Seren Serengil: "Çok güzel bir yüzüm var bakmaya doyamıyorum!"

Bazı insanların üzerindeki parıltıyı kazırsanız altından hiç beklemediğiniz biri çıkar. Seren de işte onlara tipik bir örnek. Üzerindeki yıldız tozunu üflediğinizde son derece içten, deli dolu çılgın, hesapsız kitapsız bir kadın çıkıyor ortaya…

Seren Serengil: "Çok güzel bir yüzüm var bakmaya doyamıyorum!"

Seren Serengil’in Afrika fotoğrafları o kadar çok konuşuldu ki biz de onun için sahte bir Afrika yarattık; sahte maymunları, sahte kaplanlarıyla... Ama bu kez deklanşörün arkasında bir “fotoğraf sihirbazı” vardı: En son süpermodel Alessandra Ambrosio’nun fotoğraflarını çeken ve pek çok starın peşinde koştuğu Emre Ünal’ın objektifine emanet ettik Seren’i... Emre’nin sağ kolu Apo’nun da yardımıyla kusursuz kareler çıktı ortaya. Düşünün, beni bile yakışıklı çekmiş, ellerine sağlık...

 

Bakıyorum yine leoparlara bürünmüşüz.

Tabii, zaten bir leoparın bir de benim modam geçmez. Çünkü ikimizin de dokusunda asalet var.

 

Vay, iddialı başlıyoruz...

Öyle de bitiririz.

 

Yıllar önce seni Şişli’de ortaokul formanın üzerinde vizon kürkle gezerken görürdüm, iddia o günlerden yadigâr galiba.

Annem ilkokula da kürkle gönderirdi beni.

 

Yok devenin bale pabucu.

İnan doğru. O zamanlar Fiorucci diye meşhur birmarka vardı. Annemde oradan çok güzel bir tavşan kürk almıştı. Öğretmenim annemi arıyor “Kızınızı okula kürkle gönderiyorsunuz” diye...

 

Nevin Hanım ne demiş?

“Tabii gönderirim. Kendi kürkümü kesip giydirmiyorum ki, bu yaş grubu için yapıldıysa bu kürk benim kızım niye giymesin” demiş.

 

Okuldaki arkadaşların yadırgamıyor muydu?

Hayır, hepsi varlıklı kesimden çocuklardı ama hiçbiri benden iddialı değildi. Annemle babamın tek çocuğuyum, onlar boşanınca annem beni el bebek gül bebek büyütmüş işte.

 

"5 yaşında makyaja başladım!"

Nereden geliyor bu gösterişe düşkünlük?

“Gösteriş” demeyelim ama şık olma isteği annemden geliyor. Anneannem Grace Kelly’ye benzeyen çok şık ve hoş bir İtalyan. Annemde ona çekmiş. Herkes sofra kurma adabını da yemek yemeyi de giyim tarzını da önce ailesinden görür, öğrenir. Annem Thierry Mugler’ler giyen bir kadındı. Ben de onun kızıyım. Onu görerek, giyimden makyaja hafif taklit ederek büyüdüm.

 

Kaç yaşında başladın “boyanmaya”?

5-6 yaşında. 8 sene bale yaptım. Küçücükken müsamerelerde anneler kızlarını boyardı. Ama sadece yanaklarına allık sürerlerdi. Ben annemin makyaj çantasını alır kendim boyanırdım.

 

Hadi ya...

Kırmızı ruj falan sürerdim, annem silmek istediği zaman kıyameti koparırdım.Maçka’daki MOS’a giderdik. “Saçımı Muammer yapacak” derdim, çırak falan kabul etmezdim. Onlar da koltuğa yastık koyardı, saçlarımı Muammer yapardı. O zamandan belliymiş ne olacağım.

 

Şöhretli baba ve güzel anne sende travmaya yol açmış olabilir mi?

Hem de nasıl... Ünlü bir adamın ve her şeyi bilen mükemmeliyetçi bir annenin kızısın. Yapman ve asla yapmaman gerekenler var. Güzel bir kızsın, gözler üstünde. Doğru yurtdışına gönderildim. “Aman iyi okusun, piyano çalsın, lisanı olsun” dediler. Kiminle arkadaşlık edip etmeyeceğime bile karışılıyordu.Mesela Nişantaşı’nda otururken apartmanımızın kapıcısının kızıyla arkadaşlık ediyordum. Küçüklüğümden beri insan seçmedim. Onların dairesine inip yer sofrasında yemek yerdim.

 

Helal olsun Küçük Seren’e!

Ama bu annem duyana kadar devam etti.

 

Bu kadar zenginlik içinde seni “yer sofrasına” çeken neydi?

Başka hayatlar. Annemle babam ayrıldığında 5 yaşındaydım. Farklı hayatlara hep özendim. O sofrada anne baba çocuklardan oluşan bir aile vardı. Oradaki huzur, mutluluk beni çekiyordu. Kızlar harçlıkları için kapıda toka satardı.

 

Sen de alıyordun herhalde...

Yok canım, annemin tokalarını aşırıp onlarla birlikte satıyordum. Bir gün annem yakaladı. “Bizi rezil edeceksin. “Öztürk Serengil’in kızı toka satıyor” diyecekler. Bir daha o kızlarla görüşmeyeceksin” dedi.

 

Sen tabii dinlemedin.

Yok canım, asansörle fırt diye kaçıyordum aşağıya. Hiç unutmuyorum, kızın adı Gülten’di. Oradan taşınana kadar hep arkadaşım oldu.

 

“Hiç annemin akıllı kızı olmadım!”

Nevin Hanım’ın kuralları Hammurabi Kanunları’nı aratmıyormuş maşallah.

Her zaman dediklerinin yapılmasını ister. Yapılmadığı zaman küser. En sevdiği cümle “Bak gördün mü dediğim çıktı”dır... Arkadaşların veya kocan onun kriterlerine uymazsa yandın! Vazgeçirmek için mücadeleden hiç yılmaz.

 

Biraz faşistlik mi var ne?

(Gülüyor...) Dominant diyelim biz yine de...

 

Seni “Güzel kızım” diye mi, “Akıllı kızım” diye mi severdi?

“Akıllı kızım” hiç olmadım. (Kahkahalar...) Ona göre akıllı olmak hayatı satranç gibi sırasıyla ve hamlesiyle oynamak. Çok stratejik geliyor bu. Çarpışmayı ve zoru seviyorum. Hasar alsam da fark etmiyor. Başkalarının yaşadığı hayata uzaktan seyirci olup eleştirmekle ömrümü tüketmek istemiyorum. Bugün kendine “Akıllı kadın” dedirtebilmen için prestijli bir soyadı olan, maddi gücü yüksek ama hiç sevmediğin bir adamla evlenmen gerekiyor. Ben bunu yapamam.

 

Yoksa o güçlü adamın altında ezilmekten mi korkuyorsun?

Her zaman güçlü bir ailenin ferdi oldum. Kimsenin parasına ihtiyacım olmadı. Belki de o yüzden bu kadar müdanasızım. Ama kişilik olarak dünyanın en zengin adamıyla da olsam “Bana şunu al” diyemem. Allah da dedirtmesin. Hayatlar büyüdükçe mutsuzluk artıyor. Yaşça büyük, çok kuvvetli bir adam formatı bana cezbedici gelmiyor.

 

Kendinden güçsüz bir erkekle olup aşkı “Seren formatına” sokma egosu olmasın bu?

İnşa etmeyi çok sevdiğim bir gerçek. Giyimine, tarzına, davranışlarına bir şeyler katmayı seviyorum. Beraber yükselmeyi anlamlı buluyorum.

 

Of çok yorucu değil mi?

Evet yorucu ve zor bir yol belki ama benim tercihim. Her erkek böyle bir kadına sahipse çok şanslı olduğunu düşünmeli. Bu bir format değil altın tepside sunulan bir hayat. Anlayana...

 

“Sevgi, sadakat ve itaat istiyorum!”

Adamın giyimine kuşamına kadar karışıyorsun ama...

“Bu kıyafetle bu ayakkabıyı giyersen iyi olur” diyorum. Bence bilen bir kadınla beraber olmak önemli.

 

“Alkışlanmak” istiyor olma?

Tespitlerin çok doğru. Ama bu bana özel bir şey değil. İlkokuldan beri “aferinler” için yüksek not almaya çalışmaz mıyız? Büyüdükçe de eşimizden, çevremizden bekleriz “aferinleri”. Alkışlanmak teşvik edicidir, insanın böyle bir beklentisi olması doğal bana göre.

 

Aslında tüm bunlar kontrol için... “Dominant Geyşa”...

Tabii ki emek veren ve fedakârlık yapan bir kadının beklentisi daha fazla olacaktır. Hazır bir hayata konmamıştır, kocasıyla mücadele etmiştir, fazlasını beklemeye hakkı vardır. Sadece sadakat ve saygı istiyorum. Verdiklerim karşısında, bunlar yerine getirilmesi zor talepler değil.

 

Bence sen kendine itaat edilmesini istiyorsun.

Günümüzün kadını erkekten ev, araba,mücevher ister. Ben sadece sevilmek ve sadakat beklerim. Bu itaat sayılıyorsa evet, itaat istiyorum.

 

“Ayrıldığı kadının arkasından konuşan erkek düzeysizdir!”

 “Annem dominant diyorsun”, asıl diktatör sen olmayasın!

Boşanana kadar babam hep zirvedeydi. Sonrasında da Öztürk Serengil’di ama konumu aynı değildi. Her yönüm anneme çekmemiş ama bu konuda bire bir benzeriz.

 

Senin gibi asi bir kızın olsaydı ne yapardın?

Doğru olanı söyler ama kararlarını kendisine bırakırdım.

 

Gözlerinde hep bir hüzün var,mutlu musun mutsuz mu anlamak imkânsız...

Mutlu bir ömür kimde var ki bende olsun İzzet? Gözlerimde hüzün olması çok normal. En güzel oyuncaklara, en şık elbiselere sahip ama asla mutlu bir ailesi olamayan küçük Seren sonrasında özlem duyduğu aileyi kendi kurmanın peşine düşer. Başaramaz. Deli gibi çocuk sahibi olmak ister. Olamaz. Üzüntüsü bol bir hayat...

 

İlgi değil ama sevgi eksikliği durumu...

Tabii. Çocuğu olanlara boşanmamalarını tavsiye ediyorum. Annemannelik görevlerini eksiksiz yerine getirdi. Yine de bir elinden annenin bir elinden babanın tuttuğu çocukluğun yoksa, sevgi eksikliğini ömür boyu hissediyorsun.

 

Korkuyor muyuz Nevin Hanım’dan?

Hâlâ çekinirim.

 

Maddiyattan dolayı mı bu çekingenlik?

O konuda da çekinirim ama hâlâ üzerimde etkisi var.Mesela yanında bacak bacak üstüne atmam. İçkim, sigaram zaten yok.

 

Şimdiki erkek arkadaşınla tanıştı mı?

Evet ve ilk defa birini beğendi.

 

Bu sefer “Annem beğendi” diye korkuyor olabilir misin?

Annemin bana bu konuda muhalefet yapmaması büyük konfor. En azından kafamın etini yiyen yok. Bırakmış kendi halime,mutluyum. Bu sefer de fazla huzurlu oldu bu iş. (Gülüyor...)

 

Çok paran var mı?

10 senedir çalışmadım. Babamın bize bırakmış olduğu, annemden gelen paralar var...

 

Röportaj: İzzet Çapa

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Nutellalı tatlı nasıl yapılır?
    Nutellalı tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:21 İzlenme : 1401

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 4939

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1692

  • 3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?
    3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2313

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 2026

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön