Aydınlanma

 

Siz evrenin ilahi amacının gerçekleşmesini sağlamak için buradasınız. Siz işte bu kadar önemlisiniz” diyor, Eckhart Tolle.

 

“Bizleri bu kadar önemli kılan, evrenin ilahi amacı nedir?” diye düşünmemi sağlıyor bu cümle. Çok felsefi bir şey olmadığını hissediyorum. Aslında belki de çok basit. Ancak kişisel olarak edindiğimiz ya da toplum tarafından bize yüklenen farklı rol ve amaçlar ile, bildiğimiz ama sonradan unuttuğumuz, bir şey bu. Kuvvetli olarak böyle hissediyorum.

 

Zihinlerimiz bize neler söylüyor? Bu konu ile doğru bir şekilde ilgilendiğimizde, cevapların arka arkaya geleceğini hissediyorum.

 

İnsanın vermesi gereken en büyük sınav zihni ile olandır.

 

Etrafıma baktığımda, toplumsal olarak, düşünme biçimlerimizin çok ciddi bir biçimde hastalandığına tanık oluyorum.

 

Korkular, kaygılar, düşmanlıklar, güvensizliklerden… (çoğaltılabilir) oluşan bir toz bulutu içinden bakıyoruz hayata…

 

Kendimi sevmiyorum.

 

Erkeklere/kadınlara güvenilmez.

 

Elimde olsa yapardım.

 

Ben neler yaşıyorum biliyor musun?

 

Neden bu benim başıma geliyor?

 

Zihnimizden geçenlerin ne olduğunu anlamak ve değiştirmek kendimiz ve dünya için yapabileceğimiz en önemli şey.

 

Kolektif bilinç yolu ile, zihinlerimiz ele geçirilmiş durumda. Aynı endişeleri, korkuları yaşıyoruz, benzer düşünme kalıpları yaratıp, çocuklarımıza aktarıyoruz. Kendi cehennemlerimizi yarattık ve içinde yanıyoruz.

 

Çocuklarımız acı içindeler, kendi yarattığımıza benzer cehennemleri onların da yaratmalarını istiyor ve bekliyoruz. O yüzden mutsuzlar, direniyorlar, canlılıkları gitmiş, içten içe yanıyorlar.

 

Oysa çocuklar her zaman yaşam sevincini içlerinde yaşarlar.

 

Biz bunu yaşamak için mi geldik dünyaya? Bu mu amacımız?

 

Hayır.

 

Aydınlanma, zihnini kontrol etmeyi öğrenerek, kendi hayatını yaratma sürecinin farkına varmak, gücünü ve potansiyelini kullanabilmektir.


Aydınlanma kim olduğunu bilmektir.

 

Aydınlanma, evren içindeki önemini bilmek, onunla birlikte akabilmektir.

 

Aydınlanma için değiştirmemiz gereken en önemli paradigmamız;

“Her şey benim dışımda zaten var, koskoca evrende küçücük bir nokta bile değilken, ben ne yapabilirim ki?” düşüncesinden,

 

“Hayatımın mimarı benim, sorumluluk bana ait, istediğimde her şeyi yapma gücüne sahibim, varoluşumda bu zaten var” düşüncesine geçiştir.

 

Çocukluktan itibaren “sen yetersizsin yapamazsın” düşüncesi ile eğitildiğimizden ve çocuklarımızı da bu şekilde eğittiğimizden bu geçiş bize zor gelir.

 

Varlık, ihtiyaç hissedebileceği her şeye sahip ve istediği her şeyi yaratabilecek güç ile donatılmış olarak dünyaya gelir.

 

Hiçbir şeye muktedir değilim ya da her şeyi yapmaya muktedirim.

 

Yetersiz hissetmekten, yeterli hissetmeye, güçlü hissetmeye geçiş, sadece zihnimizdeki bu düşünceyi değiştirmekle olabilir.

 

Bu düşünce, bizleri zincirlenmiş kalıplarımızın dışında tutar. Özgürleştirir.

 

İnandıklarımız sahip olduğumuz her şeyimizdir.

 

Nelere inandığınızın farkında mısınız?

 

Şimdi alın kağıdı kalemi elinize dökün bakalım.

 

Zihninizdeki inanç kalıpları nelermiş?

Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0

  • "Boşaltılamayan her duygu bedende birikir..."
    "Boşaltılamayan her duygu bedende birikir..."

    Süresi : 07:13 İzlenme : 2987

  • Pişirmeden pasta nasıl yapılır?
    Pişirmeden pasta nasıl yapılır?

    Süresi : 01:07 İzlenme : 1650

  • Yüz şekline uygun saç modeli nasıl belirlenir?
    Yüz şekline uygun saç modeli nasıl...

    Süresi : 02:25 İzlenme : 2386

  • Hipnozla doğum nedir?
    Hipnozla doğum nedir?

    Süresi : 02:58 İzlenme : 910

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 2624

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön