Simay Bülbül: "Türk kadını kalıplarının dışına çıkamıyor!"

İstanbul Moda Haftası başladı ya, bizim için de aşınmakla bitmeyen yolların yolu açıldı. Sizin anlayacağınız bir acemi moda röportajcısının maceraları devam ediyor.

Simay Bülbül: "Türk kadını kalıplarının dışına çıkamıyor!"

Kutoğlu’ndan sonra bu kez de Simay Bülbül’ün kapısına dayandık. Deri üzerine yaptığı tasarımlarla son yıllarda markasının adından çokça söz ettiren Simay, 9 Eylül Üniversitesinde Ekonomi okurken bir gün kafasına esip İngiltere’ye gidiyor. Çocuk bakıcılığı, barlarda, kafelerde, kebapçılarda garsonluk yaparak  Bournemouth Arts Institute’ün moda tasarım ve pazarlama bölümünü bitirmeyi başarıyor. Her defilesinde bir kadının hikayesini anlattığını söyleyen Simay dün akşam Uzakdoğu rüzgarları estirdi İstanbul Moda Haftası'nda. Neyse sözü fazla uzatmayalım ve kendi deyimiyle ‘ruhları giydiren kadının’ dünyasına hoş geldiniz diyelim…

 

Türk kadını kalıplarının dışına çıkamıyor!

Haftasını şimdilik boşver de genel olarak İstanbul'da modanın durumu ne? 

Gerçekten son dört beş seneye baktığımız zaman bir ivme artışı var. Düzenlenen moda haftası, Moda Tasarımcıları diye bir derneğin oluşmuş olması, Galata Moda Festivali gibi bir festivalin varlığı bile son derece olumlu gelişmeler.

 

Ne açıdan olumlu? Benim gibi bir moda cahili baktığında şık davetler ve 'elit pazarlar' görüyor sadece

Olur mu? Bunların hepsi modanın ve tasarımcıların halkla, yani geniş bir tüketici kitlesiyle birleşmesini sağladı. Moda tasarımcısı kavramı artık her eve girdi.

 

Her önüne gelen de 'tasarımcı' oldu ama 

Onun önüne geçilmez, iyiler aralarından sıyrılacaktır. Önemli olan Türk kadınlarının artık sadece yabancı modacıları tercih etmek yerine, 'yerli' tasarımcılara da gelmesi. Anlayacağın algıda ve vizyonda ciddi bir değişim var.

 

Sokaktan feyz alıyorum!

Sokaktaki insana da yansıyor mu bu değişim?  

Ben zaten sokağın ruhundan feyz alan bir tasarımcıyım. Modanın sokakta doğup  sokağa geri döndüğüne inanıyorum. Bu yüzden atölyem Galata'da, Beyoğlu kültürünü seviyorum. İstanbul'un sokak modası tabii ki Avrupa'yla kıyaslandığında daha yeni başlayan bir kültür ama kesinlikle onda da artan bir ivme var

 

Yetişir miyiz Avrupa'ya bu hızla? 

Biz daha çok genciz. Bir Londra'nın sokaklarına bakarsanız bizde özgün giyinen kadın sayısının çok az olduğunu görürsünüz.

 

Moda açlığı var! 

Canım kadın kendi dolabındaki elbiseyi almış giymiş, daha ne kadar özgün olsun?

(Gülüyor) Türklerin çoğunda moda açlığı var. Ben moda tasarımcısıyım ama aslında modayı sevdiğimi söyleyemem.

 

Hoppalaa o ne demek şimdi? 

Moda kavramı fabrikasyona dayanır. Bu sene "Trendler şu" deniliyor, bir bakıyorsun pek çok kişi aynı giyinmiş. Ben herkesin kendi stiline ve ruhuna uyanı bulmasını isterim. Mesela her dikişimde büyüler ve tılsımlarla bedenleri değil, ruhları giydiriyorum. Ama ne yazık ki belli kalıpların dışına çıkma cesaretini gösteren kadın sayısı az Türkiye’de.  

 

İnsanların giydiklerine bakıp "Bizımla değılsın" dediğin oluyor mu? 

Eleştirisel gözle bakmam kimseye. Ama devamlı insanları izlerim. Kadın, erkek fark etmez…

 

Aman dikkat et "Ne bakıyorsun?" kavgalarımız meşhurdur bizim 

(Gülüyor) Ben sadece kıyafetlere değil çevreyi ve insanları analiz etmeye de açım. O yüzden koleksiyonlarımda hep bir hikaye vardır. Özellikle de kadın hikayeleri…

 

Son koleksiyonun hikayesi neydi? 

Uzakdoğu kadını… Her sezon bir kadın düşünüyorum, o kadını Kahraman yapıyorum ve onunla yaşıyorum. Aralarında büyücüler, şamanlar, Türkiye güzelleri var. Mistik ve beklenmediklerle ortaya çıkmak beni besliyor.

 

Nereden kafana esiyor tüm bunlar?  

Hikayelerle yaşadığım olaylar arasında hep bir paralellik var. Mesela bir Şaman kampına gidip Şamanlarla tanışmıştım. Benim için müthiş bir açılımdı. Hemen sonraki koleksiyonum onlar üzerine oldu. Geçen sene Keriman Halis’in vefatının ardından Cumhuriyet kadınını işledim. Bu yıl da bir defile için Kore’ye gidince…

 

Sıra geldi Uzakdoğu kadınına 

Öyle, o tapınakları filan görünce bende bir Uzakdoğu çarpması oldu. Zen yolculuğundaki Uzakdoğu kadınını yorumlamak istedim.

 

Kendini ayrı tuttuğun zaman en beğendiğin Türk tasarımcı kim? 

Ümit Ünal, Özgür Masur.

 

Peki ya yabancı? 

Hepsini takip ediyorum ama Givenchy benim için çok ön planda. Issey Mıyake tarzı ve duruşuyla bambaşkadır.Alexander McQueen’i söylemeye bile gerek yok zaten.

 

Bu saçlar 'Jamaikalı Kadın'ın hikayesini mi anlatıyor?

Pek çok kişi moda olduğu için saçımı rasta yaptığımı sanır. Ama benimkiler 13 yıllık.

 

Rastafari misin?  

Galiba öyleyim. Haa bu arada ne kuaföre gidip balmumu yaptırdım, ne de kaynak. Rastalarım doğal.

 

Saçların dışında seni diğer tasarımcılardan ayıran ne? 

Deri tasarımı yapıyorum ve deriyi çok farklı yorumlayabiliyorum. Orada yakaladığım dışa vurum benim için bir sürpriz. Bu sene deri üzerine muhteşem baskılar yaptım.

 

Deriye dokunan vazgeçemez!

Sana 'deriyi dansettiren deli' demek lazım 

"Deriye bir dokunan bir daha vazgeçemez" derler. Her şekilde kullanabiliyorsun. Avantgarde'da yapabiliyorsun,seksi de, doğal da rüküş de…

 

Hayvanseverlerle başın derde girmiyor mu? 

Yoo av hayvanı kullanmıyorum ki.

 

Peki kürk kullanır mısın tasarımlarında?

Neden olmasın?

 

Yazık değil mi hayvancıklara?

Bütün insanlık evriminde nasıl eti beslenmek için kullandıysak kürkü de soğuktan korunmak için kullandık. Ben şu anda tamamen besili hayvanların ürünlerini kullanıyorum. O konudaki hassasiyetimi koruyorum

 

Defile koleksiyon kadar önemli mi? 

Benim için önemli. Çünkü dediğim gibi hepsinin bir hikayesi var. Müziğinden, hediye paketlerine hatta koreografisine kadar her şeyle ilgilenirim. Bir önceki defilemde taş plaktan şarkıların revize edilmiş hallerini çaldırdım, ortalık yıkıldı. Meğer bir ilke imza atmışım da haberim yokmuş. Dünkü defile için de davetiyelerin üzerindeki püsküllerden, salonda dağıtılacak yelpazelere kadar her şeye son derece özen gösterdim. Uzakdoğu'nun havasını solumasını istedim gelenlerin

 

İstanbul Moda Haftası nereye koşuyor? 

İstanbul Ortadoğu'nun Paris'i. Fashion Week şu anda Doğu ile Batı'nın en güzel buluşma noktası haline geldi. Ama tabii hiç bir şekilde İstanbul'un New York, Paris, Londra ile başa çıkabilmesine ihtimal yok.

 

O niye?

Onlar başka bir dünyadalar. Hepimizden 30 basamak ilerideler. İstanbul Moda Haftası'nın en büyük kozu az önce de dediğim gibi Doğu ile Batı'nın sentezinin merkezi olması.

 

Biraz vals biraz da çiftetelli diyorsun

Aynen öyle. Bizim moda haftasına en yoğun ilgi şu anda neredeyse tüm müşteri kitlemizi oluşturan Ortadoğu'dan geliyor.

 

Kendimi Frida Kahlo’yla özdeşleştiriyorum!

Biz de güzel buluşmamızı mini bir anketle bitirelim mi? 

Haydi bakalım öyle olsun

 

Hayatta olan ya da olmayan 3 kişiyle yemeğe çıkma şansın var diyelim, kimleri görmek isterdin masada? 

Bob Marley, Atatürk ve Sezen Aksu

 

Bob kesin bayılırdı saçlarına... Tarihte hangi karakterle kendini özdeşleştiriyorsun? 

Frida Kahlo

 

Hangi hatayı affedebilirsin? 

Yalanı

 

Peki neyi asla affedemezsin? 

Aldatılmayı

 

Yanlış olduğunu bile bile yaptığın bir şey var mı? 

Aşık olmak

 

Sustum...

 

Röportaj: İzzet Çapa

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1633

  • 3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?
    3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2303

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 2013

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 1006

  • Tulum peynirli pankek
    Tulum peynirli pankek

    Süresi : 00:54 İzlenme : 1656

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön