Angelina Türkiye’ye gelecek, Şenay yine çok konuşulacak!

Eylül ayında yapılacak olan Uluslararası Altın Terazi Film Festivali’nin bu yılkı ana konusu "Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık"mış. Angeline Jolie de festivale konuk olarak katılacak. 2,5 yıldır üzerinde çalıştığı yeni kitabını sonunda bitirmiş Şenay Düdek, kısmetse Ekim’de piyasaya çıkaracakmış.

Angelina Türkiye’ye gelecek, Şenay yine çok konuşulacak!

Gündüz vakti eve bir girdim ki, bütün perdeler kapatılmış, lambalar söndürülmüş, her tarafta derin bir sessizlik... Anlayacağınız tam bir kaotik ortam. Perdeleri açmaya davrandığımda, arkamdan bezgin bir ses geldi… “Yapma, ışık görmeye bile tahammülüm yok…”  Sesin sahibi tanıdık, zaten başkası da olamaz ya… Bizim Gargamel, divanın bir köşesine büzülmüş, elini başlarının arasına almış, (adam beni de sapıttırdı,) pardon, başını ellerinin arasına almış, gözlerinde derin bir elem ifadesiyle sus pus oturuyor. “Ne oturuyorsun böyle Brüksel lahanası gibi” diye sordum; ses yok. “Belçika’da gemilerin mi battı” dedim, yine ses yok.  Benim tanıdığım eski Gargamel olsa, Şirinler’e yaptığım bu göndermeleri hemen anlar ve çok esprili olduğumu söyleyerek takdirlerini sunardı. Ama bunda tıs yok. Neden sonra “Varma üstüme abi, bunalımdayım” dedi. Bunalımdaymış… Bir filin, Giselle’de Nureyev’in karşısında dans etmesi bile mümkündür ama bizimkinin bunalımda olması asla… Yine de ilgilenmiş gibi görünerek “Nedir seni bunalıma iten yavrucuğum” dedim müşfik bir sesle. Aldığım cevap aynen şöyle oldu; “Sempozyumda konuşmacı olmamı engellediler, kabul etmediler beni.”

 

Şaşkınlığım giderek artıyordu; sempozyum ve Gargamel… Sinirlerime hakim olmaya çalışarak sordum; “Ne sempozyumuymuş bu?” “Kadına yönelik şiddet ve ayırımcılık konusunda bir sempozyum işte…” Kendimi biraz daha tuttum, hemen döversem, olayı tam anlayamayacağım; “Peki senin yerine kimler konuşacakmış?” Derin bir iç çektikten sonra saymaya başladı ; “Prof. Dr. Bengi Semerci, Prof. Dr. Şahika Yüksel, Türkan Şoray, Dr. Salvador Millaleo Hernandez, Selim İleri, Prof. Dr. Dimitri Dimoulis, Zeki Demirkubuz…” 

 

Daha fazla dayanamadım “Ulan, seni bütün bu isimlerin yanında konuştururlar mı” diye patladım “Hem de kadına yönelik şiddet ve ayırımcılık konusunda… Adamlar kabul etmediler diye bunalıma gireceğine, dua et onlara. Ben olsam kafanda odun kırardım. Ne anlarsın sen bu işlerden”  Bir an melül melül gözlerimin içine baktı “Benim derdim o değildi abi yaa..” dedi “Sempozyum ayaklarında, aralarına karışıp Angelina Jolie’yi görecektim.”  

 

Kısa ve etkili bir sorgulama sonucunda durumu anladım nihayet. İşin Angelina Jolie bölümünü heyecanı kaçmasın diye sona bırakalım, öyle devam edelim. Efendim Eylül ayında yapılacak olan  Uluslararası Altın Terazi Film Festivali’nin bu yılkı ana konusu ‘Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkmış. İstanbul Hukuk Fakültesi ve Başakşehir Belediyesi tarafından düzenlenen bu festivali geçen yıldan hatırladım hemen. Ana teması ‘Darbeler’di. Fikir zaten başlı başına ilginç. Her yıl suç ve ceza üzerine bir tema belirleyip festivali öyle düzenliyorlar. Yani adalet ve sinema ilişkisini gündeme getiriyorlar.Ayrıca çeşitli kültürel etkinliklerle de olayı destekliyorlar. Belki benim cahilliğim ama dünyada başka bir örneğini görmedim. Yakında dünyanın bu festivali örnek alacağına ise eminim.

 

Festival sosyal mesajlı olduğu için, sadece kuru kuruya filmleri göstermiyorlar .Bir kısa film yarışması düzenleyip dünyanın dört bir yanından 10 film seçmişler. Kazanana 6 bin dolar ödül veriyorlarmış. Bu işin ‘kısa’ yanı… ‘Uzun’ yanında ise, uzun metrajlı 10 film yarışacak ve Altın Terazi ödülünü alan yapımcı, 200 bin dolar ödül kazanacakmış.  Bu arada beş ayrı kıtadan gelen kadına şiddet raporları bir sempozyumda değerlendirilecek, her ülkeden uzmanlar, bilim adamları, sanatçılar bildiriler sunacaklarmış. Bizim salak Gargamelin araya sızmayı hayal ettiği sempozyum bu işte. 

 

Gelelim Angelina’ya… Çok büyük bir aksilik olmazsa Angeline Jolie de festivale konuk olarak katılacak. Onu İstanbul’a getirecek olan da yine ünlü bir aktör.   Gecen seneki festivalin onur konuğu Rade Serbedzija; Batman Begins, X- Men, Harry Potter gibi büyük yapımlarda rol aldıktan sonra Angelina’nın yazıp yönettiği, ‘İn the land of Blood and Honey’ filminde başrollerden birini oynamıştı. Şimdi bu Rade arkadaş, kankası Angelina’yı festivalin açılışına getiriyormuş.

 

Bütün bunları "bizimkinden" öğrendikten sonra “Oğlum topla kendini” dedim. “Bunalıma filan girmene gerek yok, kadın gelince ellerimle seni götürüp tanıştıracağım” diye söz verdim. Saflıkta üstüne kimse olmadığı için hemen inandı tabii… Sevinçle ayağa fırladı “O zaman iki soğuk kola açıp karşılıklı yudumlayalım, sana bir şey daha anlatacağım, çok şaşıracaksın” dedi…

     

Şenay düdek'ten hem kitap hem film geliyor! 

“Aslında o kadar şaşılacak bir şey değil ama nasıl haberin olmadığına şaşıracaksın” diye başladı söze Gargamel. Kolaların yanına bir tepsi su böreği ve 12 hamburger de ısmarlamış. Parası yine bizden çıkıyor ama bu kadar bunalımdan sonra bir kıyak yapalım artık. “Senin can dostun yeni kitabını çıkarıyor, ruhun bile duymamış” diye devam etti. ‘Can dostun’ deyince şıp diye anladım, Şenay’dan bahsediyor. Bundan önce yayınladığı üç kitabı da, en çok satan listelerine giren Şenay Düdek’ten.

 

2,5 yıldır üzerinde çalıştığı yeni kitabını sonunda bitirmiş Şenay, kısmetse Ekim’de piyasaya çıkaracakmış. Uzun zamandır çalıştığını biliyordum ama ağzı öyle sıkıdır ki, bu tür konuları bana bile söylemez. “Neymiş kitabın adı” dedim Gargamel’e.  “Şimdilik iki ayrı ad belirlemiş….” diye başladı anlatmaya.

 

Ya ‘Kaybolan Hayatlar' ya da ‘İki Sevda Arasında' olacakmış kitabın ismi. İki ayrı kapak çalışması da hazırlamış Şenay.  Bu ihtimallerden birini Twitter ve Facebook’taki takipçileri ile birlikte belirleyecekmiş. Bundan önceki kitaplarında da hep gerçek hikayelere yer vermiş, sosyal yaralara parmak basmıştı. Anlaşılan bu defa da öyle olacak.

 

Ailesini,  trafik kazasında kaybeden Hatice ve ağabeyi Mahmut'un, İzmir'de başlayıp, Adana'ya uzanan hikayesini anlatıyormuş bu romanında Şenay, Ama öyle klasik bir öykü değil anladığım kadarıyla “İçinde ensest,uyuşturucu, aşk, ihtiras,töre ilişkilerinin de anlatıldığı sıkı bir hikayeymiş” diyor Gargamel. İşin bir başka ilginç yanı daha var; kitabın final bölümünü bir sinema filmi olarak izleyeceğiz. Yani hem bir roman, hem de bir film senaryosu yazmış Şenay. Önce romanı gelecek, ‘az sonra’ da filmi.

 

Ben kendi hesabıma her ikisini de merakla bekliyorum. Çünkü ne yaparsa en iyisini yapar arkadaşım…

 

Dünya'da bunlar oluyor!

  • John Lennon’un eşi  Yoko Ono Swarovski için yeni bir koleksiyon hazırladı.’Give peace a chance’ diye çırpınan John Lennon’un kemikleri sızlıyordur herhalde.

 

  • Modacı Pierre Cardin Venedik’e  bir kule inşa ettirecekmiş. Projenin üç sene içinde bitmesi planlanıyor. Kulenin modayla bir alakası olup olmayacağı ise henüz tartışma konusu. ‘Piza’ ya benzemez inşallah…

 

  • İngiliz yazar E.L.James’in 2011 de yayınladığı ‘’ Fifty Shades of Grey’’in bütün dünyada yarattığı ses Türkiye’de yankılanmaya başladı. Erotik-romantik pembe dizi sevenlere müjde; Kitabın Türkçesi de yakında piyasada olacak.

 

  • Vogue Fransa nin eski genel yayın yönetmeni ve moda dünyasının efsanevi isimlerinden Carine Roitfeld’in yeni dergisi ‘CR Fashion Book’ 23 Eylülde piyasaya çıkıyor. Fransızların Anna Wintour'u yeniden kolları sıvamış anlaşılan.

 

  • Karl Lagerfeld’in görsel tasarımını üstlendiği Antika Bienali Paris’deki Grand Palais müzesinde 14-23 Eylül arasında kapılarını açacak. Çılgınlıkla antikanın sentezi bakalım nasıl olacak?

 

  • Mercedes- Benz firması Londra’daki eski Selfridge Otelinin lobisinde geçici bir restoran açtı. Mercedes, Emil Jellinek’in kızının ismidir. O kim mi? Yakında…

 

  • Amerikalı ''art dealer'' Kenny Schachter, 2005 de Zaha Hadid’den kendisi için üç tekerlekli bir ‘’Z-car’’ tasarlamasını istemişti. Schachter istek listesine bir yenisini ekledi ve Pritzker ödüllü ünlü mimara bir de  Z boat ısmarladı. Siz ne anladıysanız ben de aynısını anladım!

 

  • Ünlü yönetmen Francis Ford Coppola, İtalya’nın Bernalde bölgesinde ‘Bugüne kadar yaptığım en kişisel projem’  dediği otelini sonunda açtı. Toplamda 6 suit ve üç bahçeli odadan oluşan, restorasyonu 5 yıl süren otelin ve bütün mobilyaların tasarımı ise Jacques Grage’a ait. Coppola İtalya’ya geldi ama o eski babalar artık yok.

 

Haber: İzzet Çapa

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1916

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 976

  • Tulum peynirli pankek
    Tulum peynirli pankek

    Süresi : 00:54 İzlenme : 1650

  • Tok tutan salata nasıl yapılır?
    Tok tutan salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1104

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 1174

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön