Bu yazı bir çeşit “40 yaşa nasıl hazırlandım? Nasıl vardım...?” yazısı... Ama sanırım önce bu işin nasıl başladığını kısaca anlatmak lazım.
Doğrusunu isterseniz 1992 yılının şubat ayından beri tek bir mesleğim oldu; tek bir iş bildim yapacak: Gazetecilik…
Dergilere, gazetelere, ilavelere, günlük, haftalık, aylık, sezonluk her tür yayın organına bulaştım. Hala da bulaşmaya devam ediyorum. Tek avantajım işimi çok sevmem ve yaparken eğlenmem oldu.
Neyi iyi yaparım. Neyin hakkını veririm sorularının cevabı, iş seçerken tek tercihim oldu.
Gençken “azma gezme” yazıları yazdım, Moda’dan trendlerden, yediklerimizden, içtiklerimizden bahsettim: Gece hayatı, aşklar, ilişkiler, bu ilişkileri birbirimize anlatırken kullandığımız kelimeler…
Nerelerde ağladığımız, kimlere güldüğünüz, güldürenlere nasıl tav olduğumuz…
Sonra çocuğum oldu. Uzun bir süre anne çocuk yazıları yazdım…
Oğlanla nasıl güldüm, nasıl ağladım. Nasıl beni delirtti, ben nasıl onu çileden çıkarttım, ilk verdiğim yanlış ilaç, ilk okul günü, hastalanmalar, müsamereler, okurlarıma akıl vermelerim, onlardan akıl sormalarım…
Ama hep ortak bir nokta vardı: Tecrübelerimizi paylaşmak…
Mesajımız buydu: “Yalnız değiliz. Biz beraberiz, aynı şeyleri yaşıyoruz ve el ele bunun üstesinden geleceğiz. Bu çocukları adam edeceğiz!”
E ne oldu? Oğlan büyüdü. 11 yaşını bitirdi. Artık, bir çocuk olarak bahsedilecek pek bir tarafı kalmadı. Boyu Cem Yılmaz’ı, kilosu beni devirdi.
Tabii ki son birkaç senede ben, takıntılı bir anne olmaktan da sıyrıldım ve takıntımı 40’ına yaklaşan sağlıklı bir kadın olarak kendime yönelttim!
İki senedir, “tamam ya, bu oğlan da oldu zaten. E koca da evde” tribiyle 40 yaşıma hiç olmadığım kadar iyi girme hırsına büründüm farkında olmadan. Evet, inanın bilincimin altı yaptı bunu bana…
Ne var ki 40’ı devireli az bir süre olmuşken boşanan kadın sınıfına geçtim, son anda bir sürprizle…
Velhasıl, şu anda 41.5 yaşında, bekar, yakışıklı bir ergen sahibi, çok arkadaşı olan ve her hafta yenilerini tanıyan, kıpkızıl uzun saçlı, 1.75 boyunda 66 kilo (ki bu benim için dünya rekorudur, genç kızken bile hatırladığım en düşük kilo 68 idi!), kendine güvenen ama ara ara da dengesizleşme potansiyeline sahip sürprizli bir kadın oldum.
Peki neler yaptım bu 2 senelik ön hazırlık aşamasında:
Gelelim işin psikolojik kısmına…
İşte orası biraz karışık. Belki bu köşe bu kısımda bize daha fazla yardımcı olabilir.
Ben kadınların 25, erkeklerin 40’ında depresyona girdiğini sanırdım. Meğer 25, kadınların son kullanma tarihiymiş! Tabii ki şaka..
Ama 40 yaş depresyonu artık sadece erkeklerin değil, kadınların da yaşadığı bir depresyon olmuş durumda. Pek çok koca, bu yaşlardaki karısının durumunu yaş evresine bağlıyor. Ki amacımız, ileriki günlerde bunu da çözmek. Gerçekten yaş bunalımında mıyız yoksa derdimiz başka mı?
Evet, 40 yaşında kadınlar olarak sıradan bir yaş bunalımı mı geçiriyoruz yoksa artık kendimizi tanımanın, yıllarca hayalini kurduklarımızdan sahip olduklarımız ve olamadıklarımızın hesaplaşmasını mı yapıyoruz?
“Ben nasıl devam etmek istiyorum” mu diyoruz?
Çünkü biliyoruz ki eğer bir şeyleri değiştirme ya da yeniden yapılandırma şansımız varsa, işte tam da o dönemdeyiz.
Bilinçli, akıllı, tecrübeli ve hala heyecanlı 40’lı kadınlar olarak…