E.L. James: "Tek sapık ben değilmişim!"

“Merhaba Türkiye! Kitabımı aldığınız ve okuduğunuz için teşekkürler. Umarım tutkusu ve hikayesi hoşunuza gitmiştir.”

E.L. James: "Tek sapık ben değilmişim!"

E.L. James ile yaptığımız röportaja onun söylediği bu cümleyle başlamaya karar vermemin sebebini birazdan anlayacaksınız. Önce bu tumturaklı ismin sahibinden söz edelim. Yazdığı "Grinin 50 Tonu" (Fifty Shades of Grey) adlı kitapla kısa sürede dünyada kendinden çok söz ettiren yazarlar arasına girdi.

 

Önce internetten yayınlanan roman burada gördüğü ilgi nedeniyle kitap olarak basıldı ve Harry Potter, Alacakaranlık gibi fenomenleri geride bırakarak kısa sürede 37 ülkede yayınlandı, bir o kadar dile çevrildi ve 40 milyon’dan fazla sattı… Peki neden, niçin, nasıl? Büyükler bu kadar mı açtı masallara? Yoksa "yasak meyve" hiç mi yitirmemişti cazibesini? Bu soruların cevabını kitabın yazarından almak en iyisiydi; Efendim "Grinin 50 Tonu" bazılarına göre bu güne kadar yayınlanmış en pornografik roman. Kitabın içeriği ne derseniz; erotizm, seks, hayaller ve genç kız rüyaları… (Yok, o muzlu dondurmalı tatlıdan söz etmiyorum)  Bana en ilginç gelen ise kitaptan çok yazarın kendisi oldu.

 

Bu T.S. Eliot gibi havalı adı kullanan ünlü yazar, aslında tipik bir ev kadınından biraz hallice o kadar… Hatta tonton bile diyebilirim. Tam adıyla Erika Leonard James, aniden gelen şöhretten  biraz da şaşkın aslında. Ülkeden ülkeye yolculuklar, röportajlar televizyon programları… Sizin anlayacağınız biraz feleği şaşmış durumda. Her ne kadar ‘tonton’ dediysem de müthiş hınzır tarafları da var. Mesela üçüncü kitabında yazdığı bir bölüm için,Audi R8’in arka koltuğunda seks yapılıp  yapılmayacağını da bizzat yerinde ‘tetkik etmiş’. Nasıl derseniz o da röportajda artık…

 

“Merhaba Türkiye” meselesine gelince… Kadıncağız herhalde her gittiği ülkede bu merhabayı çekiyor olmalı… Tabii ki “İstanbul çok güzel… Akdeniz mutfağına ve şiş kebap’a bayılıyorum” u da ihmal etmedi… Ama bakın bu cümlelerin sonu nasıl geldi? 

 

Türkiye deyince başka neler geliyor aklına?  Orhan Pamuk'u tanıyor musun mesela?  

 Kim….?

 

Orhan Pamuk Nobel ödüllü Türk yazar 

Haaa… İnan tam çıkaramadım. Bir Türk yazarın romanını okumaya çalıştım zamanında ama çok sıkıcı kocaman bir kitaptı…

 

Adını hatırlıyor musun?    

Onu da hatırlayamadım şimdi…

 

Tamam seni zorlamayalım Peki dünyanın gidişhatı hakkında neler düşünüyorsun Ortadoğu kaynıyor Amerikanın planları, Arap Baharı… Suriye?  

Bu konular hakkında yorum yapacak kadar bilgim yok aslında… Ne olup bittiğini pek bilmiyorum…

 

Canım genel olarak bir fikrin vardır herhalde? Mesela Esad’ın durumu  

Kimin ?….

 

Esad Beşar Esad 

Dedim ya, fazla bilgim yok. İlgi alanımım dışında bu konular.

 

(Eh, bu kadar iyi niyet çabalarımdan sonra anladım ki Erika ile kendi ‘dilinde’ konuşmak gerekiyor… Ortamı rahatlatmak için bu konudaki ilk sorumu sordum ;)

 

"Kitabı yazarken porno izledim ama..."

Daha hakim olduğun konulara geçelim o zaman. Kitap için porno edebiyatı suçlamaları var. Romanı yazarken porno izledin mi hiç?  

İzlemedim dersem yalan olur.

 

Aman yalan olmasın... İşine yaradı mı peki bu "araştırma?"  

Tahrik oldum (gülüyor). Şaka bir yana duygularım zaman zaman değişti. Zaten bilgi edinmek için izlemiştim.

 

Eğitim amaçlı pornoyu da ilk defa duyuyorum 

İzledim derken yanlış anlaşılmasın… Sadece birkaç kez… Eğitimde kullanılıp kullanılamayacağı hakkında ise hiç bir fikrim yok. Eğitimci falan değilim…

 

Gelelim "Grinin 50 Tonu" nu seks kitabı olarak değerlendirenlere  

İçinde seks de erotizm de var ama kitabım aslında bir aşk romanı. 

 

Aşk romanı mı? Biraz +18 bir aşk bu galiba, hatta +38... 

Bütün bu ön yargıların yayınevinin kitabı pazarlama stratejisinden kaynaklandığını düşünüyorum. Anlattığım hikayede duygular, aşk ve erotizm var o kadar.

 

Aksiyon yok mu aksiyon? 

Kesinlikle var…

 

Burada bir kahkaha atıyor Erika, ‘aksiyon’dan neyi kastettiğimi anlayarak. Kitap aslında BDSM olarak adlandırılan ilişkiler üzerine kurulmuş. Cinsel dürtüleri, itaat etmek, ettirmek üzerine olan insanların tercih ettiği ilişki biçimi bu. Sizin anlayacağınız tam bir  efendi-köle oyunu. İşte bizim masum ev hatunu Erika’nin anlattığı öykü de ‘Hain’ Christian ve 'saf kız' Anastasia'nın sıradışı beraberliği üzerine kurulu...

 

"Tek sapık ben değilmişim!"  

Hikayenin kahramanları Christian ve Anastasianın ilişkisindeki davranışlar pek çok gelişmiş ülkede tabu sayılırken, nasıl oluyor da, en tutucularında bile kitapların peynir ekmek gibi satılıyor?    

Demek ki dünyanın hiçbir yerinde kadınlar farklı değilmiş…Yalnız olmadığımı bilmek güzel. Tek sapık ben değilmişim anlaşılan (Gülüyor) Tekrar söylüyorum aslında bu ilginç karakterleri olan, rahat okunan bir aşk hikayesi. Ama içinde bir sertlik de var. Sanırım kadınların sevdiği şeyler bunlar…

 

Kadınlar sert sever diyorsun ama kitaptaki dilin gayet yumuşak 

Bunu özellikle yaptım. Erotik yazarlar seks argosu kullanıyorlar genelde. Her şeyden önce bir kadın olarak onlara buradan sesleniyorum "Kadınlar o tip diyalogları sevmiyor". Bence romantizm ile seksi harmanlamak gerek.

 

Pek çok kişinin hayalinde böyle ilişkiler olabilir mi dersin? 

Sence öyle olmasa kitap bu kadar satar mıydı? Çoğu insan bu konuları değil yazmak, akıllarından bile geçirmemişti.  BDSM hakkında hiç fikirleri yoktu. Bazılarının ilgisini aşk hikayesi çekti ama sanırım çoğunluk erotizm konusuna takıldı.

 

Biz senelerce o meşhur masalı sadece Pamuk Prensesin ağzından dinledik. Cadı, hiç anlatmadı olayı… Senin hikayende Anastasianın ağzından anlatılıyor. Christian'ın bakış açısını aktarmamak erkeklere haksızlık değil mi? 

Bu kitap hakkında sorulan en ilginç sorulardan biri. Bir kadın olarak böylesi daha kolay olduğu için romanımı birincil ağızdan yazmayı tercih ettim. Diğer bir neden de kadınların kendilerini Anastasia yerine koymalarını istememdi.

 

Hem aşka hem sekse sahip olmak en iyisi!

Yok artık... Her kadın köle olma duygusunu mu tatsın istedin? 

Her kitapta Anastasia vasıtasıyla Christian’ı yavaş yavaş tanıdı okurlar. Eğer onun hakkında çok şey bilseydik gizem kaybolurdu bence. İşte bu yüzden Anastasia’nın perspektifinden yazdım romanı.

 

Kitabı yazan değil de okuyan olsan hangi karakteri daha çok severdin?  

Sorular giderek zorlaşıyor. Bana hiç sorulmamış şeyleri sormaya başladın. Burada susma hakkımı kullanacağım. Kitaba Türkiye’de ne isim verildi?

 

Tam çevirisini yapmışlar; " Grinin elli tonu"  

Bu iyi olmuş… Bir çok insan dünyada sadece siyah ve beyazı görüyor. Ben kitaba grinin elli tonu dedim çünkü; karakterlerim hakkındaki yargıları okurların yapmasını istiyorum. Hem Anastasia’yı, hem Christian’ı seviyorum aslında. Anna, cesur ve espri anlayışı çok kuvvetli bir kadın. Ben çok cesur değilimdir ama espriden anlarım.

 

Utangaç bir insan mısın yoksa?  

Öyleydim. Kitabı yazdıktan sonra biraz olsun kurtuldum bu huyumdan ama hala  televizyona çıkmaktan nefret ediyorum.

 

Erika Jamesin ne kadarı Anastasia, ne kadarı Christian? 

Bu günden güne değişiyor. Mesela bana utangaç olup olmadığımı sordun. Bugün olabilirim, yarın bambaşka bir havada olurum. 

 

Aşkla seksi karşılaştırsana... 

Sabah sabah biraz derin oldu. Çocuğunuza karşı hissettiğiniz koşulsuz bir sevgi vardır. Bu da aşktır.  Bu kitaplar da koşulsuz sevgiyle alakalı. Kocanıza karşı hissettikleriniz ise hem aşk hem de seks…. İkisine birden sahip olmak en iyisi galiba…

 

Kadınlar eşlerine "biz de bunları yapabilir miyiz?" diye soruyor!

Genel olarak kadınların kitaba tepkisi ne oldu?  

Pek çok mail alıyorum ama sadece İngilizce olanları okuyabiliyorum. Bana kalırsa kitabım kadınlara seksi tartışmak için bir imkan yarattı. Zaten ağızdan ağıza, kulaktan kulağa dolaşarak popüler oldu. İnsanlar okuyor, birbirleriyle, arkadaşları ile tartışmak istiyor. Okuyucuların böyle mantar gibi birden bire çoğalması inanılır gibi değil.

 

Kadınların bir anda gözü açıldı diyorsun?  

Bu fikirleri tartışmak için kitap gurupları kurdular. Konuşmak istedikleri şeyleri eşlerine anlattılar. “Biz de bunları yapabilir miyiz?”diye sorular sordular. 

 

Aslında kadın bulaşık yıkayan erkek ister!  

Senin kişisel fikrini sorsam Kadınlar ne tür erkeklerden hoşlanır?  

Dinleyen erkek isterler ki onları bulmak çok zor. Bulaşık yıkayan erkek de fena olmaz sanki... Bence kadınların asıl istedikleri bu. Ama kitap bir hayal dünyası. Christian’a aşık olduklarını söylüyorlar ama bence Christian beraber yaşanması oldukça zor bir erkek.

 

Ruhları ve bedenleri tahrik etmekten başka bir faydası oldu mu sence kitabının? 

Romanlarımın kadınların özgürlük savaşında onlara yardımcı olduğunu düşünüyorum. Zaten bu yönde çok olumlu tepkiler aldım. İnsanlar, özellikle de kadınlar, yeni duygular keşfettiklerini söylüyorlar…

 

Arabada seks yapılır mı diye araştırdım!

Audi R8 gibi iki kapılı arabanın arka koltuğunda seks yapılıp yapılamayacağını araştırdığın doğru mu? 

Doğru,  o bölümü yazdıktan sonra ‘acaba o iş bu arabada yapılır mı’ diye düşündüm, satış temsilcisini arayıp “Sizin arabada seks yapılır mı?” diye sordum.

 

Tam "Gönüller bir olunca samanlık seyran olur" atasözü İngilizce'ye nasıl çevrilir diye düşünüyordum ki içimden bir ses "Saçmalama İzzet" dedi. O sese  teşekkürü bir borç bilirim.

Eee adam ne dedi? 

Önce uzunca bir sessizlik oldu. Ardından “Böyle bir şey imkansız” dedi ve kapattı telefonu. Ama düşünsene o kadar yazmışım Audi'deki seks bölümünü, çöpe gidecek onca emek. Hemen galeriye gidip arabayı gördüm ve denedim…

 

Kocanla mı denedin?  

Yok canım sadece gidip arabanın arka koltuğuna oturdum, olabilir mi olamaz mı diye… 

 

Olur muymuş?  

Olurmuş… Ben de kitaptaki bölümü değiştirmeden yayınladım.

 

Araştırmacı yazar dediğin böyle olur  

Ama dur bir dakika…  Bu sahne Fifty Shades Freed'de (Üçüncü kitap) vardı… Türkiye'de daha yayınlanmadı değil mi o?

 

Maalesef Erika 

O zaman benim de bunları anlatmam doğru olmadı ama kaçırdım ağzımdan bir kere…

 

Böyle bir kitabı aslında bir erkeğin yazmasına alışığız genelde Erkekler de okuyacak diye utandığın oldu mu hiç?  

Doğrusunu söylemek gerekirse utandığım zamanlar oldu. Ama ne yapalım ki böyle bir romanı bir erkek değil, bir kadın yazdı…

 

Yazarken kadın kadına dedikodu yapar gibi hissettin mi kendini?  

Hayır, çünkü kitabımı kendim için yazdım. Üstelik yazarken de çok eğlendim…

 

Böyle bir başarı bekliyor muydun?  

Kim bekler ki böyle bir başarıyı?

 

Bence Time muzırlık yapmış!

Dün hiç tanınmazken bugün bir bakıyorsun Time dergisinin seçtiği dünyada etkili 100 kişiden birisin. Time neden aldı seni o listeye? 

Bence Time muzırlık yapmış (Gülüyor) Benden o kadar uzak ki bütün bunlar, ancak muzırlık diyebiliyorum.

 

Kitap ilk çıktığı hafta sadece 500 adet satılmış. "Boşu boşuna fantazi festivaline kafa patlattım" dediğin oldu mu? 

O günlerde bu benim için hiç önemli değildi. Romanım zaten internette çok büyük ilgiyle karşılanmıştı. Benim tek amacım hikayemin kitap olarak basılması ve onu raflarda görebilmekti. Ondan sonrası bir mucize zaten…

 

Bazen tüm bunlar rüyaymış hissine kapılıyor musun? 

Hem de nasıl… Düşünsene dünyanın her yerini geziyorum, röportajlar yapıyorum… İnanılmaz bir hayatım oldu birdenbire…

 

Senin hayatının tonları değişti mi başarıyla beraber?  

Aslına bakarsan bol seyahat etmek ve ilginç insanlar tanımaktan başka bir şey değişmedi. Evimde sürekli bir kaos hali var. Yayınevleri farklı dilde yayınlanan kitaplarımdan dörder tane gönderiyorlar. Düşünebiliyor musun, yüzlerce kitap… Evde koyacak yer kalmadı.

 

Çocuklarım kitaplarımı okumadı!

Doğrusunu istersen buraya gelirken çatık kaşlı, ciddi bir yazar ile karşılaşmayı bekliyordum  TIME'ın listesine girmeden önce de bu kadar neşeli miydin?  

Ben hiç değişmedim… Yorgunum o kadar. 2,5 günde 21 röportaj yaptım. Dünyayı dolaşıp duruyorum.

 

Gelelim kritik soruya Çocukların okudu mu kitaplarını?  

Hayır…

 

Bu çağda artık çocuklardan bir şey saklamak mümkün değil Okurlarsa ne yaparsın?  

Hiçbir şey… Okuyabilirler de. Erotik olduğunu biliyorlar zaten. Ben onlara okumayın demedim, bu kendi tercihleri. Kuşkusuz  annelerinin böyle şeyler yazması onlara garip geliyor. Ama daha çok gençler. İleride okurlarsa birkaç taktik öğrenebilirler belki…

 

Okuldaki arkadaşları ne demişler peki? 

Okuyan arkadaşları var. İlk başlarda onların tepkilerinden korktuğum için bizimkileri uyarmıştım. Zaten böyle durumlarda genellikle insanların aklına başarıdan çok işin para kısmı geliyor. Ama şimdi rahatlar çünkü arkadaşları durumun çok ‘havalı’ olduğunu düşünüyorlarmış…

 

Paraya geleceğiz ama şu konuyu bitirelim önce Peki ya annen? O okudu mu? 

Okumaz mı….Annem 82 yaşında. Benimle gurur duyduğunu söylüyor. Kitabımın hem İngilizcesini, hem İspanyolcasını okudu ve çok sevdi.

 

Bu kitap bütün erotizmine rağmen bir yandan da çağımızın pembe dizisi mi acaba? 

Pembe dizi diyemem çünkü içerisinde yeterli sayıda karakter yok. Sadece ben ve hayallerim var orada...(gülüyor)

 

Türk parası göndermiyorlar!

Gelelim işin para kısmına Ne kadar kazandın kitaplardan?   

 Hiç bilmiyorum, daha doğrusu bir hesap yapmadım. Tek bildiğim Dolar,Euro ve Pound olarak kazandığım (gülüyor)

 

Peki Türk parası? 

Sadece bu üçünü gönderiyorlar. Başka para görmedim.

 

Nerelere harcadın paraları?  

Daha harcayacak zamanım olmadı. Hala aynı evde oturuyoruz. Bütün kitaplarımı koyabileceğim daha büyük bir eve geçmeyi düşünüyorum en kısa zamanda.

 

Çoğu yazarın  asosyal olduğu söylenir. Sen de öyle misin?  

Galiba… Bir hikayeyi yazarken o kadar çok kendi beyninin içine giriyorsun ki dış dünya ile ilişkin kesiliyor. Mesela ben iki yıl insan içine çıkmadım. Oysa eskiden çok sosyal bir kadındım.

 

Şikayetçi değilsin sanırım bu durumdan, Christian ve Anastasia'nın dostluğu yetiyor galiba 

Hiç şikayetçi değilim. Bu zorunlu seyahatlerin dışında artık benim evden çıkmam bir hayal. Yazmaya bağımlı oluyorsun. Sanırım bu yüzden yazarlar asosyal oluyor. Sadece devam etmek istiyorsun… Hayallerin, fantezilerinle birlikte sayfalar arasında yaşamak harika bir şey.

 

Ya gün gelir de hayaller biterse  

Hiçbir zaman bitmez. Ben hep hayalciydim sonunda onları dışa vurmanın yolunu buldum. Yazarken ‘sonra ne olacak’ diye düşünüp duruyorum devamlı.

 

Kitabının çoğunu metroda, Blackberry ile yazdığın doğru mu? 

Kitabın çoğunu metroda yazdığım gazetecilerin uydurması. Bir kısmını orada yazmış olabilirim. Aklıma bir fikir gelirse yolda notlar alırım ama hepsi o kadar.

 

Roman, Hollywood prodüktörleri tarafından da kapışıldı. Anastasia ve Christian’ı kimlerin oynayacağı konusunda da epey söylentiler var Senin tercihlerin kimler?    

Bu konuda hiçbir şekilde konuşamam. Zaten henüz kesinleşmiş bir isim yok…

 

Christian’ı kimin canlandıracağı konusunda bir yorum yapmıyorsun... Peki gerçek hayatta onunla karşılaşsaydın ne yapardın?  

Hiç durmam kaçardım… (gülüyor)

 

Eşin kıskanır mıydı Christian’ı ?  

Sanmam, kıskanç bir insan değildir çünkü…

 

Gelen bunca para ve şöhretten sonra kontrat yaptın mı eşinle? 

Her ilişkide yazılı veya sözlü bir kontrat vardır. İlişki dediğin zaten bir anlaşmadan ibaret…

 

Peki sizin anlaşmanızda dominant olan taraf kim?  

Sence kim?

 

Bence sen  

Hayır. Eşit sayılırız. O tam huysuz bir piç ama çok da eğlencelidir doğrusu…

 

Kitaptan 3 Bölüm...

Duygusuz bir sesle "Öyle mi?" diye mırıldandı.Lanet olsun.Kendi gibi değildi sanki ve bu yeni farkındalıkla kafa derim karıncalanmaya başladı. 

"Evet" diye soludum.Sonsuzluk kadar uzun süren bir sessizliğin ardından iç geçirdi. 

"Seni pazar günü görecek miyim?" 

"Evet,pazar."derken bedenimden bir heyecan dalgası geçip gitti. 

"İyi geceler" 

"İyi geceler efendim." 

Hitabımın onu hazırlıksız yakaladığını keskin nefes alışından anladım. 

"Yarınki taşınma için bol şans Anastasia."Sesi yumuşaktı.Ve ikimizde,ergenler gibi telefona yapışmıştık sanki,ikimizde kapatmak istemiyorduk. 

"Sen kapat" diye fısıldadım.Sonunda gülümsediğini hissettim. 

"Hayır sen kapat".Ve sırıttığını biliyordum. 

 

***** 

 

Yanaklarım kızararak "Merhaba" diye fısıldadım. 

"Tam zamanında geldin.Dakikliği severim.Gel."Elimi tutup beni kanepeye yönlendirdi."Sana göstermek istediğim bir şey var" dedi ve oturduk.Bana Seattle Times'ı uzattı.Sekizinci sayfada,ikimizin mezuniyet töreninde çekilmiş bir fotoğrafımız vardı.Lanet olsun.Gazeteye çıkmıştım.Başlığa baktım. 

 

Christian Grey ve arkadaşı, WSU Vancouver mezuniyet töreninde

 

Güldüm."Demek şimdi ARKADAŞIN oldum." 


***** 

 

"Bu pozisyonu aklında tutacak mısın Anastasia?" 

"Evet efendim" 

"İyi.Burada kal ve sakın kıpırdama"Odadan çıktı. 

Dizlerimin üstünde bekledim.Nereye gitmişti?Bana ne yapacaktı?Zaman ilerliyordu.Beni ne kadar uzun bir süre böyle bıraktığı konusunda hiçbir fikrim yoktu.Bir kaç dakika,beş,on?Nefesim sıklaştı.Beklenti içimi kemiriyordu. 

 

Röportaj: İzzet Çapa 

Yorumlar
6
Onay Bekleyenler
0
Yorumlar
  •  
    17 Ocak 2016 Pazar 22:21

    Okuduğum ve etkisinden kolay çıkamadığım kitaptı evet fazla erotik içerikler var ama grey'in sırları ana'nın onu çözmeye çalışmadı aşkları çok güzeldi

    Cevapla
  •  
    15 Eylül 2015 Salı 15:58

    kesinlikle grey harika..oldukça romantik ve senin sınırları belirlemene izin veriyor .içinde acı var ama aynı zamanda çok düşünceli saygılı aşk dolu...

    Cevapla
  •  
    04 Haziran 2015 Perşembe 19:48

    Hiçbir olağanüstülüğü olmayan, geçmişin Barbara Cartland tarzı yakışıklı ve gizemli oğlan, pısırık ve bakımsız genç kız arasında gelişen sürpriz aşkları anlatan kitaplarının aynısı ve buna eklenmiş çiğ ve çıplak bir erotizm kurgusu ki insanda hayal gücü diye birşey bırakmıyor...

    Cevapla
  •  
    01 Mart 2015 Pazar 01:49

    süper bi kitap seks günümüz de herkesin yaptigi bişey yapmasalar bile akıllarından gecen bişey kitabı okuyorum hâlâ ve sanırım christiana asık oldum çok yakışıklı tarif ediliyor bu kitap büyük emek büyük başarı diyorum sonuna kadar..

    Cevapla
  •  
    23 Şubat 2015 Pazartesi 23:54

    keske en kotu fantaziler boyle olsa. grey gibi bir adam olsun itaatkar olmayacak kadin yoktur.

    Cevapla
  •  
    08 Ocak 2015 Perşembe 19:42

    bence tam bir ask romani cok keyifli ben suan kitaptayim ve zaman güldügüm zaman zaman agladigim oluyor cok seviyorum okumayi isin erotik kısmına gelince hayatimizin bir parcasi degilmi zaten

    Cevapla

  • Nutellalı tatlı nasıl yapılır?
    Nutellalı tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:21 İzlenme : 1395

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 4938

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1692

  • 3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?
    3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2313

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 2025

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön