Asıl Türkiye Facebook’ta!

İki genç iletişimci Dağhan Irak ve Onur Yazıcıoğlu’nun araştırma kitabı “Türkiye ve Sosyal Medya”da, ülkenin gündemini belirleyen mecraların peşine düşülüyor.

Asıl Türkiye Facebook’ta!

Dağhan Irak ve Onur Yazıcıoğlu, son 6 ayda gündemdeki konuların sosyal medyadaki yansımalarından hareketle Türkiye’nin sosyal medya profilini çıkardı. Araştırma, genel kanının aksine Twitter’ın Facebook’un tahtını sallayamayacağını, sosyal medyanın iyi bir politik araç da olmadığını söylüyor.

 

Dağhan Irak: Türkiye’nin sosyal medya gündemini Twitter değil Facebook belirliyor. Çünkü asıl Türkiye Facebook’ta. Her kesimden insanın olduğu 30 milyon kullanıcısı var. Twitter içinse Türkiye merkezli 4 milyon kullanıcı olduğu söyleniyor. Ama sahte hesapları çıkarırsanız bu rakam1milyonun altına düşer. Bir de Türkiye’nin genelini temsil eden bir kullanıcı profiline sahip değil. Kentli ve eğitimli kullanıcısı çok daha fazla. Çünkü ilk etapta Türkçe ara yüzü yoktu ve akıllı telefonlar üzerinden yürüdü.

 

D.I.: Twitter Türkiye’yi temsil etseydi CHP iktidar oldurdu. Kanaat önderleri burada daha yoğun. Yapı olarak da buna müsait bir araç. Biraz tepeden bakılıyor. Bir kere takipçileriniz var ama Facebook’ta arkadaşlarınızlasınız. Twitter’da daha tek yönlü bir iletişim söz konusu.

 

Onur Yazıcıoğlu: İstanbul’un merkez semtlerinde olanlar Twitter’da kulağımıza çalınıyor ama kenarda köşede ne olduğunu bilmek istiyorsanız Facebook’a bakacaksınız. Facebook’ta özel alan korunaklı olduğu için burada daha rahat hareket ediliyor. Çok uç görüşleri savunup profilinde bunun ipuçlarını göremeyeceğiniz insanlar var.Mesela bir örgüt sayfasına girip “Darbeci paşaları kazığa oturtalım” diye yazıyor, profiline maçta sırıtırken çekilmiş fotoğraflarını koyuyor. Twitter’daysa özel alan yok. Yazdıklarınız anında kamusal alana dahil olur. Çünkü herkes görüyor.

 

Sosyal medyayla beraber sessizlik sarmalı kırılmış durumda. İnsanlar en yakın arkadaşlarına bile söylemekten çekinecekleri görüşleri bilgisayar başında rahatlıkla dile getirebiliyorlar. Görünmez olmak cesaret veriyor. Bu da aşırı kamplaşmaların ve nefret gruplarının oluşmasına zemin hazırlayan bir durum. Siz bir şey söylüyorsanız mutlaka karşınızda birini bulacaksınız. Hem de çok sert bir üslupta. Günlük hayatta konuştuğunuz gibi olmayacak. Anlamaya çalışmak, tartışmak yok.

 

D.I.: Facebook’un Twitter’ı yenmesi gibi bir ihtimal yok. Çünkü ülkemizde Facebook gibi, bakılacak alanı daha fazla olan mecralar, okunan mecralara karşı her zaman avantajlıdır. Türkiye’de siyasi örgütlülük çok düşük. Ama insanlar politik olarak yaşadıkları ülkeden kendilerini sorumlu hissediyorlar. Ve muhalif görüşlerini sosyal medyada dile getiriyorlar. Çünkü bu, tepki göstermenin bedelsiz bir yöntemi. Böyle deşarj oluyorlar. Dışarı çıktıklarındaysa seslerini çıkarmaları gereken bir durumda tepkisiz kalabiliyorlar. Çünkü profillerinde bunu belirtmiş olmak onları yeterince tatmin ediyor.

 

O.Y.: Hiçbir sosyal medya aracı ülkede var olmayan bir politik bağlamı sıfırdan yaratma gücüne sahip değil.

 

D.I.: Türkiye’de Twitter, Mısır’dakine benzer bir örgütlü hareketi tetikleyemez. Ancak örgütsüz muhalefeti ürkütmeyecek eylemlerde etkili olabilir.Mayıs 2011’de internet yasaklarına karşı düzenlenen ‘’İnternetime Dokunma’ yürüyüşü buna en güzel örnek.

 

O.Y.: Sosyal medyamızın içeriğinin çoğu futbol,magazin, TV dizileri, komik ya da özlü sözler gibi politika dışı konulardan oluşuyor. Blogların ezici çoğunluğu da yine futbol,magazin ve moda üzerine.

 

D.I.: Komplo teorilerini seviyoruz. Öyle ki çoğu zaman haberin kendisini değil, yorumlarda öne sürülen komplo teorilerini tartışıyoruz. Muhafazakârlar için İsrail, Kemalistler için İslamcılar, Türk milliyetçileri için Kürtler her konuda komplo teorisi objesi haline gelebiliyor. ABD’yse üç kesimin de ilgi alanında.

 

Twitter gazeteciliğin geleceği mi?

D.I.: Twitter, Birinci Körfez Savaşı'ndan beri medyaya hâkim olan “anındalık” fetişinin tepe noktası. Hatırlayın, 1990'da patlak veren savaşta CNN International uydu teknolojisini televizyon haberciliğinde kullanıp “haberi canlı verme” yarışında birinci gelmişti. Twitter'da da haberi yapan için “orada” olmak ve anında yazmak, konuyu tüm detaylarıyla ve bilgileri teyit ederek vermenin önüne geçmiş durumda. Editoryal bir süzgeç de yok. Bu yüzden Twitter'ı gazeteciliğin geleceği gibi görmek yersiz. En iyi ihtimal, bir haber ajansı gibi kullanabiliriz.

 

Röportaj: Pınar Erbaş

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Doğum nedir?
    Doğum nedir?

    Süresi : 05:31 İzlenme : 24312

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1981

  • Pet şişelerin altındaki numaralar ne demek?
    Pet şişelerin altındaki numaralar ne demek?

    Süresi : İzlenme : 1716

  • Kamasutra pozisyonları
    Kamasutra pozisyonları

    Süresi : 00:42 İzlenme : 9799

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 990

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön