Levent Yüksel: “Razıysan gel n’olursun!”

Levent Yüksel’in yeni albümü Topyekûn’de pop, flamenko, rock, piyano, alaturka, İrlanda flüdü; ne ararsanız var. Tabii en çok da Levent Yüksel...

Levent Yüksel: “Razıysan gel n’olursun!”

Bazılarınız Levent Yüksel’in karışık aile hikâyesini bilmiyor olabilir. “Anne” dediği kişi aslında anneannesi, “Baba” dediği de büyükbabasıydı. Bunu 9 yaşında öğrendi. O yaşa kadar “Abla” dediği kişi bir gün aldı onu karşısına, “Ben senin annenim” dedi. Gerçek babası da o ünlü olduktan sonra ortaya çıktı. Hayatındaki dengeler bu kadar karışık olmasına rağmen ben bu kadar net bir adam görmedim. İşinde çok iyi olan her insan gibi kimseye bir şey kanıtlama derdi olmayan, kaprissiz, egodan uzak, mütevazı biri. Ona yaptığı albümleri ve onun için ne ifade ettiklerini sordum. Başarılarını da hatalarını da bir bir anlattı...

 

Topyekûn’deki şarkılar dinledikçe güzelleşiyor...

Çok başarılı bir albüm oldu demektir. Çünkü öyle şarkılar unutulmaz. Aslına bakarsan Med Cezir albümü de öyleydi. İçindeki hiçbir parça çıktığı gibi patlamadı. Ama klasik Levent Yüksel oldum birden.

 

Ne demek o?

Pop şarkılarının 2-6 ay arası ömrü vardır. Oysa müzikte 20’nci seneme giriyorum. Konserlerde en az 6-7 şarkı Med Cezir’den oluyor.

 

İyi ama onca başarılı albüme rağmen Levent Yüksel dendiğinde akla ilk Med Cezir’in gelmesi...

Çok normal. Bunu hak eden bir albümdü. Onu geçmeye çalışmak da çok saçma geliyor.

 

O kadar sene aynı şarkıları söylemekten hiç mi bıkmaz insan?

Bıkıp bıkmama meselesi değil. Pop müzik yapıyorsan ve eserlerin bir klasik gibi algılanıyorsa bu mükemmel bir şey.

 

Med Cezir bugün çıksa aynı karşılığı bulur muydu?

Bulurdu. Küçücük çocuklar geliyor konserlerime. Ezbere söylüyorlar, şaşırıyorum. “Ben bunu yaptığımda yoktun” diyesim geliyor.

 

Sizi canlı dinlemek çok daha keyifli. Bu iyi mi kötü mü?

Çok iyi hem de. “Ben şurada çıkıyorum” diye gazeteye ilan verirsiniz. TV’de yazılar alttan akar. Tanıtıma büyük katkısı olur. Ama fısıltı gazetesi denen bir şey var. Konserinize gelmiş ve memnun olmuş birinin arkadaşlarına “O kadar güzeldi ki” demesi kadar etkili reklam yok.

 

O yüzden mi devamlı konserleriniz var?

İstek var. Albümüm olup olmaması fark etmiyor. Konser olduğu zaman gidiyorum ve doluyor o mekân.

 

“Yaşadığımı tavsiye edemem!”

“Bir şarkı söyleyin” desem performansınız nasıl olur?

Bilmiyorum ama sabah uyandığımda “Şarkı söyle” dersen asla çıkmaz. 4 saate ihtiyacım var. Önce kahve ayılma faslı, sonra ufak ufak sesimi ısıtmakla geçiyor.

 

Söyledikleriniz kafalardaki Levent Yüksel imajını destekliyor. Hep örnek, hep ideal. Hiç mi defosu olmaz insanın?

Yüzde yüz vardır. Mesela trafikte dangalağın teki durmuş yol soruyor. Biz de arkasındayız. İster istemez bağırıp çağırıyorsun.

 

Bir zahmet...

Asabi davrandığında karşındakini de sinirlendirirsin. Böyle yaparak bir şey çözülmez. İyi biri olmaya çalışıp arada bir “Dur, sakin ol” demek lâzım.

 

İyi insan olunca karşınızdaki de iyi oluyor mu?

Çok iyi oluyor. Ben hep dinlerim. Karşımdaki ne anlatmaya çalışıyor, derdi ne, diye. Elimden gelen bir şey varsa muhakkak yaparım.

 

Hep mi böyleydiniz?

Yok canım. 25 yaşındayken kendini beğenmiş tipin tekiydim. İnsanları aşağılardım. Acayip snob ve agresiftim. Çok kırıcıydım. Pek çok müzisyen arkadaşım benimle çalışmak istemezdi. Ama hastalığı geçirdikten sonra (30 yaşındayken, beynine giden bir virüs yüzünden onu 1 buçuk sene yatarak istirahat etmek zorunda bırakan hastalığından bahsediyor) “Niye yapıyorum bunları” moduna geçtim. O pamuk ipliği durumu var ya, o kopmak üzereyken aklın başına geliyor. Hep derler, “Pozitif olun” diye, sen de “Peki dikkat ederim” dersin. Öyle olmuyor işte. Köşesinden dönüp hayata yeniden bağlandığında önemini anlıyorsun. “Yok usta” diyorsun, “Bu böyle olmaz.” Bunu da tavsiye edemiyorum kimseye. “Önce hayatınız mahvolsun. Sonra pozitif olmayı öğreneceksiniz” diyemem.

 

Yine de hâlâ sinirlendiğiniz bir şeyler vardır...

İşime karışıldı mı çok tepem atar. Müzisyen arkadaşlarım fikrini söyler, o başka. Ama geçen gün bir radyo programına katıldım. “Albümdeki son 5 şarkı ilk 5 şarkı olsaymış keşke...” Böyle laf çarptığında bir yere mi varıyorsun?

 

Topyekûn’den, dibe vurduğunuzda sizi ayağa kaldıracak birkaç söz söyleyin?

“Yüzüm koynundayken beş duyu yetmiyor.” Bir de “Of çeksem duyulur mu? Razıysan gel n’olursun.”

 

Ona çağrıştırdıkları...

Med Cezir: Best of. Ama o albümü yapmanın keyfini çıkaracak yaşta değildim. Ünlü olduğumu beynim almıyordu. İnsanlar beni durduruyordu. Ben de “İyi günler efendim, nasılsınız” deyip sonradan “Nereden hatırlıyorum” diye kafa yoruyordum.

 

Levent Yüksel’in “2. CD”si: İnsanlar ilk albümden sonra sürekli markete gidip “Levent Yüksel’in ikinci albümü geldi mi” diye sordukları için ismini böyle koyduk. Sanatçı olduğumu bana hissettiren ilk albümdür. Çünkü ilk kez solo konserler vermeye başladım. Öncesinde buna yetecek sayıda şarkım yoktu. Konser için en az 20 şarkınız olmalı. Öbür türlü ya çaldığını bir daha çalacaksın ya da başkasından bulduğun popüler şarkıları “Bakın şarkı söylüyorum” diye satmaya çalışacaksın.

 

Bir Daha: Kemik dinleyicimi kaybettim. Ama daha geniş bir kesim tarafından ilgi gördü. Burnum havalara kalkmıştı. Allah’tan kemik dinleyicimle sonradan yine birleştik.

 

Adı Menekşe: Şarkıları söylemek için toplasan 12 saat kaldım stüdyoda. Albüm çıktı. Kapağında bir resim var. Resmen “Beni alma” diyor. Diğer albümler çok satınca “Ne söylesem alıyorlar” durumuna geçmiştim. Sonradan kafama dank etti.

 

Aşkla: İlk prodüktörlük deneyimimdi. Kendimle baş başa kaldığım ve müziğimi ortaya çıkardığım albümdü.

 

Uslanmadım: Süperdi. Erol Köse’yle çalışmıştık. Süper bir adamdı o da.

 

Kadın şarkıları: “Sen bu kadın şarkılarını çok güzel söylüyorsun” dediler, işe giriştik. 12 ünlü kadın şarkıcının 12 bildik şarkısını yorumladığım çok güzel bir albüm oldu.

 

Aşk Mümkün müdür Hâlâ: Sözleri Murathan Mungan’a ait. Bestecisi Taner Ayan. Çok ses getiren bir parçaydı. Bir tane de benim şarkım vardı ‘Hangimiz’ diye. O unutuldu gitti.

 

Topyekûn: 45-50 yaş bir tenör için en can alıcı yaşlardır. Söylediğiniz kelimeler karşı tarafın içine işler. Oturmuş bir sestir. Benim için de böyle bir albüm oldu. İlgi göreceğini biliyordum.

 

Röportaj: Pınar Erbaş

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1656

  • 3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?
    3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2304

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 2015

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 1006

  • Tulum peynirli pankek
    Tulum peynirli pankek

    Süresi : 00:54 İzlenme : 1660

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön