslenmek, sağlıklı cilt ve sağlıklı saç, aynı zamanda sağlıklı bir beden demek. Düzenli egzersizler, sadece kişiye enerji vermiyor, aynı zamanda özgüvenini de artırıyor. En önemli anahtar kelimesi ise stressiz bir yaşama sahip olmak, yani dinlenmek... Yaşam tarzıyla ilgili verilen doğru seçimler sağlığı, sağlık da güzelliği getiriyor. Bu noktada tek yapmak gereken beden imajınızı gözden geçirip kendinizi beğenmeyi, sevmeyi öğrenmek.

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Doğum nedir?
    Doğum nedir?

    Süresi : 05:31 İzlenme : 24089

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1845

  • Pet şişelerin altındaki numaralar ne demek?
    Pet şişelerin altındaki numaralar ne demek?

    Süresi : İzlenme : 1652

  • Kamasutra pozisyonları
    Kamasutra pozisyonları

    Süresi : 00:42 İzlenme : 9685

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 952

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön