Bir attan "insanlık" dersleri

30 yıl önce yönetmenlik hayatının en önemli filmlerinden biri olan “E.T.”de çocuklarla dünya dışı bir varlığın arkadaşlığını anlatarak unutulmaz bir klasiğe imza atan Steven Spielberg, “Savaş Atı”nda yine bir arkadaşlık hikâyesiyle çıkıyor karşımıza.

Bir attan "insanlık" dersleri

Film, İngiltere’nin yemyeşil çayırlarında, göz alıcı doğa manzaralarıyla açılıyor. Klasik Amerikan westernlerini hatırlatan bu ilk bölümde, yoksul bir çiftçinin oğlu olan Albert (Jeremy Irvine) ile atı Joey arasındaki dostluk bağının nasıl kurulduğuna şahit oluyoruz önce. Daha sonra ise, Avrupa’ya doğru uzanıyor ve bir savaş filminin içinde buluyoruz kendimizi.

 

Savaştan manzaralar

Savaşa bir İngiliz subayın atı olarak katılan Joey’nin cephedeki serüvenleri, en az ana hikâye kadar önemli yan hikâyeler vaat ediyor: Gözü pek ama tecrübesiz genç İngiliz süvarilerin trajedisi; ölmemek için askerden kaçmayı deneyen “bir ayağı çukurda” Alman gençler; en zor durumlarda dahi hayvanları koruyan insanlar; savaşın ortasında kalmış siviller ve tabii ki adına I. Dünya Savaşı denen o büyük felaketin kendisi. Belli ki Spielberg’i bu öyküye çeken, savaşın gaddarlığı ve korkunçluğu içinde bir atın insanlara “hümanist” değerleri hatırlatması... “E.T.”de masum çocuklarla uzaylı arasındaki dostluk, burada savaşın mantığına teslim olmak istemeyen insanlarla bir at arasında kuruluyor. Joey, insanlara dayanışmayı, sevgiyi, merhameti ve kardeşliği öğretiyor; hatta tarafsız bölgede geçici bir barışın vesilesi bile oluyor. Spielberg, “İnsanların hayvanlardan öğreneceği şeyler var” fikrini perdede somutlaştırmasını biliyor.

 

Anlatım ustası

Film boyunca elden ele dolaşan ve sonunda yeniden sahibine ulaşan “kahramanlık simgesi madalya” gibi klişelere fazlasıyla sarılan “Savaş Atı”, bence özellikle savaş sahneleriyle değer kazanıyor... Spielberg, kılıçların ve atların, toplarla, makineli tüfekler, kimyasal silahlar ve ilk zırhlı araçlarla yan yana geldiği I. Dünya Savaşı’nı perdede inandırıcı bir biçimde görselleştiriyor. İngiliz süvarilerin Alman garnizonuna saldırısı; Joey’in taşıdığı uzun menzilli toptan atılan merminin Albert‘in de içinde bulunduğu İngiliz birliklerinin üstüne düşmesi; Albert ve arkadaşlarının siperden çıkıp yoğun ateş altında ilerlemesi; Joey’nin günbatımına doğru Alman cephesinden başlattığı o koşu... Özellikle bu sahnelerde, Spielberg’in resimlerle hikâye anlatma konusunda eline su dökülemeyecek bir usta olduğu ve her zaman seyre değer işler ortaya koyduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Görüntü yönetmeni Janusz Kaminsky’nin “doğal gün ışığını yeniden yaratan” aydınlatmasının ve canlı, berrak renklerinin atmosfere önemli katkıda bulunduğunu ekleyelim. Son olarak ise Emily Watson, Peter Mullan, David Thewlis gibi isimlerden oluşan oyuncu kadrosunun filme büyük katkı yaptığını belirtelim.

 

Hazırlayan: Mehmet Açar

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1986

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 995

  • Tulum peynirli pankek
    Tulum peynirli pankek

    Süresi : 00:54 İzlenme : 1654

  • Tok tutan salata nasıl yapılır?
    Tok tutan salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1112

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 1178

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön