Evlat

 

Geri sayım başladı. Geçmesini istemediğimiz anlarda, zaman neden bu kadar hızlı akar gider? Neden tek tutulmayan, ya da kaçamadığımız zamandır? Oysa daha dün gibiydi. “Bakkala ben yalnız giderim” dediğinde, “ Evet” demiştim. Ama itiraf ediyorum, arkandan gelmiştim. En zoru, dönüşte, senden önce apartmana girip, kapıyı açmak olmuştu. Tuhaf tuhaf yüzüme bakmıştın, kan ter içinde karşında görünce beni.

 

Çok özel bir şey, biliyor musun? Evlat, ayrı bir deneyim. Karnında büyüyor. Sonra minicik sana bakarken, bu mucizeye bir türlü inanamıyorsun. Hele büyüdüğünde, “Zaman nasıl geçti de, şimdi o, 50 cm olan varlık, bu kadar büyüdü ve boyumu geçti?” diyorsun. Hatırlar mısın bilmiyorum? Sık sık, beni geçtin mi diye boyumuzu ölçerdik. Artık gerek yok sanırım. Fark 20 cm’i buldu. Artık patlıcan ayakları ısırmak ve koklamak mümkün değil.

 

Dört ya da beş yaşındaydın. Birlikte paylaştığımız odadaki ranzanın birinci katında yatarken, yanıma gelmiştin. Gözyaşlarımı senden saklamaya çalışmış, ama başaramamıştım. O tatlı gözlerini gözlerime dikip, “Neden ağlıyorsun?” demiştin. Ben hala unutamadığım bir aptallık yapıp, “Mutlu değilim” demiştim. Sen gözyaşlarımı silip, “Ben seni mutlu ederim anne” demiştin o küçücük yüreğinle. Şimdiki aklım ve bilincim olsa, buna başka bir cevap verirdim. Derdim ki ”Canım oğlum, herkes kendi mutluluğundan sorumlu.”

 

Şimdi söylesem olur mu? Bu yükü aldıysan bırak, olur mu? Sana ait olmayan her şeyi bırak. Çünkü sen, hayatımda olan en güzel şeylerden birisin.

 

Eskiden, “Bu kadar da olmaz” dediğim zamanlarda, “Gözlerimi kapatıp gitsem mi?” diye düşündüğüm anlarda, senin o güzel yüzün, hayalimin tam ortasına düşer ve beni gerçeğe geri döndürürdü. Senin varlığın, içimdeki kahramanı bulmamı sağladı. Belli ki büyükbaba planladı bunu. Bana kalmam için güzel bir neden verdi ve şimdi, geç kalmış ama tam zamanında söylenecek bir şeyi daha sana söylemek istiyorum;

 

Sen kendi varlığını mutlu ettikçe, hayallerinin peşinden gittikçe, ben zaten mutluyum.”

 

Sen 6-7 yaşlarında iken bir şiir yazmıştım, büyüdüğünde sana vermek için. Çok cesurcaydı kelimeler. Ne de olsa, o zaman yıllar vardı o ana. Oysa şimdi tam içindeyiz. Yaşıyoruz. O zaman yüreklice yazdığım mısralar şöyleydi; Seni burada bu rıhtımda bırakıyorum. İstediğin yere gidebilmen için. İnsanlar var burada görmediğin. Ve o insanların kokuları. Şen çocuklar geçti buradan, cesur insanlar. Seni burada bu rıhtımda bırakıyorum. İstediğin yere gitmen ve kendini bulman için.

 

Kolay tabii bırakmak, bırakmayacağın zaman…


Sen bu satırları okurken, uçakta olacaksın. Bense, gönül dostlarımla bu yazıyı paylaşmış olacağım. Dertleşeceğiz, şakalaşacağız. Biliyorum, seni uğurlarken boynum biraz bükük kaldı. Tamamen duygu sömürüsü, inanma. Arkandan gelemesem bile, sevgim ve dualarım seninle. Üstelik acayip gurur duyuyorum seninle. Benim senin yaşlarındayken yapamadıklarımı, sen yapıyorsun. Ne güzel! Evladın olduğunda, yaratan bir şans veriyor yapamadıklarını yapman için. Sevdim bu farkındalığı.

 

Sen de beni anla yalnız. “Arkadaşlarla yurt dışına gidiyoruz” sözü, Otel serisini izlemiş bir anneye söylenecek en son şey bile değil. Neyse, sen yine de kimsenin elinden bir şey içme. Bir gözün açık uyu. Her ne kadar iyi arkadaş olursa olsun, annelerin, yanındaki kişilere her zaman şüphe ile baktığını unutma ve geldiğinde seni karşılarken, benim ilk söyleyeceğim şey ise “Zayıflamışsın” sözü olacak. Bu da, annelerin bir numaralı taktiği. Amaç, “Sana benden daha iyi kimse bakamaz” duygusunu aşılamak.

 

Sanırım bir itirafta daha bulunmam gerekiyor. Seni leylekler getirmedi. Anlatabildim değil mi? Tamam değil mi “OK…”

 

Peki, neden bu mektubu uçakta okumanı istedim? Biliyorum ki daha önce okusaydın, gitmezdin. Bu bile, gitmene ne kadar sevindiğimin bir işareti. İstersen, Zeki Müren’in filmindeki gibi paraşütle atla!..

 

Doğum gününde yazdığım şiirle bitiriyorum mektubumu. Bana ve ailene hediye almayı unutma. Aman boşver, gez, toz, eğlen. Mümkünse biz dahil her şeyi s….. et!

 

EVLAT

Acemiliğime geldin, affet beni e mi…

Ellerin çok minikti, kalbim gibi.

Yine de, elimden geldiğince, aklım yettikçe,

Yanında durdum, biraz şaşkın biraz hayran.

Baktıkça sana, mucizeyi gördüm.

Baktıkça sana, hayaller kurdum.

Yalandı aslında, ben seni değil, sen beni büyüttün.

Sen benim acemiliğime geldin, affet emi…

Küçüktü kalbim, ama çok sevdi seni.

Koşulsuz sevmek neymiş senden öğrendi.

Şimdi artık adam oldun, boyumu geçtin.

Omuzlarında başım, gurur duydum.

Doğru, yanlış derken, sen küçücük ellerinle kendi doğrunu buldun.

Evlat, yerin ayrı kalbimde unutma.

Her daim hatırla.

Annen kokladı öptü seni.

Her daim hatırla.

Hadi artık, hayat bekliyor seni.

Acemiliklerin olduğunda, benim gibi yap, sev birini.

Sevgi öğretiyor her şeyi.

Benim seni sevdiğim gibi…

Annen…

 

 

Yorumlar
10
Onay Bekleyenler
0

  • Doğum nedir?
    Doğum nedir?

    Süresi : 05:31 İzlenme : 24281

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 1965

  • Pet şişelerin altındaki numaralar ne demek?
    Pet şişelerin altındaki numaralar ne demek?

    Süresi : İzlenme : 1713

  • Kamasutra pozisyonları
    Kamasutra pozisyonları

    Süresi : 00:42 İzlenme : 9783

  • Yulaflı şekersiz puding tarifi
    Yulaflı şekersiz puding tarifi

    Süresi : 01:16 İzlenme : 988

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön