Aşk & İlişkiler Müdürü
Hande Şarman

Yalnızlık değil, mutsuzluk ömür boyu

22 Şubat 2012 Çarşamba

 

Geçenlerde Elif'ten (Key) öğrendim; IPSOS’un dünya genelinde yaptığı Mutluluk Araştırması”nda dünyanın en mutlu üçüncü halkı Türkler çıkmış.

 

Ama bazı insanlar var ki mutsuz olduklarını söyleyip “ühühühühü” ağlamaktan, mutlu olmak için çaba sarf etmeye zamanları kalmıyor. Demek ki sadece “Hı hı evet çok mutluyum” diyorlar.


Bazılarının, kolaylıkla mutlu olabilmek için her türlü imkanları varken içinde kayboldukları büyük mutsuzluğun derinliği insanı ürkütüyor.


Mutluluğun emek isteyen bir şey olduğunun fark edilmemesi ise beni çok üzüyor.


Zaten ben artık bazılarının gerçekten mutlu olmak istemediklerine de ikna oldum. Mutluluğu, burnunun ucunda olduğu halde göremeyen, görmek istemeyen, mutluluğun “uzaaak, çok uzak diyarlardan”, “esrarengiz bir yabancı tarafından” ayaklarına getirilip önüne bırakılacağından o kadar eminler ki bir şeyler yapmaları gerektiğini çoktan unutmuşlar.


Mutluluk o kadar onların dışında, o kadar onlardan uzak bir “şey” ki, “mutluluk”la başlayan hiçbir cümlede kendi isimleri geçemiyor.

 

Mutsuzluğa kodlanmış birini ancak anlarda mutlu edebilirsiniz. Mutlak mutluluğa inançları yoktur zaten. “İnsan sürekli mutlu olamaz ki zaten canım!” der çıkarlar işin içinden. Oysa misal bana gelip sorsanız, “Mutlu musun?” diye, alacağınız cevap bellidir: “Evet. Çok!” Ve yooo hayır, deli filan da değilim. Kendimi de kandırmıyorum.

 

Aşk misali binbir tarifi var gibi görünse de mutluluk tamamen insanın mutlu olmak istemesiyle ilgili bir şey... Tatminsizlik, hırs, yetersizlik ise bambaşka konular. Karıştırmamak lazım. Hele yalnızlığın, mutlulukla ilişkisi görünenden çok daha karmaşık... Bazen insan kalabalıkken mutsuz olur, bazen yalnızken çok mutlu...

 

Mutluluğun gözü kördür, Yalnızlık sağır./ Ondandır biri tökezleyerek yürür,/ Öbürü uykusunda bile bağırır” diyen Özdemir Asaf, ne güzel demiş... Evet, kabul; “yalnızlık Allaha mahsus” derler. İnsan daima kendisini tamamlayanı, eşini arar... Ama bulduğunda da “Acaba buldum mu? Bu o mu?”, “Beni ne zaman terk edecek? Kesin çekip gidecek”, “Başkaları ne kadar da mutlu”, “Ben çok kıymetliyim, bana yeteri kadar kıymet vermiyor” diye diye bihal oluyor insanlar.


Sorgulamak, kendisine denk olanı aramak normal de kendi elleriyle kendi mutluluğunu engellemek çok acı. Çünkü insan bazen bir şeyin, birinin değerini ancak kaybedince anlıyor.

 

Acaba mı?” dediğiniz insan için ne kadar emek verdiğinizi sorgulamakta aman geç kalmayın da...



SERVİS