İlker Ayrık: "Ne var, gözlerim aşağı düşük işte!"

Son zamanların en sevilen sunucusu. Dakikada 150 mimik yapabilen bir oyuncu. İlker Ayrık’la iki çekim arasında buluştuk, iki bayram arasında gibi oldu... Ama şimdilik başımıza bir şey gelmedi.

İlker Ayrık: "Ne var, gözlerim aşağı düşük işte!"

33 yaşında Balıkesirli, mütevazı, gülmeyi güldürmeyi seven, hayattan gerçek anlamda keyif alan biri İlker Ayrık. Şu an sahip olduğu ün, popülarite ve hepsinden önemlisi izleyicinin gözündeki sempatisi sanki çok normal bir şeymiş gibi cevaplıyor ya soruları, beni öldürüyor. Aslında beni öldürmeye başlaması üç hafta öncesine dayanıyor.

 

Adam haftanın 2 günü yarışma, 3 günü dizi, 2 günü tiyatro yapıyor. Eh ben ne olacağım? “İki işimin arasına gireceksin Nazenin” diyor. O zaman buyurun size İlker Ayrık...

 

Balıkesirlisin. Nasıl biliriz Balıkesirlileri? Havasından suyundan sende ne izler var?

Balıkesirliler gayet mütevazı insanlardır. Balıkesir küçük, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan bir memlekettir. Bende izleri hep durur; yaşadığım dönemle, o dönemi paylaştığım insanlarla, arkadaşlarımla, dostlarımla, akrabalarımla...

 

Mutlu ve şimdiki gibi bol mimikli bir çocuk muydun?

Küçük bir mahallede çok büyük bir çocukluk geçirdim. Geçirdiğim bu muhteşem çocukluk sayesinde birçok disiplini öğrendim. Ben eğitim almaya mahallede başladım kısacası. Tüm 26 Evler’e sevgiler...

 

Gerçekten bu mimikler nasıl çıkıyor? Zamanında çok mu çalıştın ayna karşısında?

Teknik olarak hiçbir rolü aynada çalışmadım. Çalışan olduğunu da zannetmiyorum. Nasıl çıktığını da bilmiyorum açıkçası... (İşte yine kaldırdı kaşlarını!)

 

Topuz çok yakışmış, kimin aklına geldiyse...

Benim aklıma geldi. Seksenler dizisinde de oynuyorum ya, saçlarımı uzatmak durumundaydım. Programda da işte enerjik bir durum olduğu için hoplayıp dururken saç bulaşık olmasın diye böyle yapalım dedim. Hani kafaya sabit, kısa saç gibi bir şey oldu.

 

Takım elbise-spor ayakkabı...

Şimdi ilk yapan sen değilsin muhtemelen son da olmayacaksın ama özellikle yarışmada takımelbise altına giydiğin spor ayakkabı bayağı bir ses getirdi.

Kendi hayatımda da davetlere böyle katılırdım. Takım elbise spor ayakkabı...

 

Eskiden beri?

Evet, bu programla başlayan bir şey değil. Yapımcıma dedim ki “Böyle bir şey yapalım, ekranda bir takım elbise hoş duruyor, şık duruyor, güzel duruyor. Eh atlayacağız, zıplayacağız dolayısıyla spor ayakkabıyla başlayalım”.

 

Çok hoş. Zaten çok değişik bir yüzün de var.

Çok değişik derken; ne var gözlerim aşağı düşük işte!

 

Hayır hayır...

Değişiklik diye adlandırılan çirkindir. Evet, burnum uzun...

 

Ya hayır, çok sevimli diyeceğim ama sevimli çocuklara denir, artık çocuk da değilsin...

Çok teşekkür ederim.

 

"Erkeğin hırsı geçici ama kadınlar..."

Neden bu kadar çok sevildi bu yarışma?

Eşleri televizyon karşısında ayırmıyor galiba. Sonunda bir şeyi de beraber seyredebiliyorlar. Genelde hanımefendiler dizileri beyefendiler de spor programlarını takip ediyor. Hatta tek televizyon olan evlerde sıkıntı yaşanıyor. Ama “Ben Bilmem Eşim Bilir”i hem erkekler hem kadınlar seyrediyor. Seyrettikleri üzerinden muhtemelen birbirlerini değerlendiriyorlar. Bir de eğlenceli bir yarışma yani, adı üstünde oyun.

 

Ama şu anda özellikle dizilerle başa baş giden ciddi bir yarışma sektörü var. Sıra dışı işler prim yapıyor. Bu klasikleşmiş bir yarışma ve senin katkın da bariz ortada...

Böyle düşünenlere teşekkür ederim. Benim katkım, görünen. İşte geldiniz gördünüz biz 40-45 kişilik bir ekibiz. Benim ilk sunuculuk deneyimim ama gerçekten çok içime siniyor. Eğlenceli be işte, ne olacak yani oyun oynuyoruz...

 

Hakikaten sen eğleniyorsun. Yurtdışındaki benzer programları, röportajları falan da takip ediyorum ben. “Ben eğleniyorum, ben eğleniyorsam seyirci de eğleniyor” cevabı az buz değil. Peki ya oyuncu olmanın avantajı?

Aslında oyuncu olmanın ciddi bir avantajı olabilir çünkü tiyatroda da sinemada da televizyon işlerinde de eğer komedi yapıyorsanız, kendiniz eğlenmiyorsanız asla izleyenleri eğlendiremezsiniz. Bakınız Çakallarla Dans... Seti zaten biliyorsun. Çekimler tek bir sebepten tekrar etti, o da sürekli güldüğümüz için. Ben gülmesem yönetmen Murat Şeker, o gülmese kameraman gülüyor. Kamera sallanıyor tabii... Bir haberci olarak değil misafir oyuncu olarak o setin havasını yakaladın. Çakallarla Dans’ın başarısı da o yüzden. Burada da röportajda da çok eğleniyoruz.

 

Orası belli olmaz... Peki şimdi kaç program oldu yaklaşık?

84’ün çekimindeyiz şu anda. Şimdi 84 deyince ben de “Ooo çok” dedim yani.

 

Yani bir Aşkım Kapışmak, bir İlhan Uçkan olamasan da bayağı bir fikir sahibi olmuşsundur kadın erkek ilişkileri konusunda!

Gözlemlerim oldu tabii. 80 deseniz 4 çiftten 320 çift, 640 tek ağırlamışız burada. Vay beee! Bayağı bir kişiyle karşılaşmışız. Neredeyse haftada 4 hatta 8 çiftle görüşüyoruz.

 

Türk çifti profili mesela... “Böyle bir kitap yazacaksın İlker” deseler...

Yazamam, edebiyatçı değilim. Olmayı çok isterdim ama...

 

"Senin kocan bunu yapamıyorsa yapmayıversin!"

 “Anlat ben yazacağım” dedi bir edebiyatçı!

Valla hanımlar iddia konusunda çok iddialı, hırs konusunda beylerden daha hırslı. Beyler işi biraz daha alaya alabiliyor, biraz daha rahat davranabiliyor ve daha makûl iddialarda bulunuyorlar. Hanımlar iddialarını eşlerine göre değil rakiplerine göre yapıyorlar. Beyler iddiayı eşlerine göre yapıyorlar. Diyorlar ki “Onun kocası yapıyorsa benimki de yapmalı”... Hayır senin kocan bunu yapamıyorsa yapmayıversin. Zaten en çok yapan değil iddiasını tutturan kazanıyor. Biz “Eşinizi ne kadar tanıyorsunuz” diyoruz.

 

Bunu kadınlara bir türlü anlatamıyorsunuz...

Biraz öyle oluyor. Her program öncesinde konuşuyoruz, anlatmaya çalışıyoruz ama olmuyor.

 

Erkekler daha akılcı, kadınlar daha duygusal diyebilir miyiz?

Şimdi bu tespitlerde keskin şeyler çıkabilir, o kadar değil...

 

Başıma bela almayayım diyorsun...

Başıma bela almaktan değil de erkekler kesinlikle iddialar konusunda daha makûl, erkeğin hırsı gelip geçici bir hırs. Yani oyunu oynadı, kaybetti, çok da önemli değil onun için ama kadınların hırsı gerçek bir hırs. Gerçekten kazanmak için oynuyorlar. Bu da çok normal, kadın tabiatı böyle bir şey.

 

Röportaj: Nazenin Tokuşoğlu

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 4902

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1680

  • 3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?
    3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2311

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 2023

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 1019

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön