İnsan ne ister?

Sabah kahvecinin birinde kahve almak için sırada beklerken önümdeki adam söylenmeye başladı: "Altı kişisiniz, çok yavaşsınız, iki saattir siparişimi alamadınız" vs. Benim siparişim alınırken de araya girip söylendi. Kasadaki çalışan “sizin ne vardı?” diye sorunca bu sefer onu azarlamaya başladı, elindeki beş lirayı havada sallayarak: “Siparişi takip etmiyorsun bak, işinizi düzgün yapmıyorsunuz.”

 

“Beyefendi kahvenizi alın gidin,” dedim huzursuzlanıp. “Sabah sabah gelmiş burada insanları azarlıyorsunuz!”

 

“Ama hizmet sektörü bu, böyle olmaz, bu kadar bekletemezler insanları…”

 

Alacağı bir filtre kahve, vereceği de üç beş lira para. Nasıl ciddi. Nasıl öfkeli.

 

“Siz onların patronu musunuz?” dedim. “İşin nasıl yapılacağını en iyi siz biliyorsanız, geçin oraya siz hazırlayın kahveleri.”

 

“Şimdi toplum avukatı mı kesildiniz?” dedi bana. “Evet, neden olmasın,” dedim, mevzu uzadı. Böyle saçma ve gergin diyaloglara girdiğimde hemen öfkelenirim, elim ayağım karışır, genellikle de söyleyeceğimi söyleyemem, canım sıkılır. Mevzu adamın şöyle demesiyle uzadı:

 

“Ya bırakın allahaşkına, zaten bombalar patlıyor siz gelmiş burada…”

 

Ne bombası ya... Gerçekten mi? Gelmiş sen burada insanların huzurunu kaçırıyorsun sabahın köründe? Al kahveni git!

 

Biraz daha söylendi, ben de biraz daha söylendim, sonra söylene söylene gitti. Çalışanlar gülüp teşekkür ettiler. Diğer müşteriler de söylenmeye başladı “işte bunun gibiler yüzünden…” diye.

 

**

 

İnsan nezaket ister. Her şeyin hızlıca halledildiği, keyfini çıkaracağımız bir kahvenin bile koştura koştura hazırlanmasını istediğimiz, ihtiyaçlarımız anında karşılansın diye kaosu mazur gördüğümüz bir dünyaya çevirdik burayı. Oysa biraz nezaket, hepimizin ihtiyacı.

 



İnsan biraz gülümseme ister.
Patlayan bombaları, silahları, hayatını kaybeden onlarca insanın haberini aldığımız her gün bizim de ömrümüzden ömür gidiyor. Canımız yanıyor. Öfkeleniyoruz, güvende hissedemediğimiz her an biraz daha saldırganlaşıyoruz. Benim çevremdeki bu olumsuzluklarla mücadele etme yöntemim, gülümsemenin yeni yollarını araştırmak. En tahammülsüz olduğum anda bile; herkesin, her şeyin, gözüme kaçmış ve bir türlü çıkmayan bir toz parçacığı gibi canımdan bezdirdiği zamanlarda bile, yapabileceğimin en iyisi bu. Nazi kampında oğlunu neşelendirmeye çalışan adamın o hepimizi ağlatan gülümsemesini hatırlayın. 

 

İnsan denge ister. Dünyada barış, huzur ve denge arıyorsan eğer, eskilerin hep dediği gibi, hep kendi yüreğinden başlamalı. Benim ruh halim, benim duygularım; olumlu ya da olumsuz olduğunda bile, dengede olabildiğinde ancak dünyanın halini mazur görebiliyorum.

 

İnsan huzur ister. Huzur da birinin çarşıdan alıp getirip sana verebileceği bir şey değildir. Bazen, bazı şeyler sendeki huzuru tetikler; bankta otururken tependen cıvırdayarak geçen bir papağan ailesi, denizden doğru yüzüne esen ferah bir rüzgar parçası, çatlayacakmış gibi kahkaha atan küçük kıvırcık saçlı bir çocuk. Güzel hikayeler. Özene bezene yaratılmış şarkılar. Halihazırda var olan bir huzuru tetikleyecek, gün yüzüne çıkaracak şeyler bulmak o kadar da zor olmamalı.

 

İnsan güven ister. Bütün ülkenin, tüm dünyanın güvenli, dengeli, mutlu bir yer olmasını istemekle karıştırmamalı ama. Üç günlük ömürde kalbinin bütün kıvrımlarıyla sevdiğin, saçının teline zarar gelse paramparça olacağını düşündüğün birileri illa ki var. İsterim ki hiç kimse, sevdiğinin başına kötü bir şey geldiği haberini almak zorunda kalmasın, kimseler, hele ki bazı adamların bazı dertleri ve savaşları yüzünden, canından olmasın. Ama bu can bu bedende olduğu sürece sevdiğini, sevildiğini ve o mis kokulu omuzlara yaslanabildiği sürece mânen güvende olduğunu bilsin.

 

Güvende olmak demek ‘ölmeyeceğinin garanti altına alınması’ demek olmayabilir. Maslow’un İhtiyaçlar Piramidi’ni kandırıp, güvenlik aşamasını bu mis kokulu omuzlarla atlayarak sevme, sevilme, ait olma aşamasına geçebiliriz belki. ‘Güven’ tanımımızı gözden geçirebiliriz belki.

 

Ben üç günlük ömrümde mutlu olmak için birilerinin savaşmayı bırakmasını bekleyecek değilim. Bombalar patlıyor diye gidip insanları azarlamanın yollarını da aramayacağım. Biliyorum ki bir gün bana ya da sevdiklerime de zarar verebilir bu hal, bencilce görmezden gelmeye çalışmıyorum. Elbette korkuyorum. Hatta aklım çıkıyor düşündükçe. Yasımı tutup, üzüntüme sahip çıkacağım ama bu yası, yanında huzurlu olabildiğim, birlikte gülebildiğim insanlara daha sık ve daha sıkı sarılmak için dönüştüreceğim, başka çarem yok. Bu öfkeyi, bu tahammülsüzlüğü, bu güvensizliği dönüştürmenin ve değerlendirmenin bir yolunu bulamazsam, bir sabah ben de kahvemi beş dakika geç getiren insanlara bağırmaya başlayabilirim. Bir şeylerin nasıl daha iyi olacağını bildiğimden öfkeyle emin olduğumda, böyle bir sürecin sonunda, günün birinde ben de elime bir silah alabilirim. 

 

Bu ‘bağıran adam’ın bende en çok neyi tetiklediğini düşündüm ofise gelene kadar. Benim bir versiyonum olmalıydı o da muhakkak. Benim tahammülsüzlüğüm, huzursuzluğum, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi beğenemediğim bir versiyonumdu.

 

Kendi kendine söylenerek başlıyor süreç, sonra sosyal medyada bazı insanlara bela okuyarak, bas bas bağırarak ilerliyor. Bağırdıkça sinirleniyor, tahammülsüzleşiyor ve daha çok bağırıyor. Sonra karşılaştığı insanlara da bağırmaya başlıyor. Sonra sevdiklerine de. Zaten huzuru mumla aradığımız bir ortamda bu bağırış çığırış herkesi iyice çileden çıkarıyor, kaosu besliyor.

 

İnsan sükunet ister. Ben kimseye bağırmamayı, kimseye bela okumamayı, dengede kalmayı seçiyorum. Dengem bozuldu mu, söylenmeye başladım mı da kendime karşı nazik olmayı ve tekrar dengelenmeyi denemeyi seçiyorum. Üzüntümü, yasımı, huzursuzluğumu, öfkemi da sakince yaşayabilmek ve hala, her şeye rağmen, bir şeyleri sevebilmek istiyorum.

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
3
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    08 Ocak 2017 Pazar 12:28

    Hayatin her aninda hepimiz öyle gerginiz ki yazinizla karsilasmak iyi cok iyi geldi..

    Cevapla
  •  
    06 Ocak 2017 Cuma 15:07

    öfke sadece insanın kendisine zarar veriyor çok doğru

    Cevapla
  •  
    06 Ocak 2017 Cuma 14:13

    Ne kadar anlamlı ve güzel cümleler

    Cevapla

  • Zeytinyağlı enginar nasıl yapılır?
    Zeytinyağlı enginar nasıl yapılır?

    Süresi : İzlenme : 1712

  • Çin yemeği tarifi
    Çin yemeği tarifi

    Süresi : 00:59 İzlenme : 347

  • Tiramisu nasıl yapılır?
    Tiramisu nasıl yapılır?

    Süresi : 00:47 İzlenme : 934

  • Evde kot eskitme nasıl yapılır?
    Evde kot eskitme nasıl yapılır?

    Süresi : 00:56 İzlenme : 2850

  • Oje sağlığa zararlı mı?
    Oje sağlığa zararlı mı?

    Süresi : İzlenme : 4380

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön