Necmiye Uçansoy

Hayat öğretmeye devam ediyor

17 Şubat 2012 Cuma

 

Fazla enerjik olsa, az yemek yese, kulağını tutsa, birazcık burnu aksa, çok uyusa hemen bir sorun varmış gibi titreriz üzerine çocuğumuzun. Sanki bir şeyler normal gitmiyormuş gibi hissederiz. Kafamızda binbir türlü tilki gezer. Azıcık ateşi çıksa doktorlara taşınırız hemen. Panikleriz. Sorumuz çoktur. En kıymetlilerimiz, hayattaki en değerli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı büyümesi ve gelişmesi her şeyden önemlidir.


Söylediği kelimeleri, şarkıları kaydederiz, anı olsun diye. Kendi kendine yemek yemeyi özendiririz, öğrensin diye. Kuş çizeriz ona, bizi görsün taklit etsin ve kalem tutsun diye minik elleri. Parka götürürüz, koşsun enerjisini boşaltsın, arkadaşları olsun diye. Ve gıdıklarız,
kahkahaları hiç eksik olmasın diye hayatımızdan.

Peki ya yolunda gitmeyen bir şeyler varsa? Ya her normal çocuğun zamanı geldiğinde yaptığı işleri sizin çocuğunuz yapamıyorsa? Ya siz çok özel bir çocuğun annesiyseniz neler olabilir?


Tanrı bazı annelere çok daha özel çocuklar verir. İsyan etmek, ağlamak, hayata küsmek, yorulmak işe yaramaz. Her şeyi denersiniz. Hiçbir şey hiçbir işe yaramaz. O anlarda karamsar değil umutlu olmak çok zordur.

Özge Uzun, başarılı ve güzel bir haberci. Güçlü bir anne. Çocuğunu sabırla ve umutla hayata bağlamayı başarmış örnek annelerden biri. Mücadeleci bir kadın. Hastalığına tam olarak tanı koyulamamış, Dağhan adında çok özel bir çocuğu var.


Bir yazısını okudum geçenlerde.
Doğduğunda kasları tutmayan, kalbi delik ve kalçaları çıkık olan Dağhan artık 4 yaşına gelmiş ve yürüyemez diyen pek çok doktora inat yürümeye başlamış. O kadar sevindim ki anlatamam. Bu ne büyük bir sevinçtir ailesi için. Diğer gelişmeleri de Özge Uzun'un blogunda buldum. Çok içtenlikle anlatmış, derdini dökmüş yazılara. Canı yansa bile nasıl güçlü kalabildiğini, gözyaşlarını içine akıttığını yazmış. Bu hastalıklarla nasıl yaşayabildiklerini, iş hayatını sanki hiçbir şey olmamış gibi nasıl devam ettirebildiğini anlatmış.


Görmek, dinlemek duygularınızı incitebilir. Kaçmak isteyebilirsiniz. Ama öbür taraftan saklamak problemleri azaltmıyor. Toplumdan o çocuğu soyutlamak işe yaramıyor. Dertler paylaştıkça, anlattıkça rahat bırakır bizi. Topluma örnek olması gereken hikayeler aramızı güçlendirir. Gelinen son durum için o kadar mutlu oldum ki konuyu bilmeyenlerle paylaşmak istedim. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ay yazııık fısıltıları, Allah korusun diye tahtaya vuranlar, sanki bulaşıcı hastalığı varmış gibi çocuklarını uzak tutanlar arasından sıyrılmış Dağhan. Ailesinin fedakarlıklarına yanıt vermiş işte. Dünyaları vermiş Özge Uzun'a.

"Bazen etrafınıza bakarken bulursunuz kendinizi… Diğer çocuklara, ailelere, kadınlara… Merak edersiniz, normal bir anne olmak nasıldır diye? Sizin belki aylarca öğretmeye çalıştığınız bir hareketi, sesi, kelimeyi başka bir çocuğun şıp diye kapması ve bazen annesinin bunun değerini fark edememesi sinirlerinizi bozabilir. ‘Farkına var!’ diye sarsmak istersiniz o anneleri" diyor Özge Uzun.


Özge Hanım mesaj yerine ulaştı. Beni çok sarstınız. Şükretmesini, tanrının bize sunduğu tüm iyiliklerin değerini bilmeyi unutuyoruz çoğu zaman. Hatırlattığınız için teşekkürler. Bence tüm bunları anne olmasaydınız yapamazdınız. Siz cennetlik bir annesiniz.



SERVİS