Bak ne diycem...
French Oje

Ben bunları hiç anlamıyorum!

26 Eylül 2013 Perşembe

Bazen twitter’dan kısa kısa 140 karaktere sığacak kadar, hayatta anlamadığım, bazen kızdığım, en çok şaşırdığım şeyleri yazıyorum. Burada biraz daha açayım dedim, içimde kalmasın…

 

Ölü, işkence görmüş, oldukça kötü durumdaki insan ve hayvanların fotoğrafları paylaşmak: Bunlara bakmak, bazı insanlar için zevktir. Bu insanların ne derece hasta ruhlu olduklarını düşünmek bile istemiyorum. Ama benim takıldığım, mesela, hayvansever geçinip de ölmüş, kan revan içindeki hayvanların fotoğraflarını sansürsüz paylaşan, aklı sıra buna dikkat çekmeye çalışanlar… Ben hayatımda böyle saçmalık görmedim. Güzel kardeşim, bakmışsın, senin zaten net bir şekilde bakmayı için kaldırmış, yaymaya karar vermişsin ama o fotoğrafı istem dışı görüp çok etkilenenler ne yapsın? O durumda o vahşete dikkat çekmek yerine açık söyliyim, küfürleri topluyorsun bir anda. Valla ben o kişileri silmekle kalmayıp, direkt engelliyorum. Tavsiye ederim…


Birinin kötü bir takliti olmak, bunu da alenen yapmak: Şu hayatta hepimize verilen bir yetenek, bir akıl, bambaşka bir stil, illa ki bir şey varken, sen neden başkasının taklidi oldun mesela? Neden yapılmışı yaptın? Neden hiçbir farkın yok. Hadi yapılanı yaptın, ne diye daha kötüsünü yapıyorsun? Daha kalitelisini, daha dikkat çekenini, daha iyisini yap. O zaman belki derler ki “yapmış ama daha iyisi olmuş” belki önce yapan beceriksiz kalır yanında, havalı görünürsün. Ama ne olur, taklit olma. Emin ol, herkesten farklı bir şey yapabilecek bir yeteneğin vardır. Üşenme, biraz düşün, kafa patlat yeter…


Hiçbir şeyi zamanında, tadında, yaşında bırakmamak: Ben lisedeyken, gözlerimizin altına, şu anda kapatıcı sürdüğümüz yere, beyaz far sürerdik. Aydınlık gözükürdü – sanırdık ama şu an o fotoğraflarıma bakmak bile istemiyorum, biri onları yaksın lütfen-ama lisedeydik işte. Bitti o dönem, o moda, o yaşlar. Bit-ti. Yapmayın ne olur, hala gözünün altı epey beyaz kadınlar görüyorum, yapmayın rica ediyorum. O kalın kemerleri tişörtünüzle poponuzun üzerine takmayın. Bitti o. Vedalaşın kemerlerle. Saçlarınızı dümdüz fönletip, ortadan ayırıp, öndeki saçları da arkaya doğru kıvırttırmayın geyik gibi. Ne olur artık…


İnternette takip ettiğiniz insanlara yorum olarak hakaretleri sıralamak: Madem çok sinir oluyorsunuz, takip etmeyin. Takip ettiğiniz kişinin büyük ihtimalle umrunda bile değilsiniz zaten. Ne sinirleriniz bozulsun habire, ne yazarken parmaklarınız yorulsun ne de durup dururken blocklanın… değil mi ama?


İnsanların fiziksel özellikleriyle dalga geçmek: Çocuksundur, anlarım. Aklın kesmiyordur, ailende ne görüyorsan onu yaparsın, sorumlu değilsindir konuştuklarından, anlarım hepsini. Ama bilmem kaç yaşına gelmişsen hala kendi güzeller güzeli(!) tipine bakmadan, öyle uluorta, özellikle görebileceği, duyabileceği şekilde biriyle dalga geçiyorsan, ben senin akli dengenden şüphe ederim. Takip ettiğim insanlara, bana, nerde bir hakaret eden görsem, profiline girer bakarım. Ve genellikle şöyle olur –hatta hiç şaşmaz- “burnunu yaptır” diyenin, dünyalar kadar büyük ve oldukça kemerli bir bunu vardır. “İğrençsin” diyen genellikle itici ve sevimsizdir, her fotoğrafından anlaşılır zaten bu, “şişkosun” diyenlerinse hakikaten maşallahı vardır… Birinin fiziksel bir özelliğine laf söylemek için hakikaten kusursuz olmalısınız. Ama zaten çok güzel insanların da böyle şeylerle uğraştığına hiç şahit olmadım…

 

 



SERVİS
Tüm Yazarlar