“O’nun yerine ben...”

Şimdi'de ve anda olsak da, gelecek için güzel planlar yapsak da, geçmişte yaşadığımız, bizi biz yapan deneyimleri unutmayız. Olması gereken de bu belki de.

 

Benim unutmadığım anlardan biri sevgili ablamın ölümüdür. On yaşında yaşadığım bu deneyimi hafızamda, duygularımda bu kadar güçlü tutan ona olan sevgim mi, yoksa anne ve babamın verdikleri tepkilerle bende oluşturduğu travma mı?

 

Gazeteleri okurken, evladını kaybetmiş anne ve babaların acısını gördüğümde dilimden duam dökülürken, o resmin, o haberin kenarına sıkışmış, burada ben de varım, ben de acıyı yaşıyorum, ben de sevdiğimi kaybettim diyen kardeşlerin bakışları, sanırım beni kendi yaşam çizgimde geriye götürüyor.

 

O sırada onları anlamaya, empati kurmaya çalışmıyorum. Bu deneyimi yaşadığım için kendiliğinden olan bir şey zaten. Bu yüzden siz bilmezsiniz ama ben çoğu zaman o kardeşlerin yanında olurum.

 

Çünkü bu sürede anne ve babalar bir çocukları daha olduğunu, ya da başka çocukları olduğunu unutmuşturlar.

 

Öyle bir acının içindedirler ki o anda arkada kalanların derin bir suçluluk hissettiklerini, içlerinden “Keşke ben ölseydim, senin yerine ben gitseydim,” dediklerini duymazlar.

 

Zaten arkada kalan kardeşlerden çoğu bu duygu, bu düşünce yüzünden hayata tutunmak istemezler, kendi kendilerini sabote ederler.

 

Ya da tüm hayatlarını anne babalarına adarlar, kendi istekleri, hayalleri yokmuş gibi.

 

Ben nasıl mı tutundum?

 

Ben de bu süreçlerden geçtim. Kaç kere zihnimden ablamın yerine kendi gidişimi hayal ettim. Sonra o acının ilk evreleri geçince kendime geldim.

 

Dualarıma, rüyalarıma tutundum. Annem, ablam için bitmeyen bir yas tutarken, benden esirgediği sevgiyi (belki içinde bir yerde haksızlık olarak görüyordu bu sevgiyi vermeyi, yaşamayı) ben hayallerime, tutkularıma güvenerek,  Yaratan’ın beni sevdiğini hiç unutmayarak iyileştirdim.

 

Anlayarak ve onun anne yüreği ile empati kurarak.

 

Evlat acısı asla kolay değil ama ya geride kalan?

 

Anne ve babalar kendilerini bu acıdan sıyırıp kalanlara sarılmadıklarında, aslında farkında olmadan birden çok çocuklarını toprağa veriyorlar.

 

Yaratan’ı küstürüyorlar belki de.

 

Yaşayın acıyı ama ne olur bizi, diğerlerini unutmadan. Kardeşlerin de bir yarısı gidiyor, onlar da en az sizin kadar acı çekiyor. Onların da sarılmaya, bir omuzda ağlamaya ihtiyaçları var.

 

Erkenden büyümeye, gidenin yerini doldurmaya değil!

 

Size annelik babalık etmeye değil!

 

Kendinize gelin, bir yerlerde biri “Neden ben değilim?” diye soruyor.

 

Ona bu soruyu sordurmayın. Ona, onun varlığının da en az giden kadar değerli, güzel olduğunu hissettirin.

Facebook Yorumları
Yorumlar
6
Onay Bekleyenler
0

  • Ton balıklı börek nasıl yapılır?
    Ton balıklı börek nasıl yapılır?

    Süresi : 01:29 İzlenme : 208

  • Baget ekmek içerisinde mini köfteler
    Baget ekmek içerisinde mini köfteler

    Süresi : 01:34 İzlenme : 345

  • Taze soğanlı mısır ekmeği nasıl yapılır?
    Taze soğanlı mısır ekmeği nasıl yapılır?

    Süresi : 01:04 İzlenme : 263

  • Güzel ve Çirkin filminin oyuncularıyla özel röportaj
    Güzel ve Çirkin filminin oyuncularıyla özel...

    Süresi : 01:57 İzlenme : 461

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 423

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön