Yaşamı kurma cesareti

İnsan canlısı olan biz hep bir dengenin peşinde koşarız. Huzurlu olmaktan kastımız da çoğunlukla dengede olmaktır.

Yaşamı kurma cesareti

Bir ailede aile üyelerinden biri sağlıksız, umutsuz, depresyonda, paranoyak, kıskanç vb. ise sistemdeki diğer üyelerin huzurlu olmasını bekleyemeyiz. Örneğin bulunduğunuz odada birisi huzursuzca dolaşıyorsa o vakit sizin ve odadaki diğerlerinin huzurlu olmasını beklemek gerçekçi değildir. Aile üyelerinden biri örneğin eş ona yakın olduğu için durumdan daha fazla etkilenirken, uzak olan ya da başka işi olan bu durumdan daha az olsa da mutlaka etkilenecektir. Bu etkilenme birey için duyduğumuz kaygıya, onun bizimle kurduğu bağa, onun hayatımızdaki önemine, onun hayatımıza ne kadar etki ettiğine kadar birçok faktör ile değişkenlik gösterir.

İnsan canlısı olan biz hep bir dengenin peşinde koşarız. Huzurlu olmaktan kastımız da çoğunlukla dengede olmaktır. Bundan dolayı onun huzursuzluğu bizim huzursuzluğumuz olarak devam eder. Onu kırmamak için sustuğumuzda farkında olmadan kendimizi kırarız. Bu da bizimde yavaş yavaş daha tedirgin ve keyifsiz olmamıza doğru biz yönlendirir. Atalarımız “bir çürük elmanın bir çuval elmayı heba ettiğini” söylerler. Çünkü çürük olan önce yanındakinden başlayarak hepsine etki eder. Onları da çürütür. Onunla süreci açıkça duruma bir anlam yüklemeden paylaşmak ve birlikte çözüm için yardım önermeliyiz.

Ailede biri mutsuz ise bu sistemin mutluluğunu engeller. Aile sistemdeki her bir bireyin, sistem içinde ve sistemle birlikte mutlu olması tercih ideal bir durumdur. Fakat bireyin mutluluğu için ise bireyin kendine ait bir özgürlük alanın olmasına bağlıdır. Kişi hem ailesi ile paylaştığı bir alana hem de bağımsız bir alana ihtiyaç duyar. Bu alan nefes aldığı ve beslendiği bir alandır. Eğer kişi diğeri veya diğerlerinin duygusal baskıları ya da zorlamaları ile kendi özgürlük alanından verir ise bunu kendisine yapana ya da genel olarak aile sistemine dair öfke duyup aynısını öbürlerinden talep eder duruma gelir. Bu da diğerinin direnci ile ya da belli alanlarda teslimiyeti ile sonuçlanır. Buda ilişkinin bir girdaba girmesine neden olur. Sen yaptın, ben yaptım, senin için ben şunu yaptım / yapmadın kavgası iyi niyetlerle kurulmuş aile sistemini zedeler ve yavaş yavaş mevzi kaybederek mutsuz bir yer olmasına sebep olur.

Bundan dolayı ailedeki her bireyin bir bağımsız alanı olmalıdır. Bu özgürlük alanı kendine, hobilerine, önceliklerine vakit ayırması için ona aralık yaratılması anlamına gelir. Bireyin mutluluğu ve bu yolla ilişkinin mutluluğu için bireyin kendini gerçekleştireceği bir işi (iş hayatı- resim-tiyatro vb) olmalıdır. Bireyin kendini ifade edeceği, evdekilerle ve önemsediği insanlarla birlikte bir şeyler paylaşacakları bir zamana ihtiyacı vardır.

Bütün bunların yaratılabilmesi için ise aileyi oluşturan kadın ve erkeğin önce birey olması zorunludur. Birey olmak ise seçim yapabilmek demektir. Yani başkalarının seçtiği değil kendinin seçtiği yaşamı kurma cesaretini yaratmak demektir. Böylece birey seçimlerine sahip çıkar. Nasrettin hoca “el elin eşeğini ıslık çalarak arar” demişti. Annem babam seçti, zorladı denilen ilişkide sorumluluk almaktan kaçınmak olası bir durum olabilir.

Seçim yapabilmeye olgunluk ya da yetişkinlik diyebiliriz. Çalıştığım evlilik ilişkilerinden ve araştırmalardan anladığım kadarıyla ülkemizde kurulan evliliklerin çoğu yaşları 20-30 olan ergen insanların evliliği şeklindedir. Bu bireyler kendi evliliklerinden söz ederken eşlerinin dırdırından, düşüncesizliğinden, iş kolikliğinden, suratsızlığından, TV düşkünlüğünden söz ederler. Yani yaptıkları seçimlere sahip çıkmayı önemsemeyen ya da reddeden bireylerden söz ediyoruz demektir.

Bu süreci yönetmek için evlilik, ya da aile kurma isteğine sahip insanların önce seçimlerine dikkat etmeleri, evliliği, ilişkiyi, partnerini niye seçiyorum sorusunu kendilerine sormalılardır. Eş adayından ne istediğini, arzularını, nelerden rahatsız olduğunu açıkça onunla paylaşmalıdırlar. Böylece ilişkinin daha başından dürüst bir ilişki kurmalıdırlar. İlişkide ise bir birlerine nefes alacakları alanları belirlemeli ve bu konuda taviz beklememelidirler. Böylece birlikte birbirlerini ve ilişkilerini büyütebilirler.

Klinik Psikolog Cafer ÇATALOLUK
Psikoterapist / Aile Terapisti / Psikodramatist

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1980

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 990

  • Tulum peynirli pankek
    Tulum peynirli pankek

    Süresi : 00:54 İzlenme : 1653

  • Tok tutan salata nasıl yapılır?
    Tok tutan salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1112

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 1176

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön