İşte Vefa Bozacısı'nın formülü!

Bütün müşterilerin rahatça kendilerine ulaşmasını isteyen Vefa Bozacısı, yeni dükkânlar açmak için Bağdat Caddesi ve Beyoğlu’nda yer arıyor. ‘Keseye uygun’ bir yer bulunursa, yeni mekânlara, Vefa’daki dükkânın mimarisi de götürülecek

İşte Vefa Bozacısı'nın formülü!

Hacı Sadık Bey’in Arnavutluk’tan gelip üretime başlamasıyla temeli atılan Vefa Bozacısı, 136 yıldır faaliyet gösteriyor. Bugün dördüncü kuşakta aynı adı taşıyan Sadık Vefa’nın yönettiği şirket, Vefa’daki tek dükkâna gelemeyen müşterileri için Bağdat Caddesi ile Beyoğlu’nda yer bakıyor. İstanbul’da sokak sokak dolaşıp boza satan Hacı Sadık Bey, o dönemde bulunduğu tahmin edilen 200 bozacıdan, ‘kıvam’la ayrılmış. Kimisi tatlı kimisi ekşi bozaların tamamı daha akıcıyken, Hacı Sadık Bey, Vefa’da hâlâ bardağı 2.5 liradan satılan ve formülü değişmeyen kıvamlı bozayı üretmeye başlamış. Müşterileri artınca da 6 yıl sonra hâlâ aynı mekânda boza satan dükkânı açmış.

Bozanın ilk ticarethanesi
Tam burada Sadık Vefa, kapının eşiğini gösterip, “Bakın; eşikteki aşınma, yerlerin döşemesi ve bazı çiniler, o gün bugündür aynı duruyor. Burası dünyada bozanın satıldığı ilk resmi ticarethane” diyor. Vefa- Süleymaniye arası, vaktiyle konakların bulunduğu, bürokratların oturduğu bir yermiş. Sultanahmet’e de yakın olması, Hacı Sadık Bey’in burayı tercih etmesine neden olmuş. Gerisini Sadık Vefa’dan dinleyelim: “Şu anda Dil Tarih Coğrafya Fakültesi bahçesinin bulunduğu bir evin alt katında üretime başlamışlar. Bu dükkân ise eski bir fırınmış. Alıp, restorasyonla bu hale getirmişler. Vefa semtinde olması dolayısıyla müessesenin adı Vefa olarak kayıtlara geçmiş. Soyadı döneminde de aile yine Vefa’yı almış.” Vefa Bozacısı büyük atılımını oğul İsmail Hakkı Bey zamanında yapmış. Bozanın en zahmetli yanı olan ‘süzme’ işlemi için makine icat edilmiş. Vefa, hâlâ aynı makineleri kullandıklarını belirtiyor ve ekliyor: “İstanbul’un nüfusu hızla arttı. Yeni kent merkezleri oluştu, bu arada Vefa semti yeterince gelişemedi. Herkese yakın olabilmek için Beyoğlu, Bağdat Caddesi gibi yerlerde dükkân açmak istiyoruz. Aslında Bağdat Caddesi’nde bir yer beğendik; ama aylık kirasını 46 bin Euro dediler. Bu kira neyle çıkar bilmiyorum. Yeni bir konsept yaratalım diye ünlü aşçı Ümit Usta’yla konuştuk. Boza sadece kışın satıldığı için restoran gibi bir şey de olabilir. Şimdilik araştırıyoruz...”

1937’de Atatürk de Vefa’da boza içti!
Mustafa Kemal Atatürk, 1937’de Çorlu Kolordu Komutanlığı’nı teftişi sonrasında Vefa’ya uğrayıp boza içmiş. Boza bardağının hâlâ dükkânda saklandığı günle ilgili Vefa, şunları anlatıyor: “Dedem İsmail Hakkı Bey, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Kumkapı ve Fatih güreş kulüplerini kurmuş. Bölgelerindeki güçlü kuvvetli insanları seçmek için bütün valiliklere yazı yazmış. At arabasıyla kum serdirip üzerine branda koydurup minder güreşi yaptırmış. 6 kişilik ekiple 1931’de Balkan Şampiyonası’na katılmışlar. 6 güreşçi, 6 sıklette şampiyon olmuş. Bu olayla Atatürk’le tanıştıkları, Atatürk Dolmabahçe’ye geldikçe de görüştükleri söylenir.”

‘Fenerbahçe yenince boza çok satılıyor’
Günde 7 tonluk üretim kapasiteleri olduğunu kaydeden Vefa, “Nedenini bilmiyorum ama Fenerbahçe galip geldiği zaman burası çok kalabalık oluyor” diye konuşuyor. Maya koymayarak ömrünü uzattıkları bozanın Ankara İstanbul arasındaki illerde marketlerde de satıldığını dile getiren Vefa, şunları söylüyor: “Eskiden kalma şıra ve sirkenin yanı sıra, Çorlu’daki fabrikada nar ekşisi, limon sosu, balzamik soslar üretiyoruz. Bozacı da şıracı da benim!”

‘Restoran direktörü olacaktım’
Turizm otelcilik okuduktan sonra yüksek lisans için Almanya’ya gittiğini anlatan Vefa, bir yandan da Frankfurt’ta otelde çalıştığını anlatıyor. Babaannesinin isteğiyle boza üretimine döndüğünü belirten Vefa, şöyle devam ediyor: “1976’da askerlik için Türkiye’ye döndüm. Dönmeden önce çalıştığım 700 yataklı otelin genel müdürü, herkesi konferans salonuna topladı ve ‘Türklerde askerlik çok önemli. Bu yüzden Bay Vefa şimdi gidiyor ama döndüğünde restoranda direktör olacak’ dedi. Almanya’ya döneceğimi öğrenen babaannem ‘Yazık olur bizim emeklere’ deyince, kariyeri bıraktım. Ama hiç pişman olmadım.”

Formülü
Darı, öğütülerek kabuklarından ayrılıp irmiği alınıyor. İrmik dövülüp suyla hamur haline getiriliyor; mayalanıp dinlendiriliyor. Vefa, yüzde 20 oranında şeker konduğunu ancak fermantasyon sırasında bunun yüzde 12’ye düştüğünü belirtiyor.

‘Sokaktan bile alınmış olsa boza içmek lazım’
Sokakta satılan bozaların bile mayalı olması nedeniyle rahatça tüketilebileceğini ifade eden Vefa, “Bozadaki laktik asidin çok az gıda maddesinde olduğunu TÜBİTAK’tan öğrendik. Antiseptik, besleyici, süt yapıcı özelliği var. B vitamininin 5 türünü içeriyor” diye konuşuyor.


Röportaj: Ebru Erdoğan

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1886

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 968

  • Tulum peynirli pankek
    Tulum peynirli pankek

    Süresi : 00:54 İzlenme : 1649

  • Tok tutan salata nasıl yapılır?
    Tok tutan salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1104

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 1172

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön