Begüm Kütük: “Ustaları küstürmemeli!”

Begüm Kütük’ün başrol oynadığı Mar filmi geçen yıl Altın Portakal ve Altın Koza’dan eli boş döndü. Ama 18 Eylül’de 28’inci İskenderiye Film Festivali’nde En İyi Film seçildi. Kütük’le festivalleri konuştuk.

Begüm Kütük: “Ustaları küstürmemeli!”

“Ünlü olmuş ama havalanmamış”ın karşılığı olarak ne kadar sıfat akla geliyorsa hepsi var oyuncu Begüm Kütük’te. Kaprissiz, mütevazı, anlayışlı, alçak gönüllü... ‘’Hayatta pişman olacağım hiçbir kararım olmadı’’ diyor. Ama, hazır ülkede film festivalleri tartışılırken belki bir isyanı vardır diye sordum.

 

Filminiz Altın Koza ve Altın Portakal’da ödül alamayıp İskenderiye Film Festivali’nde ödüllendirilince bir alınma durumu oldu mu?

Hayır. Her festivalin bir ana teması var. Uygunsanız ödül alıyorsunuz. Jürinin politik görüşleri, bakış açıları derken bir sürü kriter giriyor işin içine. Festivalleri, amaç sadece ödül vermekmiş gibi düşünmemek lazım. Emek verdiğin bir işin sonunda o festival artık bir eğlenceye dönüşüyor. Aynı sektörden insanlarla tanışma imkânı buluyorsun.

 

Pek öyle kaynaşılıyormuş gibi durmuyor...

Çünkü Türkiye’de herkes daha hırslı. Kendi filminin ödüllendirimesini istiyor. Açıkçası ben de son yıllarda neyin ne şekilde ödüllendirildiğini pek anlayamıyorum. Mesela Altın Koza’da ilk filmini çeken yönetmen sayısı oldukça fazlaydı. Öte yandan bugün Derviş Zaim, Zeki Demirkubuz, Yeşim Ustaoğlu Türkiye’nin en iyi yönetmenlerinden. Belki de bu isimlerle ilk filmlerini çekenleri aynı kategoride yarıştırmamak lazım. Ama işte çok duygusal bir ülkeyiz. İlk filmleri, çok emek verdiler diye daima destekleniyorlar. Tabii ki destek verilsin, ben de yeni başlayan yönetmenlerle çalışmaktan çok zevk alıyorum ama ustaları da küstürmemek lazım.

 

Oyuncuların performanslarını gösterebilmeleri için adaletli bir ortam var mı?

Belli karakterlerle konumlandırıyorlar sizi. Bana baktıklarında zengin, aristokrat, iyi eğitimli bir kadın görüyorlar mesela. Şehir hikâyesi olduğunda akla gelen ilk ismimlerdenim. Ama taşralı biri için kimse beni aramaz. Bir de bana herkes “İçinde acayip bir komedi oyuncusu var’’ der ama yola dramayla çıktıysanız komediye geçiş yapmanız zor.

 

“Türkiye’de başarının takdir gördüğüne inanmıyorum!”

“Yurtdışında işler böyle yürümüyor, bizde niye böyle” diye isyan ettiğiniz oluyor mu?

Hayır. Öyle bir yapım yok. Ama “Canını en çok ne sıkıyor” dersen, Türkiye’de başarının takdir gördüğüne inanmıyorum. Kimse “Ne kadar iyi oynamışsın. Eline sağlık’’ demiyor. Mesela Saadet Işıl Aksoy. Peneloppe Cruz’la bir filmde oynadı. Gurur duydum. Sinemayı bilenler de çok iyi bir iş olduğunu söylüyor. Ama yazılanlara baktığınızda ne figürasyonluğu kaldı, ne iki kare gözüktüğü. Bu bir başarıdır, lütfen arkasında duralım.

 

“Her oyuncunun bir zamanı vardır” derler, sizinki ne zaman gelecek?

Hiç gelmeyebilir, 6 ay sonra da olabilir.

 

Beklemede misiniz?

Elbette. Bu iş biraz da yaptığınız seçimlere bağlı. Şu an bir sinema filminde herkesin konuşacağı bir sahnede oynayıp tüm okları üstüme çekebilirim. Ama hiçbir zaman öyle çok ihtiraslı biri olmadım. Keyif getirmeyeceğini düşündüğüm bir şey yapmadım. Ne istediğini bilmen önemli.

 

Ne istiyorsunuz?

Huzur... Ve yastığa başımı koyduğumda pişmanlık duyacağım hiçbir şey olmamalı.

 

Hiç hatalı bir seçim yapmadınız mı?

Yapmadım.

 

Vayy...

Aynen öyle. Hep iki hamle sonrasının hesabını yaparak ilerledim. Çok sevdiğim ve saygı duyduğum biriyle evlendim. Şimdi hayatımda her şey çok iyi giderken bunun sarsılmasını istemem.

 

Her şey çok mu iyi gidiyor hakikaten?

O kadar şanslıyım ki âşık olduğum, hiçbir çıkarımın olmadığı biriyle evlendim. “Rağmen” sevgisi değil bizimki. Hani “Şu özelliklerine rağmen seviyorum onu” deriz ya. Erdil’in değiştirmek istediğim hiçbir yönü yok.

 

"Erdil bana rahat olmayı öğretti"

Eski sevgililerinize nispet yapar gibi sürekli birbirinizi ne kadar çok sevdiğinizi anlatıyorsunuz...

Hissettiğimiz bu. 7 sene oldu. Son 2 yıldır evliyiz. Yarın tüm şartlar değişir, sevgimiz azalırsa yolumuzu ayırırız. Ömür boyu aşk yaşayacağız gibi bir iddiamız yok. Ama umut edelim öyle olsun.

 

Erdil Yaşaroğlu’yla yaşamanın en büyük avantajı ne?

Bana rahat ve pozitif olabilmeyi öğretti. Bardağın hep boş tarafını görürdüm. 1 saatlik bir iş için 4 saat çalışırdım. Hata payı bırakmazdım. Erdil’se olaya “1 saat verimli çalıştıysan geri kalan 3 saati neden tüketiyorsun” mantığıyla bakar.

 

Röportaj: Pınar Erbaş

 

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • 3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?
    3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2271

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1991

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 996

  • Tulum peynirli pankek
    Tulum peynirli pankek

    Süresi : 00:54 İzlenme : 1654

  • Tok tutan salata nasıl yapılır?
    Tok tutan salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1112

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön