Nefes al, özgürleş!

"Özgür Zihin Özgür Nefes" tekniğinin uygulayıcısı ve eğitmeni Piraye Erdoğan, nefesin yaşamımızı nasıl şekillendirdiğini anlattı

Nefes al, özgürleş!

Üzerinde hiç düşünmediğimiz, düşünmeye gerek bile duymadığımız kendiliğinden işleyen sistemler var, bedenimizde. Solunum sistemi ve dolayısıyla nefes almak da bunlardan biri. Nefes, en temel ihtiyacımız. Yaşam, nefesle başlıyor ve son nefesle bitiyor. Nefes eğitimi alana kadar, hiç aklıma gelmezdi; meğer bir insan nasıl nefes alırsa öyle yaşarmış. Çoğu insan, nefes kapasitesinin ancak yüzde 20-30'unu kullanabiliyormuş. Nefes tutma, nefes çarpıklığı gibi sıkıntılar varmış ve en önemlisi nefes, zihinden etkileniyormuş.

 

Bunları, Delphin Mind'ın kurucusu ve sahibi Piraye Erdoğan'dan öğrendim. 26 yıl reklamcılık yaptıktan sonra 4 yıl önce her şeyi bırakmaya karar vermiş. Derken nefes ile tanışmış. "Mutsuz, depresif, çok sigara içen, sesi erkek gibi kalın, sürekli migren ağrısı çeken bir kadındım" diyor. Kafasına takılan insan zihni konusunda yaklaşık 7 yıl araştırmalar yapmış. Nefes ile zihnin bağlantısını gördüğünde ve "Nefes üzerinde çalışmaya başladıktan sonra başka bir kadın ortaya çıktı" diyor. Sabahları enerjik uyanmaya başlamış, "Evde 4 çekmece ilacım vardı. Doğru nefesi keşfetmemle birlikte migren geçti, bağırsaklar çalışmaya başladı, sesim giderek iyileşti. Şifalanma hala devam ediyor" diyor. Bu arada İngiltere'de katıldığı bir zihin eğitimi sonrasında zihin ve nefesi birleştirerek kendi sistemini oluşturmaya karar vermiş. Nefes koçluğu eğitimlerini tamamladıktan sonra "Özgür Zihin Özgür Nefes" adını verdiği kendi tekniğini uygulamaya başlamış.

 

 

Nefes çarpılmayagörsün...

Piraye Hanım'ın Levent'teki ofisinde bir nefes seansına katıldım. Hayatımın deneyimiydi; anlatılmaz yaşanır, diyebilirim. Nefesin gücünü hissettim ve bu konuyu zamanı geldiğinde çocuklarıma da anlatma kararı aldım. Nefes ile zihin arasında bir bağ olduğunu bilmiyordum. Piraye Hanım'a ikisi arasındaki ilişkiyi sordum:

 

"İnsan, 3 yaşından itibaren kendini, 'ben ve diğerleri' ayrımının etkisinde, tek başına algılamaya başlıyor. Diğer yandan 3-7 yaşları arasında karşılaşılan acı içerikli durumlarda zihin, koruma amaçlı kayıtlar alıyor ve bu kayıtları nefese de aktarıyor. Korunma amacıyla nasıl yaşanması gerektiğine inanıyorsa nefese de bu etki yansıtılıyor."

 

Bu çarpıklık nedeniyle solunum sisteminin işleyişi de farklılaşıyormuş. Pek çok kişi, diyafram kasını kullanmadan nefes alıyormuş. Örneğin özellikle genç kızlarda kilo korkusu, bunu tetikliyormuş. Çarpık nefes alışkanlıklarıyla alınan nefes yüzde 20-30'lara düştüğünde ise hücreye yeterli oksijen gitmiyormuş. "Böylece yaşamdan aldıklarımız da yetersiz kalıyor her anlamda" diyor Piraye Hanım ve ekliyor: "Zihin nasıl işliyorsa öyle nefes alır ve öyle yaşarsın."

 

Nefesi özgürleştirmek; kendimizi şarj etmeye benziyormuş. Cilt yenileniyor, hastalıklar iyileşiyor, zihin geçmiş baskı ve yükünden kurtuluyor, bilinçaltı temizleniyormuş. Hem de sadece nefes alarak... Ekstra hiçbir şeye ihtiyaç duymadan... Piraye Hanım anlattı:

 

"Kanda oksijen oranı yükseliyor, arınma ve hafifleme hissediliyor, enerji artışı yaşanıyor, hücreler yenilendiğinden bağışıklık sistemi düzeliyor ve hastalıkların iyileşmesi için de gereken ortam yaratılmış oluyor. Bunlar fizyolojik etkileri. Zihinsel ve duygusal açıdan ise hücre hafızasından geçmiş temizleniyor. Duygu çözümlemeleriyle bastırılmış duygulardan arınılıyor, bilinçaltı temizleniyor. Koşulsuz sevgiye açılım gerçekleşiyor. Kısacası nefes açılınca, fabrika ayarlarına geri dönülüyor."

 

 

 

Erkekler, Y kuşağı ve ergenler...

Delphin Mind, Özgür Zihin Özgür Nefes 1 workshop'larını 2015 Mayıs ayından bu yana sürdürüyor. Yaklaşık 20 kişilik eğitmen kadrosuyla yürütülen çalışmalara, şimdiye kadar 100'den fazla kişi katılmış. Her ay 1 veya 2 kez yaptıkları workshop'lara önceleri kadınların ilgisi büyükmüş. Ancak erkek katılımcı sayısı da giderek artıyormuş. Piraye Hanım, anlatıyor:

 

"Erkekler genelde daha reel, içeriği somut bilgilerle açıklanabilir öğretileri satın alıyor, 'spiritüel' konulardan uzak duruyorlar. Bu artış bence, bizim gerek nefes gerekse zihin çalışmalarımızı reel seviyede ele almamızdan kaynaklanıyor. Bu da bu tür kişisel gelişim çalışmalarına uzak duran erkek kesimi ve hatta Y kuşağını, çalışmalarımıza giderek daha fazla yönlendirdi. Hatta rekorumuz bile var. Geçtiğimiz workshop'larımızdan birinde 12 kişinin 7'si erkekti. Genelde 18-25 arası gençler yoğun ilgi gösteriyor, yakında13-18 yaş arası ergenler için de bir çalışma tasarlıyoruz."

 

"Çocuk insan, yönetilendir"

Peki, nefesimiz özgürleşti de zihnimiz nasıl özgürleşiyor? Piraye Hanım, zihnin özgürleşmesini "yumurtadan çıkmaya" benzetiyor. Zihnimiz, geliştirdiği düşünce sistemi ve oluşturduğu kayıtlarla bizi, kararlarımızı ve yaşam biçimimizi sürekli yönetirmiş. Daha mutlu ve daha tatmin olmak adına ne kadar değişiklik yaparsak yapalım, kendimizi sürekli aynı durumlar içinde bulurmuşuz. Aynı deneyimlerin yaşandığı bir kısır döngü... Zihnin özgürleştirilmesindeki amaç, zihnin 'an' içinde akıl olarak kullanılması, böylece zihnin gerçek işlevine döndürülmesiymiş. Piraye Hanım, "Zihnin asıl görevi, 'an'da akıl olmasıdır" diyor ve "çocuk insan" ile "yetişkin insan" örneğini veriyor:

 

"Çocuk insan, zihni uyanmamış insandır. Kendini bilmez. Yaşamı kendi elinde değildir, yönetilir, adına kararlar alınır. Korku, yetersizlik eksiklik hisleri yoğundur. Hep sevgi, ilgi, oyuncak arar. Nefes almaz. Yetişkin insan ise zihnin kontrolünden çıkmış ve gerçeğini hatırlamıştır. Kim olduğuna uyanmıştır. Artık her anda deneyimini seçebilendir. Sevgi, neşe, şükran duyguları hakimdir. İhtiyaç ve arayış biter. Çabalamaz, akışa bırakır ve ilerler. Gerçekten nefes alır. Özgürleşmiştir."

 

Şimdi Piraye Hanım'ın bu anlattıklarından sonra; niçin "nefes= özgürlük" dediğini, daha iyi anlıyorum.

 

 

Çocukluktan çıkıp yetişkinliğe giden çetrefilli yolda, hepimiz zaman zaman tökezliyoruz. Fakat açmazlara düşüp, çıkmaz yollara girmeden; sadece -doğru- nefes alarak bu denli fayda sağlamak ne kadar mucizevi geliyor insana... Piraye Hanım'ın dediği gibi, belki de gerçekten "hayatı değiştirmek mümkün." 

 

 

Hayriye Mengüç özel haberi. 

 

Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
Yorumlar

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön