Bir tutkunun anatomisi

Mutluluğun anahtarı elbette maddiyatta değilse de, bir çift ayakkabı yüzünüzde gülücükler açarak, mutlu mesut dolaşmanıza neden olabilir.

Bir tutkunun anatomisi

Kötü giden bir gününüzü düşünün. Projenizi yetiştirememiş ya da sevgilinizle tartışmış olabilirsiniz. Belki de hava güneşli değil de bulutludur! Peki, bu durumda sizi ne neşelendirebilir? Bir çift stiletto'ya ne dersiniz? 


Erkeklerin, kadınların ayakkabı takıntısını anlamaması gayet doğal. Kadın ve erkeğin eşit oldukları iddia edilse de, aslında iki tarafın arası topuk farkıyla açık! Bir erkek, kadının kendini stiletto’yla ne kadar seksi hissedebileceğini ve böylelikle mood’unun anında nasıl değişebileceğini kesinlikle tahmin dahi edemez. Peki, nedir bu tutkunun kaynağı? Neden yüzlerce kadın ayakkabılara milyonlar, hatta milyarlar yatırıyor? Üstüne üstlük bu şahane parçalar genellikle rahatsızken... Öncelikle, topuklu ayakkabının kadını olduğundan daha çekici ve güçlü kıldığını söyleyebiliriz. Ne de olsa başı yükseklerde! Topuklu ayakkabı giyen kadının bacakları daha uzun görünür ve anında duruşu değişir. Tabii bu arada duruşun değişmesi bir yana, topuklu ayakkabıyla doğmuşuz gibi onlarla doğal bir şekilde yürümeyi de becermemiz gerekir. Geniş adımlar ve dizin kırılıp, bedenin arkaya doğru çekilmesi kadar seksi bir duruş olamaz kesinlikle!

 

Ayakkabının ötesinde 
Her şeyin ötesinde bir kadının ayakkabısı, onun seks dilinden konuşuyor. Bir kadının ayakkabısına bakıp, vermek istediği mesajı anlamanız için sosyolog olmanıza gerek yok, ancak sürekli değişen moda ve akımlarla yanılgıya düşmeniz de olası. Çünkü topuklu ayakkabı giyen bir kadının seks tanrıçası ve babet giyen kadınınsa rahibe olduğunu düşünmek yanlış olur. Örneğin Bridget Bardot’nun repetto’ lu hallerini hatırlayalım. Rahibe lakabını uzaktan yakından hak etmezken, en seksi kadınlar listesindeki yerini halen koruduğu söylenebilir. Penélope Cruz ise ayakkabı tutkusunu şu şekilde ifade ediyor; “Bürüneceğimiz karakterin kostümleri ve ayakkabıları gelmeden, kendimi asla o kadının içine sokamıyorum. Ayakkabılar, bana ne yapmam gerektiğini söylüyor. Her şey orada başlıyor.” Efsane oyuncu Sophia Loren ise ayakkabılara olan sevgisini yıllar önce dile getirmişti. Vücudundaki en erojen bölgenin ayakları olduğunu çekinmeden dile getiren Loren’in en büyük arzusu da bir ayakkabı müzesi açmak. Her ayakkabının bir sanat eseri olduğunu düşünen oyuncu, bu konuda kendisine en çok Manolo Blahnik’in katılacağını dile getirerek şöyle ekliyor; “ O beni çok iyi anlayacaktır. Bir ayakkabıyı tasarlarken, onu bir resim gibi çiziyor. Reklam kampanyalarında bile imzası var. O bir sanatçı.” Şöhretler holündeki diğer örnekler de fazlasıyla renkli ve eğlenceli. Koşu bandında yürüyüş yaparken dahi topuklu ayakkabılarını ayağından çıkarmayan şarkıcı Mariah Carey, ayakkabılarının güzel görünmesinin en dikkat ettiği unsur olduğunu, ayağını acıtmasının asla önemli olmadığını dile getiriyor. Biyografisinde yazılana göre Madonna da büyük bir ayakkabı tutkunu. Kitabın yazarı J. Randy Taborelli, ünlü yıldızın henüz gün yüzü görmemiş birçok ayakkabısının olduğunu, zira şarkıcının bazı ayakkabılarını dışarıya giymeye kıyamadığını belirtiyor. Ayakkabı tutkusu tabii ki sadece kadınlarla sınırlı değil. Dean Martin ve Oasis grubunun elamanı Liam Gallegher arasındaki ortak nokta nedir? Dean, bir loafer koleksiyoncusuydu, Liam’ın ise 100’ü aşkın Adidas spor ayakkabısı var. Diğer tanınmış isimlerden belki de en şaşırtıcı ayakkabı tutkunları, yaklaşık 3000 ayakkabıya sahip Filipinli politikacı Imelda Marcos ve merhum Yaser Arafat’ın ‘yeni Imelda Marcos’ adını taktığı eşi Süha Arafat.

 

Tehlikeli obje
Yapılan son bir araştırmaya göre topuklu ayakkabılar, kadınların seks hayatını daha ileri bir seviyeye taşıyor. Araştırmada, topuklu ayakkabı giyen kadınların bacakları başta olmak üzere tüm kaslarının rahatladığı, kontrolü sağlamayı öğrendikleri ve bu şekilde ilişki sırasında daha kontrollü olabildikleri belirtiliyor. Kısacası her şey ayaklarda başlıyor! Mucizevî topuklu ayakkabı, kasları kondisyona sokup, bedenin şekillenmesine de yardımcı oluyor. Yapılan bir başka araştırmaysa, kadınların ayakkabı tutkusunun tamamen psikolojik olduğu. Ne kadar kilo alınırsa alınsın, ayak numarasının değişmemesi kadınlarda sonsuza dek sahip olunabilecek bir objeye duyulan vazgeçilmez bir tutkuyu çağrıştırıyor. Amerika’da psikoloğa başvuran kadınların büyük bir çoğunluğuna da ‘shoe-holism’ tanısı konuluyor. Bir objeye tutkuyla bağlanan kadınların ayakkabı alarak rahatlamaya çalışmaları, akıl sağlıklarının bozulmasına dahi neden olabiliyor.


Mutluluğun anahtarı elbette maddiyatta değilse de, bir çift ayakkabı yüzünüzde gülücükler açarak, mutlu mesut dolaşmanıza neden olabilir. Ayakkabılar kadınlığın gayri resmi sembolü olarak yer buluyor ne de olsa. Cindrella’nın bekareti temsil eden cam pabuçları, Şeytan Prada Giyer filminin hafızalarımıza kazınan afişi, Dorothy’nin onu istediği yere götüren kırmızı ayakkabıları ya da Carrie Bradshaw’ın Manolo’ları... Onlar gibi daha pek çok örnek de gösteriyor ki kadınların erkeklerden sonra gelen en büyük zayıflığı, sadece bir çift ayakkabı.

Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 4902

  • Öksürüğe ne iyi gelir?
    Öksürüğe ne iyi gelir?

    Süresi : 01:21 İzlenme : 1927

  • Rahim ağrısına yoga pozları
    Rahim ağrısına yoga pozları

    Süresi : 07:00 İzlenme : 689

  • "Boşaltılamayan her duygu bedende birikir..."
    "Boşaltılamayan her duygu bedende birikir..."

    Süresi : 07:13 İzlenme : 3034

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1680

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön