Kısırlık hakkında doğru bilinen yanlışlar

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Aydın Arıcı, kısırlığa yol açan nedenleri ve konuyla ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı.

Mahalle baskısı bitmiyor...

Okul bitiyor “iş ne oldu?” soruları geliyor, iş bulunuyor düzene geçiliyor “evlilik ne zaman?” soruları başlıyor bu kez. Hadi evlenmeye karar verdik diyelim bu kez meşhur soru geliyor “eee bebek ne zaman?”

 

Bu sorular bitmiyor, sonu gelmiyor.

Her ailenin hayalinde sahip oldukları bu güzel ilişkiyi bir bebekle taçlandırma duygusu zaten doğal olarak oluyor. Özellikle kadınlar dünyaya annelik içgüdüsü ile geliyorlar çoğu zaman. 2,5 yaşındaki kızım bebeklerine o kadar iyi bakıyor ki insan bu tarz davranışları görünce zaten bunun öğretilemez bir durum olduğunu, biz kadınların iki göğsünün arasına “anne yüreği” denen şeyin sıkıştırılmış paketlenmiş halde dünyaya geldiğimizi bir kez daha anlıyor.

 

Tabii ki hayat her zaman güllük gülistanlık olmuyor. Bazı durumlar var ki cidden o durumları yaşayan kadınların hayatları bir süre kâbusa dönüyor. Bebek sahibi olmak isteyen, olmayan, onlarca kez deneyen, yaptıkları düşüklerle psikolojileri bozulan kadınlar tanıyorum. Tüm o süreçte bazıları ağlayarak yazıyor, yazdıkları inanın kitap olur film olur halde yaşanıyor.

 

Büyük şehirlerde yaşayan kadınlar için bir nebze daha anlaşılır bir durum kısırlık ancak doğu illerinde güneydoğu köylerinde Anadolu da yaşananlar daha ağır oluyor. Çocuk sahibi olmamayı kadının lanetine bağlayan bakış açılarından tutun da kısırlık baba adayında bile olsa kabul etmeyen aileler biliyorum. O zavallı anne adayına resmen işkence eden, hayatı dar eden aileler. Ve gizli gizli İstanbul’a gelip tüp bebek tedavisi, kısırlık tedavisi olan aileler.

 

3 çocuk annesi ve anneliğin duygusal olarak en yoğun hallerini yaşayan ve bana “kimsin sen?” dediklerinde ilk yanıt olarak “anneyim” diyerek hayatının odak noktasına çocuklarını koymuş bir anne olarak bugünlerde aldığımız bu konuda birçok mektup ve soru sonrasında belki bir nebze yardımcı olabilirim diyerek Tüp Bebek konusunda kendi merak ettiklerimi soracağım sizler için ülkemizin en değerli uzmanlarına.

 

Ağlayarak mektup yazan yaşadıklarını anlatan sevgili okurlarım öncelikle sizler için olmak üzere yeni gelen yılın isteyen herkese bebek getirmesini diliyorum.

 

Prof. Dr. Aydın Arıcı ile başladım. Gelecek hafta devam ediyor olacağım;

 

Kadınlarda kısırlığa yol açan yapısal bozukluklar nelerdir?

Kadınlarda kısırlığa yol açacak yapısal bozukluklar daha çok tüplerin tıkanmasına bağlı olarak görülür. Hepimizin bildiği gibi döllenme olayı kadının tüplerinde gerçekleşir. Yumurta ve spermler bu tüplerde karşılaşır ve döllenirler. Tüpler, daha çok enfeksiyona bağlı nedenlerden ötürü tıkanır. Bunun yanı sıra sancılı adet görmeyle birlikte görülen bazı rahatsızlıklar da tüplerin tıkanmasına neden olabilir. Bu nedenle kısır olduğundan şüphelenilen bir kadından öncelikle rahim filmi istenir. Bu, aslında tüplerin filmidir. Tüplerin tıkalı olup olmadığını bu filmle anlarız. 

 

Hangi enfeksiyonlar tüplerin tıkanmasına neden olur?

Bunların bir kısmı bel soğukluğu ve klamidya gibi cinsel ilişkiyle bulaşan enfeksiyonlardır. Farklı enfeksiyonlar da tüplerin tıkanmasına yol açabilir. Tüberküloz bile tüplerde tıkanmaya neden olabilir. 

 

Halk arasında ileri yaşta görülecek kabakulağın kısırlığa yol açabileceği söylenir. Doğru mu?

Hayır, kabakulak yapısal bozukluğa sebebiyet vermez. Ama özelikle ergenlik çağına gelmiş bir kişi kabakulağa yakalanırsa bu durum yumurtalık ya da testislerde harabiyete sebep verir. Yoksa tüplerin tıkanması gibi yapısal bir bozukluğa yol açmaz.

 

Erkeklerde, kısırlığa yol açan yapısal bozukluklar nelerdir?
Bazı erkeklerin sperm kanallarında doğuştan tıkanıklık olur. Her ne kadar testislerde sperm üretilse de sperm hücreleri tıkanıklık nedeniyle kanala çıkamaz. Bu kişilere, öncelikle sperm üretimi olup olmadığını kontrol etmek için kan testi yapılır. Eğer sperm üretimi varsa testisten küçük bir iğne ya da kesi yardımıyla sperm hücreleri alınıp tüp bebek uygulamasında kullanabilir. 

 

Yenidoğan erkek bebeklerde inmemiş testislere dikkat! 

 

Çocukluk döneminde yapılan bazı aşıların ileride kısırlığa yol açacağı düşünülür. Doğru mudur?

Çok net bir şekilde biliyoruz ki bazı hastalıkların önlenmesinde aşı çok önemli rol oynuyor. Şu ana kadar hiçbir aşının kısırlığa yol açtığı kanıtlanmadı. Bazı aşıların yan etkileri olabilir ancak unutulmamalı ki bu aşıların önlediği hastalıklar ölümcül bile olabiliyor. Tetanozdan tutun da, difteri veya kabakulak aşısına kadar. Bu nedenle çocukluk döneminde bu aşıların mutlaka yapılması gerekir. 

 

Çocukluk döneminde ileride kısırlık oluşumunu önlemek için ailelerin nelere dikkat etmesi gerekiyor?

Özellikle yenidoğan erkek bebeklerde aileler, bebeğin testislerinin inmiş olmasına dikkat etmeli. Çocuk doktorları bu kontrolü zaten yaparlar. Ancak testislerin inmesi için kısa bir süre vardır. Bazen kasık kanallarında takılı kalabilirler. Testisler o şekilde durursa ve geç inerse erkek kısırlığına neden olur. Bu durum sperm üretimini tamamen durdurabilir. Dolayısıyla erkek bebeklerde bunun kontrolü çok önemlidir. Çok basit birkaç ilaç ile testislerin inmesi sağlanabilir. Bunun yanı sıra tarım ve böcek ilaçları gibi bazı tehlikeli maddelerden, çocukluktan itibaren kaçınmak gerekir. Çünkü bu ilaçlara maruz kalmak hem erkek hem de kız çocuklarında kısırlığa yol açabilirler. 

 

Bunun gibi çocukluktan itibaren görülen kısırlıklar ileride tedavi edilebiliyor mu?

Testislerin inmemesine bağlı kısırlığın tedavisi hemen hemen olanaksızdır. Bu kişide çok şanslıysa birkaç sperm bulunabilir. Ama sperm üretimi tamamen durduysa bunu yeniden canlandırmak olanaksızdır. 

 

Aşırı sıcak banyolar kısırlığa neden olabiliyor 

 

Tedavilere ya da çevresel zehirlere maruz kalmanın yol açtığı kısırlık iyileştirilebilir mi?

Çevresel zehirlere, radyasyona veya kemoterapiye bağlı olarak oluşan kısırlıkların da maalesef tedavisi yoktur. Bunların genellikle geri dönüşü olmaz. Örneğin çocuk yaşlarda kanser tedavisi görülecekse muhakkak koruyucu bazı ilaçların da kullanılması tavsiye edilir. Ergenlik çağını geçtiyse bu kişinin spermi ya da yumurtası dondurularak saklanabilir. 

 

Erkeklerde doğurganlığı olumsuz etkileyen en önemli sorunlardan birisi de sperm hızının az olması. Bunun nedeni nedir?

Spermlere baktığımızda üç özelliği analiz ederiz. Birincisi spermin sayısıdır. Normalde bir erkeğin menisinde mililitre başına 20 milyonun üzerinde sperm olması gerekir. Hareketlilikte ise ileri doğru ve hızlı hareket eden spermlerin, yüzde 50’nin üzerinde olmasını isteriz. Hareketliliği etkileyen en önemli faktörlerden birisi de testisteki ısıdır. Normalde testislerin ısısının, vücudun ısısından bir derece daha az olması gerekir. Bazen varikosel dediğimiz yani testise giden ve gelen toplardamarlarda varis oluşması testis ısısını artırır. Bu durum spermlerin hareketliliğini azaltabilir. Bu kişilerin mutlaka bir ürolog tarafından tedavi edilmesi gerekir. Spermlerde incelediğimiz üçüncü özellik de şekilsel yapılarıdır. Sperm hücrelerinde aslında şekilsel bozukluk çok görülür. Biz yaptığımız incelemelerde spermlerin en az yüzde dördünün şekilsel olarak normal olmasını isteriz. Şekilsel bozukluğu olan sperm hücre adedinin bundan fazla olması ciddi bir sorunun olduğunu gösterir. Ancak onun da tedavisi oldukça zordur. Böyle bir durumda normal olan sperm bulunarak mikroenjeksiyon yöntemiyle yumurtaya enjekte edilerek normal bir döllenme sağlanabilir. 

 

Sperm hareketliliğini artırmak için ilaçlar kullanılıyor mu?

Varikosele bağlı durumlarda ameliyat gerekir. Ancak tedaviler ilaçlarla da desteklenebilir. Bu tür sorunu olan kişilerde aşılama tedavisi de uygulanabilir.
Bu yöntemde hareketli ve normal spermler konsantre bir hale getirilerek eşinin rahminin en üst noktalarına aşılanır. Böylece o sperm hücrelerinin kat etmeleri gereken mesafe kısaltılmış olur. Normal bir ilişkide spermin yarısından çoğu zaten vajinadan dışarı akar. Geri kalanın yüzde 80’i vajinanın asit ortamında yok olur. Geriye kalan spermlerin de 40 maraton koşusu mesafesinde ilerlemeleri gerekiyor ki yumurtayı bulup dölleyebilsin. Aşılama yöntemiyle, hem vajinadan dışarı akan hem de asit ortamında ölen spermler kurtarılıyor ve 40 maraton değil de 5-10 maraton koşmaları sağlanıyor. Böylece hamilelik şansı artırılıyor. 

 

Spermlerin tek başına ilaçla hızlandırılması mümkün mü?

Sadece ilaç kullanımı çok etkili değildir. Ancak spermin hızlanması için, içine eklediğimiz bazı ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, spermleri deney tüpünde hızlandırır. Ama insanın bir ilacı ağızdan alıp da spermlerinin hızlanmasını sağlayacak, geçerliliği kanıtlanmış bir ilaç yoktur. 

 

Sperm hızını azaltan başka etkenler var mı?

Sigara kullanımı en önemli etkenlerden birisi. Çünkü sigara tüm organlarda olduğu gibi testiste de oksijen girişini azaltır. Damarlarda daralmaya neden olur ve uzun vadede sperm sayısı, hareketliliği ve şeklini etkiler. Aşırı miktarda alınan alkol, kafeinli içecekler de etkilidir. Diğer yandan erkeğin beslenmesinde sorunlar varsa spermin hareketliliği olumsuz yönde etkilenebilir. Yeterince çinko, selenyum gibi ana maddeler, E ve A gibi önemli vitaminlerin eksikliği erkeğin üreme fonksiyonlarını etkiler. 

 

Erkeklerin, kısırlığa yol açan günlük hayatta yaptığı yanlışlar neler?

Örneğin çok aşırı sıcak banyolar, testislerin fazla ısınmasına neden olur. Çok sıcak hamamlar, jakuziler ya da testis ısısını artıracak bazı meslekler. Örneğin uzun yol şoförlüğü, fırıncılık, ocakçılık gibi. 

 

Kadınların günlük hayatta yaptığı yanlışlar neler?

Kadınların yaptığı en büyük yanlışlardan birisi sigara içmek. Fazla alkol kullanımı, sağlıksız ve düzensiz yaşam, lüzumsuz ilaçların fazla kullanılması olumsuz yönde etkiler. 

 

Vücut geliştirme ilaçları sperm fonksiyonunu sıfıra indiriyor 

 

Uzun süre doğum kontrol hapı kullanımı kısırlığa yol açar mı?

Doğum kontrol haplarının doğurganlığı olumsuz yönde etkilediğine dair bugüne kadar kanıtlanan bir çalışma yok. Bazı yanlış anlayışlar var, örneğin yumurtlama için kullanılan ilaçların yumurta sayısını azaltacağı gibi. Halbuki bu doğru değildir. Her ay belli sayıda yumurta bir yarışa çıkar, biri o yarışı kazanır, diğerleri yok olur gider. Doğum kontrol hapı kullandığında hiçbirisi yarışı kazanamaz çünkü yumurtaların hepsi kaybolur gider. Kısırlık tedavisinde kullandığımız iğnelerle ise bu yarışı birden fazla yumurtanın kazanması sağlanır. Dolayısıyla ne doğum kontrol haplarının ne de kısırlıkta kullanılan ilaçların kısırlığa yol açması söz konusu değildir. 

 

Erkeklerin kullandığı bir ilaç kısırlığa yol açar mı?

Erkeklerin sperm fonksiyonu, dışarıdan alacakları testosteron yani erkeklik hormonuyla ciddi anlamda etkilenir. Örneğin vücudunu geliştiren, daha fazla kas yapmak isteyen erkeklerin kullandığı bazı ilaçlar vardır. Bu ilaçlar çok güzel kas yapar ama sperm fonksiyonunu hemen hemen sıfıra indirir. Nedeni de çok basit aslında; bütün bu olayların emri aslında hipofizimizden gelir. Dışarıdan testosteron alındığında, hipofiz yeteri kadar testosteron olduğunu düşünür ve diğer sperm üretimini sağlayan hormonların fonksiyonlarını durdurur. O yüzden de sperm üretimi olmaz. 

 

Antidepresanların, vitaminlerin bilinçsiz kullanımı doğurganlığı etkiler mi?

Bir kişi depresyondaysa cinsel fonksiyonlar en çok etkilenenlerden birisi olur. Erkekse iktidarsızlık görülür. Kadında da cinsel isteksizlik olabilir. Bu gibi durumlarda antidepresanların faydası vardır. Yani antidepresanlar bu kişilerin normal cinsel yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlar. Ancak çok yüksek dozda kullanıldığında başka hormonların yükselmesine neden olabilir. Onlar da cinsel fonksiyonu olumsuz yönde etkileyebilir. Tedavi dozunda kullanılması ve iyi takip edilmesi gerekir. 

 

Aşırı kilo ya da zayıflık kısırlığa yol açar mı?

Kilo hem testisleri hem de yumurtalıkları olumsuz yönde etkiler. Aşırı kilo kadınların düzensiz yumurtlamasına aşırı zayıflık da hiç yumurtlamamaya neden olur. Dolayısıyla en doğrusu ideal vücut ölçülerinde olmaktır. Her iki uç da zararlıdır. 

 

Dar kot giymek kısırlığa neden olur mu?

Bu, doğru fakat fazla abartılacak bir konu değildir. Çok dar kot giyilmesi testisin vücuda daha çok yapışması ve ısısının artmasına neden olur. Bu da sperm durumunu biraz etkileyebilir ama bunun ciddi boyutlarda olduğunu düşünmek doğru değildir. Böyle bir durum ancak sınırda sperm sayısı olan kişileri etkileyebilir. 

 

Peki ya günlük hayatta kullandığımız cep telefonu gibi elektronik cihazlar?

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte zaten elektromanyetik dalga okyanusunda yaşar hale geldik. Çok yüksek enerjide olduğu zaman zararı olduğunu biliyoruz. Yapılan deneylerde bu açıkça gösterilmiş. Tek bir alet zararsız olabilir ama günlük hayatta kullandığımız tüm cihazlar bir araya geldiğinde zararlarının olacağı aşikardır. Dolayısıyla bu aletlerin mümkün olduğunca vücuda yakın tutulmaması gerekir. Şu ana kadar cep telefonlarının üreme fonksiyonlarını etkilediğine dair kanıtlanmış bir bilgi bulunmamaktadır. 

 

Dizüstü bilgisayar kullanımının erkeklerde kısırlığa yol açtığı söylenir. Doğru mu?

Bu durum dizüstü bilgisayar kullanım süresiyle alakalıdır. Bütün gününü diz üstü bilgisayarla geçiren ve testis bölgesi bu nedenle sürekli sıcak kalan kişilerde üreme fonksiyonları olumsuz etkilenir. Düşünsenize bu kişi tüm gün hamamda oturmuş gibi olacaktır. Ama gün içinde yarım saat bir saat dizüstü bilgisayarla çalışmak etkilemez. 

 

Kistler kadınlarda kısırlığa neden olur mu?

İçi kan dolu olması nedeniyle çikolata kisti olarak adlandırdığımız, sızı ve yapışıklıklara neden olan kistler tüplerin tıkanmasına neden olabilir ve kısırlığa neden olabilirler. Su kistleri ise genellikle kısırlık sebebi değildir. Ama çikolata kistleri kısırlık sebebidir. 

 

Erken yaşta menopoza girmiş bir kadın çocuk sahibi olabilir mi?

Çok genç yaşta menopoza girerek yumurtalarını yitirmiş kadınların çocuk sahibi olması yumurta nakliyle gerçekleşiyor. Nasıl ki böbrek nakli yapılabiliyorsa yumurtaları iflas etmiş bir kadın da sağlıklı bir kadından alınan yumurtanın eşinin spermiyle döllenerek rahmine yerleştirilmesiyle çocuk sahibi olabiliyor. Ancak birçok ülkede uygulanan yumurta nakli dediğimiz bu işlemin ülkemizde yapılması kanunlarla yasaklanmıştır. Bunların yanı sıra erken menopoza giren kadınlara uygulanan östrojen tedavisiyle kenarda kalmış bir yumurta gelişimi ve sonucunda hamilelik de olabiliyor. Buna da mucize hamilelikler diyoruz. Çünkü böyle bir ihtimal yüzde 1’in altında.

 

Hazırlayan: Pınar Reyhan Özyiğit



SERVİS
Tüm Yazarlar