Kalp krizine acil müdahale!

Kalp krizi geçiren hastalara krizin başlangıcında özellikle ilk 6-12 saat içinde yapılan koroner anjiyografi ve bunun sonucuna göre tıkanan damarın balon ve/veya stentle açılması hastanın yaşamını kurtarıyor. Kardiyovasküler hastalıklar, tüm dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sıradaki yerini korumaya devam ediyor.

Kalp krizine acil müdahale!

Kalp krizi geçiren hastalara krizin başlangıcında özellikle ilk 6–12 saat içinde yapılan koroner anjiyografi ve bunun sonucuna göre tıkanan damarın balon ve/veya stentle açılması hastanın yaşamını kurtarıyor. Kardiyovasküler hastalıklar, tüm dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sıradaki yerini korumaya devam ediyor. Her yıl yaklaşık bir milyon kişi kalp krizi yakınmasıyla hastaneye başvuruyor; 500 bin kişi ise kalp krizi yüzünden yaşamını kaybediyor.

Kalp krizlerinin çoğu kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlarda yani koroner arterlerde pıhtı oluşumu nedeniyle meydana gelir. Pıhtı, genelde damar yüzeyini daraltan aterosklerotik plağın yırtılması sonucu, kanın plağın altındaki doku ile temas etmesi nedeniyle oluşur. Sürekli olarak damar yüzeyiyle temas eden kan normal şartlarda pıhtılaşmaz. Ancak, yabancı bir yüzeye değdiğinde pıhtılaşır ve damarı tıkar. Koroner arterlerdeki pıhtılar kalp kasına kan ve oksijen akışını engeller, bu da o bölgedeki kalp hücrelerinin ölümüne sebep olur. Hasar gören kalp kası kasılma yeteneğini kaybeder ve kalbin geri kalan kısmı hasar gören bu bölümün işini de yapmak zorunda kalır. Kalp krizinin en tipik belirtisi göğüs ağrısıdır. Kalp kasına kan akımının durmasından sonra 20 dakika içinde hücreler ölmeye başlar. Hücre ölümü yavaş yavaş 6–12 saat içinde tamamlanır. Bu süre içinde damarlara yapılacak bir girişim, damarların açılarak kalbe kan gitmesine neden olur. Böylelikle hücre ölümü durdurulabilir.

Kalp krizine acil müdahale hayat kurtarıyor.
Kalp krizi geçiren ya da yüksek riskli kabul edilen hastalara erken dönemde yapılan müdahalenin hastanın yaşamını kurtardığını ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Enis Oğuz, hastanın riskini azaltmak için yapılan işlemin ilk basamağının anjiyo olduğunu, anjiyo sonucunda balon ya da stentle damarın açıldığını söylüyor.

Kalp krizi durumunda kullanılan damar açıcı ilaçların ilk etapta etkin olabildiğini belirten Doç. Dr. Oğuz, şu bilgileri veriyor: “Ancak, hasta göğüs ağrısı başladıktan sonra ilk üç saat içinde kliniğe ulaşmadıysa acil anjiyonun etkinliği çok daha yüksek oluyor. Çünkü verilecek ilacın işe yaraması için en az 1 saat ya da 90 dakika geçmesi gerekiyor. Bu süre içinde kalp kası hücreleri ölmeye devam ediyor. Pıhtı erise bile buradaki darlık nedeniyle beslenme az olabiliyor. Oysa direkt stent yaptığımız zaman darlığa kısa sürede çözüm buluyoruz. Böylece o hücrelerin canlı kalmasını sağlıyoruz. Çünkü hücreler bir kez ölürse bir daha canlanamazlar. Dolayısıyla kalp krizinin getireceği riski minimuma indirebilmek amacıyla, kalp krizi tanısı koyduğumuz hastaya hemen anjiyo yaparak tıkalı damarı buluyor ve uygunsa açıyoruz.”

Göğüs ağrısı en önemli belirti
Hastanın hastaneye başvurmasını sağlayan tipik belirti genellikle göğüs ağrısı oluyor. Kalp krizi geçiren hastalar baskı tarzında, genellikle ölüm korkusu ile birlikte gelen, beraberinde terlemenin de olduğu, bazen kusmanın eklendiği oldukça şiddetli, sanki göğüs kafesi bir mengene ile sıkıştırılıyormuş gibi bir ağrıyı tarif ediyorlar. Daha önceden kalple ilgili sorunları olan kişilerin bu ağrıyı iyi bildiklerini söyleyen, Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Enis Oğuz, “Yürürken ya da son birkaç haftadır kısa süreli dinlenme esnasında ağrısı olan hastalar ağrının karakterini zaten tanıyorlar. Bu kişiler ağrının çok daha şiddetlendiğini fark edebiliyorlar. Ancak burada asıl önemli olan olayın farkında olmayan daha genç ya da öncesinde yürürken ya da istirahat anında kısa süreli ağrılar yaşamamış hastalar. Bunlar ağrıyı bilmiyorlar, bu yüzden de o gelen ağrıyı bazen kas ağrısı olarak yorumlayabiliyorlar. Bu da bu kişilerin hastaneye başvurma süresini uzatıyor. Ağrıyı kalp krizi olarak yorumlamadıkları için hastaneye zamanında başvurmuyorlar. Kalp krizinin geç döneminde hastaneye geldiklerinde ise yapılacak girişimden yeterli faydayı sağlayamıyorlar” diye konuşuyor.

Doç. Dr. Oğuz, kalp krizinin temel bulgusunun göğüs ağrısı olmasına karşın, hastayı hastaneye gitmeye iten şikayetin her zaman göğüs ağrısı olmadığını da vurguluyor.

Özellikle ileri yaştaki hastalarda ya da diyabetiklerde ağrıyı algılamadaki bozukluklar nedeniyle kalp krizi sırasında sadece nefes darlığı şikayetinin geliştiğini bildiren Doç. Dr. Oğuz, ağrının yerinin de değişebildiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Oğuz, bu konuda, “Çene ile göbek arasındaki ağrı kalp krizinin belirtisi olabiliyor. Ama sıklıkla görülen halk arasında iman tahtası denilen kemiğin arkasında hissedilen, basınç tarzında ağrı. Bazen göğüs ağrısı hiç olmadan kolda ağrı olabiliyor. Ayrıca ağrı göğüs ağrısı hissedilemeden veya göğüs ağrısına ek olarak omuzlarda, sırtta ve bazen çene, bazen de alt çenedeki dişlerde ağrı şeklinde görülebiliyor. Dolayısıyla ağrının karakteri, görüldüğü yerler çok değişken oluyor. Ama genel olarak rastladığımız göğsün ortasında, ikinci olarak kollarda ve sırtta görülen ağrıdır” diyor.

Hücre ölümü 20 dakikada başlıyor
Kalp krizi sırasında ağrı başladıktan sonra ilk 20 dakikadan itibaren hücre ölümünün başladığını tekrarlayan Doç. Dr. Enis Oğuz,  “Eğer hemen müdahale edilemezse, ilk saatlerde o dokunun önemli bir kısmını kaybediyorsunuz. 6. saate geldiğiniz zaman kaybettiğiniz canlı doku miktarı yaklaşık yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Dolayısıyla ağrının başlangıcı ile damarın açılması arasında geçen süre çok kritik bir süre. Önemli olan bu sürede en kısa zamanda müdahale etmek. Dolayısıyla hastanın ağrısı başladıktan sonra eğer daha önce kalp problemi olduğu bilinen bir hastada 20 dakikayı geçen bir ağrı olduğunda mutlaka bir hekime başvurması bir kalp elektrokardiyografisi (EKG) çektirmesini tavsiye ediyoruz” diye konuşuyor.

Hastanın şikayetleri ve EKG sonucu ile kalp krizi teşhisinin kolaylıkla yapılabildiğini ifade eden Doç. Dr. Oğuz, şüpheli durumlarda laboratuvar tetkiklerine başvurulduğunu söylüyor Troponin ve kreatin kinaz M bandı gibi kalp dokusuna spesifik testler, kalp krizini kesinleştiriyor. Kalp dokusunda bir hücre ölümü başladıysa bu enzimler kana salındığı için kanda normalin çok daha üzerinde olduğunun tespit edilmesi ile kesin tanı konulabiliyor.

Hasta hikayesi ve EKG ya da gerekli görüldüğü durumlarda laboratuvar testleri ile kalp krizi tanısı konulan hastalar en kısa zamanda kateter laboratuarına yönlendirilerek burada acil anjiyografi ile kapalı olan damarı tesbit edilip oraya yönelik müdahale yapılıyor, balon ya da stent uygulaması ile kapalı olan kısım açılıyor.

Acil girişimlerde stent ya da balon uygulamasının damarın yapısına ya da darlığın miktarına göre değiştiğini bildiren Doç. Dr. Oğuz, “Ancak vakaların neredeyse yüzde yüzüne yakın bir kısmında balonla darlığı açıyoruz. Ya da eğer vücut kendisi bir parça kan akımı geçecek şekilde damarı açtı ise o zaman oraya direkt stent yerleştirerek o bölgedeki darlığı açıyoruz” diye konuşuyor. Stent uygulamalarındaki en büyük sıkıntının ileriki dönemde stent içinde darlık oluşması olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oğuz, “Çelik yapıdaki stentin üzerini bir süre sonra hücreler kaplar. Genelde on hastadan üçünde hücre çoğalması aşısı olur ve konulan stent ilk 6 ay içinde tıkanır. Tabii stentin tekrar daralması, koyduğunuz stentin uzunluğuna ve damarın çapına göre de değişiyor. Stentin çapı ne kadar büyük olursa daralma riski o kadar azdır. Daralma riskini azaltmak için genellikle içine polimer teknolojisi kullanılarak hücre çoğalmasını azaltan ilaçlar yerleştirilmiş olan ‘ilaçlı stentler’ kullanılıyor. İlaçlar sayesinde stentin daralma riski onda bire kadar iniyor” diyor.

Kalp krizinin her zaman EKG ile belirlenebilecek tipik bulgular içermediğini ancak bu hastalara da acil müdahale yapılması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Enis  Oğuz, “Bir grup hastada kalp krizi elektro ile belirlenebiliyor ve hemen müdahale edilebiliyor. Bir diğer grup hasta var ki bunlarda elektroda yine değişiklikler oluyor ama bunlar kalp krizinin tipik bulgularını içermiyor. Elektro bulguları nisbeten daha farklı hastalarda biz öncelikle hastayı değerlendiriyoruz. Burada yüksek risk kriterlerine bakıyoruz. Yani hastanın MI (miyokard infarktüsü-kalp krizi) bulguları olmamasına rağmen ağrı ile beraber genel durumunun bozulması, tansiyon ve nabzında çok ciddi değişikliklerin ortaya çıkması, kalpte üfürüm dediğimiz kalp kapak fonksiyonlarının bozulması nisbeten durumun aciliyetini gösteriyor. Diğer hastalar kadar acil olmasa bile bu hastaların da mümkün olan en kısa zamanda alınıp acil müdahale edilmesi gerekiyor” diye konuşuyor.

Ani kalp ölümlerinin büyük bir kısmının kalp krizlerinden kaynaklandığını söyleyen Doç. Dr. Oğuz, konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: “Ani kalp ölümünü kalp krizi ya da iskemik kalp hastalığı dediğimiz kalp damarlarındaki problemlerden kaynaklanan kalbin beslenmesi ile ilgili sorunlar başlatıyor. Dolayısıyla (eğer tabiî ki hasta geri döndürülebildiyse) bu hastaların bir an evvel gerçekten donanımlı bir merkeze getirilmesi çok önemli. Bu tip durumlarda hastayı kalp ölümünden geri çevirebilmek için kalp masajı uygulandığından dolayı bu pıhtı eritici ilaçları vermeniz daha tehlikeli bir hal alıyor. Çünkü pıhtı eritici ilaçların vücudun herhangi bir yerinden ciddi kanama yapma riski var. Bunlar beyin, mide barsak sisteminde hayati kanamalar olabilir. Kalp masajı yapılan hastaların genellikle göğüs kemiklerinde, göğüs kafesinde travmalar olur. Ayrıca yumuşak dokularda da küçük travmalar oluşabilir. O hastaya siz pıhtı eritici ilaç verdiğinizde bu travmaya uğramış bölgelerden iç kanamalara sebep olabilirsiniz. O nedenle böyle bir hastada özellikle damar tıkanıklığını ortadan kaldırmak için acil anjiyografiyi takiben balon ya da stent girişimi yapmak daha mantıklı.”

Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
Yorumlar
  •  
    08 Eylül 2016 Perşembe 00:02

    cok deerlı bır abım bır ay once anjıo oldu bır hafta once yaylada anı kalp krızı ıle vefat eetı bu durumda anjıo olanlar hastaenye yakın yerde kalsın ve cevresınde yasayanlar ılk yardımı bılsın

    Cevapla
  •  
    17 Mayıs 2016 Salı 16:16

    arkadaşlar yakınlarımdan kalp krizi geçiren kişilerden dolayı az çok hastalığı biliyorum.ilk gideceğiniz yer elbette hastanedir.fakat size evde kendinizin çok rahatlıkla hazırlayacağı bir tarif vereceğim. 1 litre limon suyunun içine ( kendiniz sıkın organik) 40 diş sarımsağı ezip içine atın 30 gün güneş görmeyen biryerde saklayın her sabah aç karnına bir tatlı kaşığı için.damarlarınızda bir tek tıklanık yer kalmaz.bunu en az 10 kişiden duydum.çok şifalıymış tabi öncesinde doktorunuza sormanız da fayda var.ilaç kullanmak istemeyenlere tavsiyemdir. http://kenzulhavaskitabi.org

    Cevapla
  •  
    22 Ocak 2016 Cuma 22:27

    benim amcam iki hafta dır kalp krizi geçirdi hayle aynı hastane de ne yapabiliriz

    Cevapla
  •  
    26 Kasım 2014 Çarşamba 19:48

    babam 20 gün önce kalp krizi geçirdi anjio oldu 3 gün hastanede yattı şimdi çıktı ama bazen gögüs agrısı oluyo çok şiddetli olmasada oluyo diyo neden oluyo sizce bu

    Cevapla

  • Nutellalı tatlı nasıl yapılır?
    Nutellalı tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:21 İzlenme : 1404

  • Bebek nasıl uyutulur?
    Bebek nasıl uyutulur?

    Süresi : 07:29 İzlenme : 3722

  • Esmer kadınlar için gece makyajı
    Esmer kadınlar için gece makyajı

    Süresi : 02:59 İzlenme : 2559

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 4939

  • Öksürüğe ne iyi gelir?
    Öksürüğe ne iyi gelir?

    Süresi : 01:21 İzlenme : 1957

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön