Christophe Grangé: "Okurlarım tetikte olsun!"

Jean-Christophe Grangé denince aklınıza ne geliyor?

Christophe Grangé: "Okurlarım tetikte olsun!"

Kurtlar İmparatorluğu, Taş Meclisi, Kızıl Nehirler, Ölü Ruhlar Ormanı, Şeytan Yemini, Siyah Kan, Zener’in Laneti... Benim aklıma gelen bunlar. Hemen peşinden de içimi derin bir ürperti kaplıyor. Kitap adlarına baksanıza; hiçbirinin çiçekten, böcekten, iç rahatlatıcı sevimli şeylerden bahsetmediği kesin.

Grangé, her biri yayımlanır yayımlanmaz listelere yerleşen ve satış rekorlarıkıran eserlerinde cinayetlerden, mafya ilişkilerinden, insan kurban edilen pagannayinlerinden, siyasi suçlardan ve bilumum ürkütücü şeyden söz ediyor. Arada da güzel kadınlar ve soluk kesen kovalamaca sahneleri oluyor. Televizyon ve sinema dünyasının onu bağrına basmasının sebeplerinden biri bu. Dünyanın ve Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından Jean- Christophe Grangé bu hafta İstanbul’daydı. Onunla, binlerce profesyoneli biraraya getiren Pazarlama Zirvesi’nde yaptığı konuşmadan hemen önce bir
röportaj yaptım.

Bu Parisli zarif beyefendinin futbol terimleriyle konuştuğunu, çalışırken iki saatte bir şekerleme yaparak güç topladığını ve opera ya da thrash metal dinlemezse bir türlü yazamadığını öğrenmenin beni şaşırttığını söylemeliyim. Gerisini kendisinden dinleyin...

"Kötülük, romanlarımın çekirdeği"

Size Fransızların Stephen King’i diyorlar, neden?
Okura benzer şeyler sunduğumuz için herhalde. İkimiz de olay örgüsü kurarken iyiyiz ve gerilimi belli bir dozun üstünde tutmayı başarıyoruz. Öte yandan King’den farklı olarak benim bir edebiyat geçmişim var. Bu yüzden de okur olarak elimdeki kitaptan kurgu ve gerilimden fazlasını bekliyorum. Beni
heyecanlandıran şey bir romanın üslubu. Yazar olarak da üslubu çok önemsiyorum.

Okur niçin gerilim romanlarını bu kadar seviyor? Niçin kötülük ve şiddete dair okumak bizi bu kadar heyecanlandırıyor?
Gerilim romanları masal gibi. Tek fark, çocuklar için değil büyükler için yazılmış olmaları. İkisinde de okuduğumuz şeyin sadece bir hikâye olduğunu biliriz ve gene de korkarız, ürpeririz, üzülürüz... Öte yandan hikâyedeki korkunun, ölümün ve şiddetin gerçek olmadığının, hayatımızı doğrudan etkilemeyeceğinin farkında olduğumuz için keyfimiz yerindedir. Bana kalırsa, masalları ve gerilim romanlarını sevmemizin sebebi tam da bu paradoksta yatıyor. Bizi hem korkutuyor, hem de rahatlatıyorlar.

Kitaplarınızda politik unsurlar da oluyor. Mesela Kurtlar İmparatorluğu’nda Türkiye’nin politik meselelerine bile değiniyordunuz...
Her şey politiktir. Ama kitaplarımın doğrudan politik mesajlar içermemelerine gayret ederim.
Yazar olarak beni ilgilendiren şey, anlattığım hikâyedeki ruh ve yarattığım karakterlerin ilginçliğidir. Mesajı bulup çıkarmak okura kalır.

O kadar da masum değilsiniz bence. Sonuçta yazar olarak yarattığınız kötülük ve şiddetten siz sorumlusunuz. Size göre kötülük nedir?
Kötülük benim romanlarımın çekirdeğidir. Kötülükle çok uğraşıyor, onu çok anlatıyorum çünkü kötülük fikrine tahammül edemiyorum. Bıraksanız bu konuda saatlerce konuşurum ama özetle şu kadarını söyleyeyim: Tanrı her neredeyse kendisiyle aramızda bir mesafe bıraktı. Bununla yetinip olduğumuz yerde kalabiliriz. Başka seçimler de mümkün, Tanrı’ya yaklaşmayı seçebiliriz mesela yahut ondan uzaklaşmayı. Benim kötülük tarifimi soruyorsunuz, açıkçası çok enteresan bir şey söyleyemem: Kayıtsızlık, laubalilik, bir de omurgadan ve belirli ahlaki ilkelerden yoksun olma hali belki. Kusurlarımızı düzeltmeye çalışmak bazen bize zor gelir, o yüzden de onların arasında tembel bir şekilde boğulmayı ve bu sırada başkalarını da boğmayı tercih ederiz. Kötülük budur işte.

Yazdığınız her roman anında çok satanlar listelerine giriyor. Başarınızın bir sırrı var mı?
Bir sırrım yok. Zihnimdeki hikâyeleri en iyi aktarmanın yolunu arıyorum. O hikâyenin orijinal olmasını da istiyorum. Okurlarıma duyduğum sevgi ve saygı, romanlarımda onları şaşırtacak yeni entrikalar ve tuzaklar icat etmemi gerektiriyor. Onların uyanık kalmasını, tetikte olmasını
istiyorum.

Röportaj: Gülenay Börekçi

Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1878

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 966

  • Tulum peynirli pankek
    Tulum peynirli pankek

    Süresi : 00:54 İzlenme : 1649

  • Tok tutan salata nasıl yapılır?
    Tok tutan salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1103

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 1172

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön