Hamilelik stresiyle baş edebilirsiniz!

Reem Nöroloji Merkezi kurucusu Nörolog Mehmet Yavuz, kadınlarda doğum öncesi oluşan prenatal stresin etkilerini anlatıyor…

Hamilelik stresiyle baş edebilirsiniz!

Son dönemlerde doğum öncesi anne adayının yaşadığı prenatal stresin, anne adayı ve yeni doğan üzerine etkilerini araştırmak üzere pek çok araştırma ve çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmalar gebelikte yaşanan stresin özellikle bebek üzerinde fiziksel, davranışsal, duygusal açıların yanında nörogelişimsel alanda da olumsuz etkilerinin olduğu konusunda birbirini desteklemektedir.

 

Hayatı boyunca her beş anneden biri en az bir kez depresyon geçirir. Depresyon; sosyal geri çekilme, ilgi haz kaybı, konsantrasyon güçlüğü, kararsızlık, kendini suçlama, değersizlik hissi, hüzün, kaygı, uykusuzluk ve iştah kaybıyla kendini gösterir. Gebeliğin başlangıcından olgunlaşmaya kadar olan süreçte her organın olgunlaşma süreci farklılıklar göstermektedir.

 

Bu nedenle gebelik döneminde stresin şiddeti ve maruz kalma süresi kadar hangi dönemde ortaya çıktığı da önem kazanmaktadır. Hızlı hücre bölünmesinin gerçekleştiği dönemlerde organların stres gibi çevresel etkilenmelere yatkınlığının arttığı, bununla beraber gebeliğin 24-32. haftalarında yaşanan ağır stresler, doğacak bebeğin, korkak ve ürkek davranışlar sergilemesine, ayrıca çok ağlayan huysuz ve huzursuz karakterde olmasına neden olabileceğini belirtiliyor.

 

Stres, anne karnındaki bebeği olumsuz etkiliyor

Gebeliğin ortaları beyin gelişiminde de önemli bir dönemin başlangıcıdır. Doğum eylemi üzerine etkileri göz önüne alındığında, gebeliğin son dönemlerinde yaşanan stresin erken doğum ile olan ilişkisini desteklediği söylenebilir.

 

Birçok araştırmada gebelik döneminde stres düşük doğum ağırlığı ve intrauterin (rahim içi) gelişme geriliği ile ilişkilendirilmiştir. Düşük doğum ağırlığı ise özellikle intrauterin gelişim geriliği ile birlikte görüldüğünde yetişkin yaşamda kronik hastalıklara olan yatkınlığı artırmaktadır.

 

Gebelikten 6 ay öncesinden başlayıp hamilelik süresince devam eden derin üzüntü ve kaygı sonrası doğan çocuklarda, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) riski, belirgin bir şekilde artmaktadır. Yapılan diğer çalışmalarda da DEHB belirtilerinin şiddeti ile gebelik döneminde yaşanan stres arasında doğrusal bir ilişki saptanmıştır.  Bunların yanında stresörün zamanlaması ile ilişkili olarak stresin 12-22. haftalarda yaşanması durumunda etkilenmenin daha fazla olacağı görüşü çalışmalarda ağırlık kazanmaktadır.

 

Doğum öncesi stres, doğum sonrasında da anne ve bebeği etkiliyor

Hamile kadınların yaşadığı stresin doğum sonrasında da olumsuz etkilerinin olduğunu, yapılan çalışmalarda görülürken, bunların; komplikasyonu riskini arttırması, doğum sonrası dönemde yenilik karşısında uyum sağlamada güçlük, ürkek davranışlar gözlemesi, 3-5 yaş döneminde toplam zeka bölümünde ve dikkat performansında düşüklük, dil becerilerinde gerilik, kaygı ve depresif bozukluk, ergenlik döneminde ise DEHB ile ilişkili belirtilerin görülme riski olarak belirtiliyor.

 

Yüksek annelik stresi ve anksiyetenin, anne-çocuk etkileşimini bozduğu ve bebeğin ruhsal gelişimi üzerine olumsuz sonuçlar doğurduğunu bilmekteyiz. Yapılan çalışmalara göre hamilelik döneminde yaşanan stres plesentada değişiklik yaratıyor bu da bebeğin nörogelişimini olumsuz yönde etkiliyor.

 

Genelde hamilelik döneminde yaşanan stresin bebek üzerinde ki etkilerine yönelik araştırmalar yapılmıştır. Ancak prenatal dönemde yaşanan stresin anne adayları üzerinde ki kısa ve uzun vadedeki etkileri göz ardı edilmemesi gerekiyor. Hamilelikte yaşanan stres, doğum sonrası depresyonu tetikliyor. Ayrıca hamilelik döneminde strese maruz kalan anne adaylarının doğum sonrası yeni doğanla bağlanma sorunları ile başlayabilen iletişim sorunları yaşamaları muhtemel olmaktadır.

 

Tüm bunlar göz önüne alındığında anne adaylarının doğum öncesi stresten uzak kalmaları için öncelikle gebeliğin istenildiği ve hazır hissedildiği dönemde gerçekleşmesi önem kazanmaktadır. Anne adayları strese maruz kaldıklarını fark ettiklerinde hamilelik döneminde psikolojik destek almaları, duyguları ifade etmek, alternatif düşünme yöntemleri geliştirmek, stresle başa çıkma ve problem çözme becerilerini kazanabilmek açısından yardımcı olacaktır.

 

Hamilelik stresi ile başa çıkma teknikleri

Stres; içsel ve dışsal tetikleyici seviyesine göre şekillenmektedir. “Çok az” stres can sıkıntısı yaratmakta olduğu gibi “çok fazla” stres yorgunluk yaratır. Stres; “sinsi” bir süreç takip etmektedir. Kişilik özellikleri, sosyal ilişkiler, duygusal olgunluk ve enerji seviyesi stresi tolere edebilmede önemli etmenlerdir.

 

Acil çözümler:

 

  • Elinizdeki işi bırakın ve gerginliğinizin farkına varın,

 

  • Yavaş ve ağır bir şekilde nefes alıp verin,

 

  • Hareket edin! Esneme hareketleri, hafif egzersiz veya mümkünse kısa yürüyüş yapın,

 

  • Mola verin! Gerginlik ortamından uzaklaşmaya çalışın.

 

Uzun vadeli çözümler:

 

  • Sağlıklı beslenmeye özen gösterin (kafein azaltılmalı, uyuşturucu ve alkolden kesinlikle uzak durulmalıdır.),

 

  • Eşinizle ve yakın çevrenizle açık, net iletişim kurmalı. Tartışma oluşturacak imalı ve karmaşık ifadelerden uzak durulmalıdır,

 

  • Yeterli derecede dinlenmeye özen gösterin: Uyku düzeninize dikkat edin. Özellikle hamileliğin ilerleyen dönemlerinde sık sık dinlenme modunda olunmalıdır,

 

  • Düzenli egzersiz yapın (hemen her gün 30dk süreyle). Ancak gebelikte ağır eksersizlerden uzak durmalısınız. Düzenli egzersiz programınız aynı zamanda doğumunda rahat ve kolay olmasına yardımcı olacaktır,

 

  • Günlük plan yapın. Uzun vadeli düşünmeyin. Acaba bebeğim sağlıklı olacak mı? Doğacak çocuğunuzu iyi yetiştirebilir miyim? Ya da iyi eğitim verebilir miyim? gibi gereksiz sorularla zihninizi meşgul etmeyin,

 

  • “Öncelikler listesi” oluşturun! Bir işinizi bitirmeden diğerine başlamayın. Çözümlemeye, acil bir konu yoksa önce en kolay sorunlardan başlayın,

 

  • Birkaç şeyi bir anda yapmak yerine işlerinizi sıralayın ve teker teker ele alın. İşlerinizi bir kaç güne sıkıştırmayın aralara muhtemel terslikler için ilave zamanlar bırakın,

 

  • Sorumlulukları başkalarıyla paylaşın: İnsanların “bazı işlerinizi” yapabileceğini kendinize hatırlatın. Buna saygı gösterin ve özgür kalın,

 

  • Sık sık “Zihinsel ara” verin,

 

  • İsteklerinizi ve hoşnutsuzluklarınızı ifade edin. “Hayır” demeyi öğrenin ve bunu derken rahatsızlık duymayın,

 

  • Enerjik olduğunuz zamanları yakalayın ve iyi değerlendirin. Bu zamanlarda “zor işlerinizi” ele alın,

 

  • Bilhassa gebeliğin ilk 3-4 ayında yoğun elektromanyetik ortamlardan uzak durun,

 

  • Hamilelik ya da eşinizle ilgili sorunlarınızı doktorunuzla ya da terapistiniz ile konuşun. Amaç çözüm değil paylaşımdır! Değer verdiğiniz insanlara duygularınızı ve düşüncelerinizi anlama fırsatını verin,

 

  • “Problemleri” tekrar tanımlayın ve onları “değişim” için fırsat olarak kullanın. Kendi kendinize sorun “Bu benim problemim mi?”,

 

  • “Eğlence” planlayın. İçinizdeki çocuğu ihmal etmeyin,

 

  • Başkalarını ve olayları “kontrol etmeye” çalışmayın,

 

  • Mümkünse hayvan besleyin, evinizde çiçek yetiştirin,

 

  • Boş zamanlarınızı size keyif veren hobiler ve aktiviteler ile değerlendirin,

 

  • Başkalarına yardım ederken onların da size yardım etmesine izin verin. Onlara bu keyfi ve önceliği yaşatın. Hamile bir bayanın yardım almasından daha doğal bir şey yoktur. Son olarak ruhunuzu beslemeyi unutmayın.

 

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Nutellalı tatlı nasıl yapılır?
    Nutellalı tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:21 İzlenme : 1387

  • Bebek nasıl uyutulur?
    Bebek nasıl uyutulur?

    Süresi : 07:29 İzlenme : 3698

  • Esmer kadınlar için gece makyajı
    Esmer kadınlar için gece makyajı

    Süresi : 02:59 İzlenme : 2546

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 4936

  • Öksürüğe ne iyi gelir?
    Öksürüğe ne iyi gelir?

    Süresi : 01:21 İzlenme : 1947

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön